SON DAKİKA

Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

Bediüzzaman’ı Pakistan’a tanıtan Türkolog Profesör’ün Vefatının 10. Senesi

Bediüzzaman’ı Pakistan’a tanıtan Türkolog Profesör’ün Vefatının 10. Senesi
12 Kasım 2019 - 8:00

NurdanHaber-Özel

Bediüzzaman’ı Pakistan’a tanıtan Türkolog Profesör’ün Vefatının 10. Senesi

Karaçi Üniversitesi’nde Türkçe derslerine de girmiş olan Türkolog Prof. Dr. Muhammed Sabir,
74 yaşında Karaçi’de 12/11/2009 senesinde vefat etmişti. Pakistanlı Merhum Türkolog Prof. Dr. Muhammed Sabir Türkiye’de kaldığı 1958-61 yılları arasında Bediüzzaman Said Nursî ile tanışmıştı.. Muhammed Sabir’in Bediüzzaman Said Nursî ile tanışması daha Türkiye’ye gelmeden önce olmuştu. Demokratların 1950’de iktidara gelmesiyle Halkçı tek parti dönemine kıyasla Türkiye’de din ve dindarlar üzerindeki baskılar azalmış, mahkemeler açılmaya devam edilse bile Risâle-i Nur’lara mahkemelerden ardarda gelen beraat kararları ile Bediüzzaman ve Nur talebeleri az da olsa rahat nefes almış ve Nurlar dünyaya bilhassa islam alemine ve Pakistan’a da yayılmıştır. Muhammed Sabir Türkiye’ye gelmeden 3 yıl önce yani 1955 yılında Nur Risâleleri ile tanışmış. O yıllarda Hilâl ve İslâm Gazetesi sahibi, Bediüzzaman Hazretlerinin “benim Hariciye Nazırım” dediği talebesi Salih Özcan Pakistan’ın basın ateşesi Yakup Dadaşi vasıtasıyla bir mektup beraberinde Said Nursî’nin hayatını anlatan bir kitabı Pakistan’a yollar. Bediüzzaman’ın hayatından çok etkilenen Sabir, Bediüzzaman’ın hayatını araştırmaya başlar. Bu sırada Bediüzzaman’a birçok mektup yazar. Mektupların konusunu genelde İslâm birliği, dünyayı tehdit eden komünizm tehlikesi, Siyonizm ile mücadelenin önemi ve esaret altındaki Müslüman ülkelerin durumları oluşturmaktadır. Mektuplarının birinde ise Said Nursî’yi Pakistan’a dâvet eder. Bediüzzaman, Sabir’in mektuplarına karşılık verdiği gibi bu mektupların Tarihçe-i Hayat isimli eserine de konulmasını ister. Ardından genç Sabir Pakistan’da yayın yapan, Cenk, Davet, İstiklal, Asya, İnkilap isimli saygın gazetelerde Bediüzzaman ve Nur Risâleleri hakkında 12 ayrı makale yazar. Bediüzzaman’a yazdığı bir mektubunda ise bu makaleleri kitaplaştırmak için izin alır.

PAKİSTANLI OĞLUM, HOŞGELDİNİZ!

