SON DAKİKA

Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

İzmir’de Tarihi Gün

İzmir’de Tarihi Gün
07 Kasım 2019 - 15:54

NurdanHaber-Özel

İzmir’de Tarihi Gün

Bediüzzaman Hazretlerinin hizmetkar ve talebesi Hüsnü Bayramoğlu İzmir ve havalisini ziyaret ediyor. İzmir’de Çınarlı Medresesinde yatsı namazını müteakip Risale-i Nur’dan evvela 20. Mektup, sonra 28. Mektubun Yedinci Risale olan Yedinci Mes’elesi, daha sonra muhtelif lahikalar okundu. Civar ilçeler ve köylerden gelen cemaatle muhtelif beldelerden gelen vakıfların iştirak ettiği ders fevkalade bir meserret ve manevi füyuzata vesile oldu.

Okunan Dersten Bir Kısmı Leffen Arzediyoruz ;

Eski Harb-i Umumî’den evvel ve evâilinde, bir vâkıa-i sâdıkada görüyorum ki: Ararat Dağı denilen meşhur Ağrı Dağı’nın altındayım. Birden o dağ, müthiş infilâk etti. Dağlar gibi parçaları, dünyanın her tarafına dağıttı. O dehşet içinde baktım ki, merhum vâlidem yanımdadır. Dedim: “Ana korkma! Cenâb-ı Hakk’ın emridir; O Rahîm’dir ve Hakîm’dir.” Birden o hâlette iken, baktım ki mühim bir zât, bana âmirane diyor ki: “İ’câz-ı Kur’ân’ı beyan et!” Uyandım, anladım ki: Bir büyük infilâk olacak. O infilâk ve inkılâbdan sonra, Kur’ân etrafındaki surlar kırılacak. Doğrudan doğruya Kur’ân, kendi kendini müdafaa edecek. Ve Kur’ân’a hücum edilecek; i’cazı, Onun çelik bir zırhı olacak. Ve şu i’cazın bir nev’ini şu zamanda izharına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.

Madem İ’câz-ı Kur’ân’ı bir derece beyan, Sözlerle oldu; elbette o i’cazın hesabına geçen ve Onun reşehatı ve berekâtı nev’inden olan hizmetimizdeki inâyâtı izhar etmek, i’caza yardımdır ve izhar etmek gerektir.
Barla Lâhikası/10
Risale-i Nur eczaları, bütün mühim hakaik-ı imâniye ve Kur’âniyeyi hattâ en muannide karşı dahi parlak bir sûrette isbatı, çok kuvvetli bir işâret-i gaybiye ve bir inayet-i İlâhiyedir. Çünkü hakaik-ı îmâniye ve Kur’âniye içinde öyleleri var ki; en büyük bir dâhi telakki edilen İbn-i Sîna, fehminde aczini itiraf etmiş, “Akıl buna yol bulamaz!” demiş. Onuncu Söz Risalesi, o zâtın dehasiyle yetişemediği hakaikı; avâmlara da, çocuklara da bildiriyor.

Hem meselâ; sırr-ı kader ve cüz’-ü ihtiyarînin halli için, koca Sa’d-ı Teftazanî gibi bir allâme; kırk-elli sahifede, meşhur “Mukaddemat-ı İsnâ Aşer” namıyla “Telvih” nâm kitabında ancak hallettiği ve ancak havassa bildirdiği aynı mesâili, kadere dâir olan Yirmialtıncı Sözde, İkinci Mebhasın iki sahifesinde tamamıyla, hem herkese bildirecek bir tarzda beyanı, eser-i inayet olmazsa nedir?

Hem bütün ukulü hayrette bırakan ve hiçbir felsefenin eliyle keşfedilemeyen ve sırr-ı hilkat-ı âlem ve tılsım-ı kâinat denilen ve Kur’ân-ı Azîmüşşan’ın i’caziyle keşfedilen o tılsım-ı müşkil-küşâ ve o muammâ-yı hayret-nüma, Yirmidördüncü Mektub ve Yirmidokuzuncu Söz’ün âhirindeki remizli nüktede ve Otuzuncu Söz’ün tahavvülât-ı zerratın altı adet hikmetinde keşfedilmiştir. Kâinattaki faaliyet-i hayret-nümânın tılsımını ve hilkat-i kâinatın ve âkıbetinin muammasını ve tahavvülât-ı zerrattaki harekâtın sırr-ı hikmetini keşf ve beyan etmişlerdir, meydandadır, bakılabilir.

Hem sırr-ı ehadiyet ile, şeriksiz vahdet-i Rububiyeti; hem nihayetsiz kurbiyet-i İlâhiye ile, nihayetsiz bu’diyetimiz olan hayret-engiz hakikatları kemâl-i vuzuh ile Onaltıncı Söz ve Otuzikinci Söz beyan ettikleri gibi, kudret-i İlâhiyeye nisbeten zerrat ve seyyarat müsâvî olduğunu ve haşr-i âzamda umum zîruhun ihyası, bir nefsin ihyası kadar o kudrete kolay olduğunu ve şirkin hilkat-ı kâinatta müdahalesi imtina derecesinde akıldan uzak olduğunu kemâl-i vüzuh ile gösteren Yirminci Mektup’taki

وَ هُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

kelimesi beyanında ve üç temsili hâvi onun zeyli, şu azîm sırr-ı vahdeti keşfetmiştir.

Hem hakaik-ı îmâniye ve Kur’âniyede öyle bir genişlik var ki, en büyük zekâ-i beşerî ihâta edemediği halde; benim gibi zihni müşevveş, vaziyeti perişan, müracaat edilecek kitap yokken, sıkıntılı ve sür’atle yazan bir adamda, o hakaikın ekseriyet-i mutlakası dekaikıyla zuhuru; doğrudan doğruya Kur’ân-ı Hakîm’in i’câz-ı mânevîsinin eseri ve inayet-i Rabbâniyenin bir cilvesi ve kuvvetli bir işâret-i gaybiyedir.
Barla Lâhikası/15
İşte bu hal gayet kuvvetli bir işaret-i gaybiyedir ki, biz istihdam olunuyoruz. Hem rızâ dairesinde, hem inayet altında bize hizmet-i Kur’âniye yaptırılıyor.

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ى

سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَٓا اِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلاَةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّه۪ اَدَٓاءً وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ تَسْل۪يمًا كَث۪يرًا اٰم۪ينَ
Barla Lâhikası/18