SON DAKİKA

Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

Bakış açısı-2

Bakış açısı-2
19 Şubat 2019 - 7:00

Nurdanhaber – Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu 

Bir Bakış
Ülkemize ve islam dünyasına bakalım, bakmakla kalmayıp sebebini sorgulamak lazım. İmanın önemini söylemeye gerek yok ama, iman sahibi olan islam coğrafyasına baktığımızda, mevlanın Kur’anda buyurduğu iman/inanç/yaşam islam coğrafyasında gerçek anlamda olsa idi, müslüman müslümanı katleder, kendisi gibi düşünmeyeni mürted ilan etme zavallılığına girer, düşünen insanları deizme zorlar mıydı.Bir Analiz
Zaten burada problem bakışta belirtildiği gibi iman, inanç ve yaşam islam coğrafyasında gerçek manada bilinmiyor ve yaşanmıyor.
Adeta İnsanlar cahilliklerini, bilgisizliklerini taklidi inançlarını, dinin üzerine atıp; kendi tembelliklerini, kendi yanlışlarını, yaşadıkları gibi inanmalarını dayatmaya çalışıyorlar. Buna da islam kisvesi giydiriyorlar. İslamiyetin kusurlu bulunması için bunların hiçbiri bahane olamaz.
İslam dünyası denince örnek alınacak ilk akla gelen Asr-ı Saadet’tir. Sonra yakın tarihimizde Osmanlı tarihidir. Ne zaman ki biz hak din olan İslâmiyet’e sarıldık yükseldik, geliştik, terakki ettik. Ne zaman ki biz İslamiyetten uzaklaştık maalesef geri kaldık.
İslâmiyet’e sarıldığımız müddetce hem bilimde, hem teknolojide, hem tıpta, hem fen bilimlerinde, insanlık dünyasında örnek olduk. Ancak bizim terakkimizi, yükselmemizi, bilimsel aktivitelerimizi ve buluşlarımızı açığa vurmak gurur ve kibir olduğu için mütevazi İslam topluluğu ve islam bilim adamları bunun reklamını yapmamıştır.
Diğer taraftan Avrupa ve Amerika ise kendi dinlerinden veya tarif edilmiş dinlerinden uzaklaştıkça maddeten terakki etmişler, yükselmişler, bilimsel aktiviteler ortaya koymuşlar.
Burada bilim adamlarımız çok aktivite göstermiş, buluşlar yapmış ve bilime büyük katkılarda bulunmuşlar. Ancak maalesef gayr-ı müslim bilim adamları, bizim bilim adamlarımızın yeni buluş ve icatlarını gasp etmişler, kendilerine mal etmişler.
Şu anda İslam’ın sayılamayacak Nobel ödülü alacak bilim adamlarından, onlarcası, bilim alanında icatları ile elimde mevcuttur. Yapılan araştırmalar ve buluşların her birisi Avrupa’lılara ve Amerika’lılara mal edilmiş. Buna ne denir?
Medeni ecnebilere başka bir açıdan bakalım; işte son zamanlarda Amerika Birleşik Devletleri’nin gerek Filistin’e gerek Afganistan’a, gerek Venezuela’ya ve benzer, uygulamış olduğu yaptırımlar ortadayken, buna medeniyet denebilir mi?
Irak’tan, Suriye’den iltica eden o kadar insan ile ülkemiz ekmeğini bölüşüp paylaşırken, Amerika’nın kendisine iltica etmek isteyenleri, çocuk demeyip, kadın demeyip esir kamplarına hapsetmesi, can güvenliğinin tehdit etmesi medeniyet midir? Şayet bunlar bununla mutlu oluyorlarsa buna mutluluk mu denir? Bu açıdan baktığımızda Avrupa çok mu farklıdır?
“Bin seneden beri İslâmiyet’in bayraktarlığını yapan cengâver ruhlu bir milletin torunları, bu zamanın ve gelecek asırların Müslümanları ve bizler, Kur’an-ı Azîmüşşan’a ve bu zamanda onun tefsiri olan öyle bir rehbere muhtacız ki tahkikî iman dersleriyle, iman mertebelerinde bizleri terakki ve teali ettirsin.”(1)