Doktora eğitimini Almak için geldiği Türkiye’de Said Nursî ile görüşmek için sabırsızlanır. Ve Önceden beri tanıdığı Salih Özcan’ı devreye koyarak randevu talep eder. Gerisini şöyle anlatıyor Sabir: “1959 senesinde Salih Özcan Bey ziyaret meselesini üzerine alıp beni bir adamla Said Nursî’nin Emirdağ daki evine gönderdi. O sıralar ziyaretçi kabul etmeyen Bediüzzaman, Pakistanlı olduğumu duyunca beni kabul etti. Emirdağ İlçesinde iki katlı bir evde oturuyordu eve girdiğimizde bizi ayakta karşıladı. Selâm verdim beni bağrına bastı, Pakistanlı oğlum hoşgeldiniz dedi, kafasında sarığa benzer bir bez vardı, evde ise çok basit ve eski eşyalar vardı. Evde bulunan talebelerine benim için yemek hazırlamalarını söyledi. Üstad yemek için bizden müsaade istedi. Bizimle yemedi, ben çok az yerim ama siz yiyin dedi. O gün evde bulunanlarla birlikte pilav ve yoğurt yedik. Bediüzzaman’ın Emirdağ’daki evinde bir gece konaklayan Sabir, Üstad ile sohbet etme imkânı bulur. Ona, komünist Sovyetler Birliği ve Şia İran hakkında sorular sorar. Muhammed Sabir, Bediüzzaman’ın kendisine siyasete girmemesini tavsiye ettiğini söylüyor ve ekliyordu: “Hayatım boyunca bu tavsiyeye uydum ve şu yaşıma kadar asla hiçbir siyasî partiye üye olmadım.” Sohbetin sonunda Üstad, Sabir’e daha önce kimseye yapmadığı bir iltifatta bulunuyor, talebelerinden birini yanına çağırır ve arabasının hazırlanmasını ister: “Pakistanlı oğlum sizi ben uğurlayacağım” der.
Risâle-i Nur’un Pâkistan’da duyulmasını ve pekçok kimselerin bu eserlerden istifadesine vesile olan Karaçi Üniversitesi Türk Tarih Bölümü Profesörü ve Bediüzzaman’ı tanıdığı senelerde dört büyük gazetenin muharrirliğini de yapmış olan merhum M. Sabir’in Üstad Bediüzzaman’a yazmış olduğu mektuplardan bir kısmını duaya vesile olması için arzediyoruz;

“Muhterem din kardeşlerimiz. kıymetli mektubunuzu aldım, çok çok teşekkürler.
Hazret-i Üstadımız Said Nursî’nin hal ve sıhhati nasıldır? Onu seven talebeler ve halk soruyor. Bana haber göndermenizi ricâ ederim.

Bu ay içerisinde Hindistan’da, İslâmiyetin ve Türklerin hakîki düşmanı olan siyonist ve kızıl kâfirlere karşı dört makale neşrettim. Türk-Pâkistan dostluğunun esas ve tarihi hakkında da, Karaşi’de bir fıkra neşrettim, size de gönderdim. İmam adlı aylık bir gazetede, “Rusya’ da Mazlûm Müslüman” başlıklı bir makale yazdım, bunu da gönderdim ve başka Orduca gazetelere de gönderdim. Maksadım, İslâmiyete hizmet, Türk edebiyatını tanıtmak ve Türk düşmanlarına karşı yazmak ve çalışmaktır…

Burada mühim bir kitap neşretmek istiyorum, bunun için size yazıyorum. Bu hususta Halkçıları tanıttırıyorum ki, bunlar, Türklere karşı çalışmışlar ve cumhuriyet adına bütün milleti aldatıp dindarları zindanlara atmışlardı. Karaşi’de neşredilen bu makaleleri bir kitap halinde tâb’ etmek istiyorum. Bize ne kadar materyal verirseniz, hepsi burada neşrolacak.

Bu mektubumdan sonra, size mühim bir mektup yazacağım ve bunda, niçin Üstadın İslâm dünyasının en büyük din şahsiyeti olduğu ve bunun gibi hiçbir adam, ne Endonezya, ne Hind-Pak Yarımadası, ne Arap ve ne de Afrika’da çıkmadığı gösterilecek.

Ey Nurcu dostlarım! Türk-Pâkistan dostluğu için çalışınız, komünistlerden âgâh olunuz. Iftihar ederiz ki, Türkiye ile Pâkistan, Bağdat Paktı muâhedesinde şeriktir. Yolumuz İslâmîdir, ne Arapçılık, ne Irancılık...
Geçen ay, Seyyid Ali Ekber Şah beni çağırdı. Bu zât 1950’de Üstadımızı görmüş; bana çok iyi malûmât verdi. O, makalelerle de Üstadı tanıtmış ve Yahudîler aleyhinde yazmıştır. Bu zât, Üstada selâmlar ve talebelere duâlar ediyor ve diyor ki: “Ben iki adamın tesiri altında kaldım: Biri Mevlânâ, diğeri de Said Nursî.”

