En Çok Yaptığımız Şey“En Kolay İşlediğimiz” 1

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Nurdanhaber – Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

Toplumumuzun içtimai hayatını altüst eden,

ihtilaflara ve tefrikaya sebep olan büyük bir hastalıktır bu şey.

Hazreti Ali’ye (RA) birgün sorarlar,
‘Ya Ali, en büyük günah nedir?
Hazreti Ali (RA)
‘En kolay işlediğindir.’ buyururlar.
Çünkü onun Allah’ın yasak ettiği bir günah olduğunu, Allah’la aranı açmasını önemsemezsin, düşünmezsin bile, kolayca işlersin.’
Birisi hakkımızda bir şey konuştuğunda; o konuştuğu bizi ya memnun eder veya üzer. Bizi üzecek bir şeyin başka yerde konuşulmasını hiç istemeyiz.
Konuşuluyorsa hukukan davacı oluruz. Birisinin arkasından veya yüzüne karşı aleyhinde konuşmak bir fayda vermez.
Bir kimse ile ilgili konuşulanı, onun yanında konuştuğun zaman, onu rahatsız ediyorsa bu şey gıybettir.
Gıybet katil gibidir.
Kardeşinin etini yemektir.
Gıybet içtimai hayatı kökünden yıkar.
“Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi, yaptıklarından sorumludur.” İsrâ 36
Eğer hakkında konuşulan doğru değilse o zaman daha da büyük felaket vardır.
Hem gıybet ve hem de iftira yapılmış olur. İftiranın karşılığı nedir?
“Ey diliyle iman edip de kalplerine iman tam olarak yerleşmeyen kimseler! Müslümanları gıybet etmeyiniz, onların kusurlarını da araştırmayınız! Kim müslümanların kusurlarını araştırırsa Allah da onun kusurlarını araştırır. Allah kimin kusurlarını araştırırsa onu evinin içinde bile olsa rezil eder.”(Ebû Dâvûd, Edeb, 35/4880; Tirmizî, Birr, 85/2032; Đbn-i Kesîr, Tefsir, IV, 229)
“Gıybet odur ki: Gıybet edilen adam hazır olsa idi ve işitse idi, kerahet edip (iğrenecek) darılacaktı. Eğer doğru dese zaten gıybettir. Eğer yalan dese hem gıybet hem iftiradır. İki katlı çirkin bir günahtır.”Mektubat/309
Şimdi en çok kullandığımız şey sosyal medyada, birisi hakkında düşüncelerimizi ve fikirlerimizi tamim etmemizdir. Buna hakkımızın olup olmadığını hiç düşünmüyoruz.
“Mü’minler, boş ve faydasız şeylerden yüz çevirirler.” Mü’minûn 3
Eğer birisinin bir yanlışı düzeltilmek isteniyorsa, o herkese söylenerek düzeltilmez.
Üstelik o kişi hakkında kendimiz gıybet yaptığımız gibi, başkalarını da gıybete ortak ederiz.
Yani adeta günah neşrinde bulunuruz.
Biz bunu nasıl göze alıyoruz, bunun sorumluluğunu kendimiz biliyoruz veya bilmiyoruz, başkasını niye böyle bir sorumluluk altına sokuyoruz. Hakkımız var mı?
Birinin yüzüne karşı konuşulamayacak şeyleri, ifadeleri, arkasından konuşularak herkese tamim etmeye ve yaymaya hakkımız var mı?
Onun için bu tutum insanı, fayda vereceğim zannıyla, aynı zamanda zarar vermek ahmaklığına düşürür.
Peki ne oluyor?
Gayet basit, gıybet edilen kişi hakkında tamim edilen ve neşredilen düşünceleri, ona muhabbet beslemiyen birisi, sanki kendisi söylemiş gibi sahiplenerek, umuma yayıyor, telafisi mümkün olmayan bir sorumluluk altına giriyor.
Bunun hesabını hem gıybete vesile olan hem de bu düşünce içerisine giren nasıl verecek?
Peki gıybet etmekle ne kazanılıyor?
Rasûlullah (s.a.v):
“Bana dünyanın en kıymetli şeylerini verseler, ben yine de bir insanı hoşlanmayacağı bir şekilde taklid edip anmayı kesinlikle istemem” buyuruyorlar. (Ebû Dâvûd, Edeb 35; Tirmizî, Kıyâmet 51)
“İnsan sabahlayınca, bütün organları dil’e baş vurur ve (âdeta ona) şöyle derler:
Bizim haklarımızı korumakta Allah’dan kork.
Biz ancak senin söyleyeceklerinle ceza görürüz.
Biz, sana bağlıyız.
Eğer sen doğru olursan, biz de doğru oluruz.
Eğer sen eğrilir, yoldan çıkarsan biz de sana uyar, senin gibi oluruz.” (Tirmizî, Zühd 61)
(devam edecek) 09.03.2019


Etiketler: , , , ,
Kategoriler: Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?