Bizim özlemini çektiğimiz bir toplum hasreti ancak o zaman giderilir.
O zaman “cesur ve kahraman ve faal ve amel-i salih sahibi, mütedeyyin, müttaki ve bununla beraber, şahsî rahatlık ve menfaatlerini iman ve İslâmiyet’in kurtuluşu uğrunda feda eden, fedai ve mücahid Müslümanlar yetişir, neme lâzımcılıktan kurtarır.”
“Evet, bu asra öyle bir Kur’an tefsiri lâzım ve elzemdir ki (gereklidir ki) akıl, fikir ve mantığı çalıştırsın, ruh ve kalp ve vicdanı tenvir etsin (aydınlatsın). Müslümanları, beşeri (insanlığı) uyandırsın; intibah versin (kendine döndürsün), gafletten (nemelazımcılıktan) kurtarsın (Risale-i Nur gib).” (2)
Buradan görüleceği gibi hem imanın ehemmiyeti çok büyük, hem de gerçek manada bir iman, yani taklidi imandan kurtularak, tahkiki bir iman sahibi olmak ve neslimizi de böyle eğitmek en önemli vazifelerimizden biridir.
Artık bu asırda nedenini, niçinini sorgulamadan, anneden ve babadan görerek almış olduğumuz veya dini derslerle sahip olduğumuz bir iman, bizi beklediğimiz hedeflere götürmesi mümkün değildir.
Şayet biz hastalığı iyi teşhis etmezsek, yanlış ilaçlar kullanılarak şifa elde edemeyiz, hatta daha çok hasta oluruz.
Deizm de okullarda vermiş olduğumuz eğitimin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Yani biz sadece akla hitap ettik, akla hitap ederken dini bilgileri imanla ve tevhid ile ilgili bilgileri vermedik.
Kalbi, ruhu ve vicdanı ihmal ettik, din eğitimi yerine din kültürü dersleri vererek de deizme yardımcı olan müfredatı çocuklarımıza maalesef dayattık. Şimdi de deizmden şikayet ediyoruz.
Oysa islamiyet ve iman esasları bir zincirin halkalarına benzer. O halkalardan bir tanesi koparsa, zincir olma özelliğini kaybeder. Şayet Allah’a, kitaplara, meleklere, peygamberlere, kaza ve kadere, ahiret gününe inanılmazsa veya bunlardan birine inanılmazsa, o zaman zincirin halkasını kopar, zincir özelliğini kaybeder. İslamiyetin de temel hükümleri şartları böyledir.
Bir otomobil fabrikası otomobil üretsin ve vitese taksın yolda kendi kendine bıraksın. Bu otomobil kaza yapmadan hedefine gidebilir mi? Bir sevk eden ve yöneten olmazsa yoluna devam edebilir mi?
İnsanda 100 trilyon hücre var. Her hücrede (çekirdeğinde) 100 trilyon DNA ve her DNA’da 3 milyon DNA baz var olduğu bilimin tesbitidir.
Hücreler kendilerine gelen düşmanlardan kendilerini savunması için 300 enzim saglamaktadır. Bu enzimler zararlı veya kansere dönüşecek hücreleri ortadan kaldırma faaliyet içindedir.
Peki Allah CC insanı yaratıp da kendi kendine bırakırsa, herşeye müdahale etmezse, insan bir saniye hayatını devam ettirebilir mi?
İşte böyle bir yaratıcı hiç mümkün müdür ki yarattıklarından isteklerini kitapları ve peygamberleri vasıtasıyla bildirmesin.
İşte maalesef deizm bugünki Avrupa materyalist eğitiminin bizim başımıza açmış olduğu bir sonuçtur. Çünkü bizim eğitimimiz bizim fıtratımıza, yani yaratılışımıza uygun bir eğitim değildir.

18.02.2019
—————————————
(1). Risale-i Nur, Sözler, 843-847
(2). Risale-i Nur, Sözler, 848