M. Sabir

Tarihçe-i Hayat
……
Merhum Sabir’in bir diğer Mektubu;
Bir habere göre, Menderes hükûmeti, âlem-i İslâmın ve dünyanın büyük mütefekkiri olan Hazret-i Üstad Said Nursî’nin çok mühim İslâmî eserleri olan Risale-i Nur’un neşri için emir vermiş. Bu haberden, Pâkistanlı din yolunda çalışan adamlar büyük bir sevinç içinde kalmıştır. Bu neşir münâsebetiyle, Hazret-i Said Nursî’yi, talebelerini ve Türk din kardeşlerimizi rûh u cânımızla tebrik eder, milleti zulüm ve istibdat ve dinsizlikten kurtaran başta Menderes olmak üzere bütün Demokratlara teşekkür ederim.

Bu hareketten dolayı, Türk milleti aleyhinde yapılan hâricî propagandalar kırılacak ve âlem-i İslâmın Türkiye’ye olan eski muhabbeti yeniden vücud bulacaktır. Ben bir Pakistanlı Müslüman, Türkiye’ye hiç gitmedim, Said Nursî’yi görmedim; lâkin Istanbul Üniversitesi Nur Talebelerinin neşrettikleri kitaplardan bâzı parçaları mütâlâa ederek, hakîki, rûhânî bir lezzet hissettim. Ve şimdi, bu uzak diyarda Nur Şâkirdi oldum.

Ana dilim Orduca’da yazılmış bu gibi eserler yok. Ve Nursî gibi bir din kahramanı, Hindistan ve Pakistan’da yok. Bu bir hakîkattir. Eğer bu eserler Orduca’ya tercüme edilirse, büyük İslâmî hizmetler olacağını ümit ediyoruz. Filhakîka, komünizme karşı neşriyat yoluyla mücâdele çok zarûridir. Ve Demokratlar tüzüklerinde buna yer vermiştir. İnşaallah, bu gibi İslâmî faaliyetlerle, Türklere karşı çalışan komünistler, farmasonlar ve başkaları mahvolacak ve istikbâlde Türkiye eski makamına terakkî edecek… Âmin!

M. Sabir
Errabadlı
Pakistan’da bir Nur Şakirdi

Karaşi Nur Talebeleri adına yazılan bir mektup

KARAŞİ NUR TALEBELERİ
PAKİSTAN
M.Sabir İhsanoğlu, M.A. (Prev)
Department of İslâmic History and
Culture University of Karachi İslâmic
Republic of Pâkistan

Bir başka mektubu;
Muhterem Efendim,

Azîz ve büyük Üstadımız olan Hazret-i Bediüzzaman Said Nursî’nin mühim eserlerini aldım. Başka eserlerini görmemiştim. Siz bana ilk defa olarak gönderdiniz.
İmtihanım çok yakın. Mayıs’tan sonra Hazret-i Üstad hakkında ve onun îmânî ve Kur’ânî hizmetlerine âit makaleler yazacağım. İnşaallah, sizlere burada neşrolunan nüshalardan da göndereceğim. Maddeten sizi tanımıyorsam da, mânen tanırım. Kur’ân-ı Kerîm’e göre bütün Müslümanlar hakîki bir kardeş gibi. Ben size, sizin İslâmî birader ve bâhusus Türkiyeli Müslüman ve Nurcu olmanız haysiyetiyle yazıyorum. Ben bir Pâkistanlıyım, Türkiyeli değilim. Ana dilim Türkçe değil, fakat Nur Talebesiyim. Bediüzzaman Said Nursî’yi en büyük din ve fikir adamı bilirim ve kendimi bir Nur Talebesi îlân ederim. Said Nursî Hazretleri, değil sizlerin, bütün İslâm gençliğinin üstâdıdır. Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur; bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.

Pâkistan’dan Risâle-i Nur hakkında size mâlûmât veriyorum:

Üstad ve Türkiye hakkında mâlûmât çok azdır. Iki yıldır biraz çalışıyorum. Pâkistan, Bahara ve Birma gazetelerinde makaleler yazdım. Çok takdir edilip, benden Türkler ve Risâle-i Nur hakkında yazılar ricâ ettiler. Benim, evvelâ Üstad hakkında mâlûmâtım yoktu. Bu meyanda Salih Özcan adlı bir gence, Türkiye’ye dâir kitaplar göndermesi için yazdım, bana gönderdiler. Bunlardan birisi Serdengeçti idi. Bunda, Risâle-i Nur hakkında bir makale gördüm. Okudum, istifade ettim ve Nur hakkında mâlûmât toplamaya başladım. Ben onun eserlerini okuyup yazmayı çok isterdim. O zamandan beri onun yazılarını okudum, düşündüm; o nedir? Bana malûm oldu ki, ona karşı İslâm düşmanları dışarıda propaganda yapmışlar. Onun hakkında bugüne kadar on iki makale yazdım. Dâvet (Delhi), Istiklâl (Rangoon), Tasnim (Lahore), Elmünir (Layelpur), Asia (Lahore), Müslim (Dakka), Inkılâp (Karachi), Anjam ve Ceng (Karachi) ve diğer bâzı gazetelerde yazmıştım.

Üstad hakkında yazılan bu makaleler, diğer dillere de tercüme edilmiştir. Bugün onu binlerce, belki milyonlarca müslim ve gayrimüslim biliyor, benden, onun hakkında mâlûmât istiyorlar. Her gazete onun hakkında yazmak istiyor. İnşaallah, üç ay sonra bu konuda bütün enerjimle çalışacağım. Düşman-ı İslâmdan korkmuyorum. Karaşi’de Üstadın kitaplarını ve başka Türkçe kitapları topladım ve bir küçük kütüphâne tesis ettim. Türkiye’den gelen bütün kitaplar buradadır.

Bu yıl “Türk-Pâkistan Talebeler Birliği” adlı bir cemiyet kurmak niyetindeyiz. Nur dostlarımızdan ricâ ederim ki, Türk-Pâkistan dostluğunun bağlarını müstahkem eylesinler; Ordu lisânı da okusunlar. Bu yarımadada yüz otuz milyon Müslümanın millî lisânı yalnız Orducadır. Bizler, burada Türkçe için çalışırız. Türkçe bilen, Sibirya’dan Arnavutluğa kadar altmış milyon Müslüman ve Türkiye’deki yirmi beş milyon Türktür.

Nur talebesi kardeşlerime söylüyorum: “Nerede olursa olsun siyonizme karşı mücâdele etsinler.” Komünizmin icatçıları yalnız Yahudîlerdir. bugüne kadar bu komünistler, Idil-Ural, Kafkasya, Almanya, Kırım, Azerbaycan, Garbî Türkistan ve komşumuz Doğu Türkistan’ı istilâ ettiler. Altmış milyon kardeşimizin hukûku pâyimâl oldu. Hindistan dahi bir emperyalisttir. Nehru ve başka Hindûlar, İslâmiyetin düşmanıdırlar. Maalesef, Müslüman devletler bunu bilmiyorlar. Nehru, Keşmirli Müslümanlan öldürtüyor. Said Nursî’ye gidip Hindli Müslümanlar hakkında söyle ki, kendi memleketinde buna karşı yazılsın. Said Nursî Hazretlerine burada çok hürmet vardır. Onu severiz, onun sıhhat ve uzun hayatı için duâ ederiz. İslâm dünyasında Said Nursî’nin eşi yoktur. Mısır’da bir Saidü’l-Benna var idi, şehit edilmiştir; Yutmiz’de Ikbal var idi, vefât etmiştir; hâlen bir Mevdûdî var, başka büyük adamlar da vardır; lâkin Üstadımız gibi yoktur. Üstad, İslâm dünyasının cevheridir. Onun hakkında mâlûmât azdır. Onun eserleri Farsça, Ingilizce ve Orduca’ya tercüme edilmemiştir. Lâkin istikbâlde olacaktır.Haşiye
Üstadın kıymetli hayatı hapishânede geçmiştir. Halkçılar ona çok mezâlim revâ gördü. Elhamdülillâh, bunların devr-i istibdâdı gitmiş, Demokratlar gelmiştir. Biz Pâkistanlılar, bunun için Menderes hükûmetinin hâmîsiyiz. Eğer Demokratlar olmasaydı, ne Türk-Pâkistan dostluğu olurdu, ne de Bağdat Paktı ve sizlerle taallûkat-ı îmâniye.
Kusura bakma, Üstadım Hazretlerine çok çok selâmlar ve hürmetlerimi söyle; Nur dostlarıma da selâm. Üstadın büyük ve iyi fotoğrafını gönder.
Yaşasın İslâm kardeşliği ve Türk-Pâkistan dostluğu!

Haşiye
Bu temennî tahakkuk etmiş ve kısa bir zaman sonra eserler tercümeye başlanmıştır.

Ev adresim:
Room No: 8
University Hostel,
Mission Rd.
Karachi Pâkistanlı Nur Şâkirdi Errabadlı M. Sabir

Azîz, sıddîk, muhterem kardeşlerimiz,

Dört adet mühim mektubunuzu, fotoğrafları ve Hazret-i Üstadın Sözler adlı eserini aldım. O kadar memnun oldum ki, beyân edemem. Mektubunuzda okudum ki, Türkiye’de Risâle-i Nur ve İslâmiyet inkişaf ediyormuş; buna çok memnun oldum. Maalesef, eski hükûmet Üstada karşı muârız idi ve ona çok zulümler etti. Lâkin hakîki Müslüman olan bu Menderes, İslâmiyeti baskıdan kurtardı. Var olsun. İnşaallah Türkiye, yakında eski yüksek makamını alacaktır. Üstad ve Risâle-i Nur’u neşredenler gibi mühim din adamları Türkiye’de vardır; hükûmetiniz niçin bunları İslâmî toplantıya göndermiyor. Selâhiyetli adamlar Türkiye’de çoktur. Kanaatım şudur ki: Üstad gibi âlim dünyada yoktur. Memleketimizden, Hazret-i Üstad gibi bir âlim çıkmadı. Maalesef ki, kızıl Rusya ve kâfir Çin’den çok âlimler geliyorlar; ve konferanslar vererek, gençleri yavaş yavaş fikren zehirlemektedirler. Eğer Türk milleti büyük Türk âlimleri gönderirse, Pâkistan’da ve bütün İslâm dünyasında büyük tesirleri olacaktır.

Biz Pâkistanlılar Türkiye’yi İslâm dünyasının lideri olarak görmekteyiz. Türkiye, İslâm dünyasının garbî kalesidir. Türkiye’siz, Ittihâd-ı İslâm mümkün değildir. Size, Üstada dâir makalelerimi gönderdim. Üstada dâir makalemi ve “Şarkî Türkistan’da Çin Emperyalizmi” adlı makalemi neşrettim.

Pâkistan’da ne Türkçe okulu, ne kütüphânesi, ne çalışkan adamları; ve sefâretinizde de Orduca bilen adam yoktur. Onlar, Pâkistan’ın gençleriyle temasta değildirler; Orduca neşriyatları da yoktur. Eğer bâzıları onları dâvet etseler iştirak etmiyorlar. Press Ateşeliğinizde dîne dâir mâlûmât ve kitap da yoktur.

Geçen günlerde, Lâhor’da bir İslâmî müzâkere oldu. Türkiye’den meşhur zâtlar gelmedi. Ankara Üniversitesinde öğretim görevlisi olan Dr. Rehber (Pâkistanlıdır) İslâmiyetin aleyhinde konuştu. Bütün İslâmî dünya ona lânetlediler… Lâkin, avâm, gazetelerde okuyup onu Türk bildiler ve çok hayret ettiler. Bu adam, dîni ve Türkleri tahkir etti; Sebilürreşad’a yazıyorum.

Hazret-i Üstadın müstakil adresi nedir? Hazret-i Üstada bir adet Kur’ân-ı Kerîm ve onun hakkında makaleler neşrolunan mecmuaları takdim etmek istiyorum. Hakkınızda çok makaleler yazdım. Onları toplayıp kitap şeklinde basacağım.
Her zaman Pâkistan’ın mühim zâtları Hazret-i Üstada ve sıhhatine dâir mâlûmât sormaktadırlar. Bizler, buradaki Nur Talebeleriyle, Hazret-i Üstadı buraya dâvet ederiz.

Elbâkî Hüvelbâkî Kardeşiniz
M. Sabir

( Merhum Sabir’in mektupları Tarihçe-i Hayat’ta Hariç Memleketler kısmında dercedilmiştir.)