SON DAKİKA

Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

Üstad’ın Lügatlı Risaleler Hakkındaki Görüşü Nedir?

Üstad’ın Lügatlı Risaleler Hakkındaki Görüşü Nedir?
25 Kasım 2019 - 17:01

Bediüzzaman Hazretleri, bizi ecdadımızla bağlayan bir köprü konumundaki Risale-i Nurları telif etmiş. Bu asırdaki insanların istifadesine sunmuştur. Bu eserlerin bir kısmı ilhamen yazıldığından, aslına uygun bir şekilde okuyup istifade etmek en güzelidir.

Lügat meselesini öncelikle birkaç kısma ayırmak gerektiği kanaatindeyiz:

Birincisi: Müstakil Lügat Çalışması:

Bunun en net örneği Mehmed Feyzi Efendi’nin yapmış olduğu Asa-yı Musa lügatnâmesidir. Bu konuda Üstad Hazretlerinin ifadesi şöyledir:

“Size gönderdiğim Asâ-yı Musa’nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan, lügatnamenin başında güzel bir fıkra derceden ve bana da ayrı mektub yazan Risale-i Nur’un serkâtibi Mehmed Feyzi’nin oraca çok müşkilât ve manialara rağmen, hârika sadakatını ve Nurlara faik alâkasını, sarsılmadan imana hizmetini birkaç cihette yapması gösteriyor ki; o küçük bir Hüsrev olduğu gibi, tam bir Hasan Feyzi’dir.”(1)

Ayrıca Abdullah Yeğin Ağabey’in lügat hazırlarken Üstad’dan tasdik almasına dair Kamil Acar Ağabey’in hatırasıdır.(2)

Bu iki örnekten anlaşılıyor ki Üstad Hazretlerinin müstakil lügat çalışmasına dair özel teşviki bilinmemekle beraber, yapanlara tedbir söylemiş veya bir nevi takdir etmiştir. Bu hususta daha sonra daha da geniş muhtevalı lügatlar hazırlanmış ve buna karşı genel olarak sükutî de olsa müsbet yaklaşılmıştır.

Ancak Asa-yı Musa lügatnamesinin Asa-yı Musa mecmuasının ahirine konulmasına dair Üstad Hazretlerinden bildiğimiz kadar menkul bir hatıra mevcut değildir ve neşriyatların ekseriyet-i mutlakasında bu mezkûr lügatin bulunmaması, lügatin konulmasında hüsn-ü niyete makrun, fakat şahsi tasarruf olduğu kanaatini uyandırmaktadır. Bundan başka yine bazıları tarafından Muhakemat eserinin ahirine lügatin eklenmesi, yine umumi olmaması hatta aynı yayınevinin bazı baskılarında bulunup diğerlerinde bulunmaması, bu hususun Hz. Üstad’ın isteğinin dışında belki Muhakemat’ın mefhumlarının yüksek olması ve ulema reçetesi olarak tavsif edilmesinden bu esere mahsus olarak teshil için konulduğunu hatıra getirmektedir.

İkincisi: Sahifenin altına veya satırların yanına lügatın eklenmesidir. Bu mevzuda bilinen en net hatıra Hüsnü Bayram Ağabey’e aittir. Şöyle ki:

“Bir gün Üstadımızın huzuruna, Ankara’dan Atıf Ural’la talebeler geldi. Üstadımızdan gençlerin ‘Risale-i Nur’u iyi anlamaları için sayfa altlarına kelime anlamlarını, lügatlarını yazsak olur mu?’ diye sordular.

“Hz. Üstad, ‘Risale-i Nur, yüksek marifet-i İlâhiye dersi veriyor. Risale-i Nur tahkiki, tefekkürî iman dersleri verdiği için, o anda okurken bilemediği kelimeyi öğrenmek için sayfanın altına bakarsa huzuru bozulur, manayı dağıtır, istifade edemez. Feyiz alamaz. Tefekkürî iman derslerinin feyzine ve istifadesine mani olur. Onun için izin vermiyorum.’ dedi.”(3)

Bu hatırada sayfa altına lügat izninin olmadığı tasrih edilmiştir.

Ayrıca şu izahlar yapılmıştır:

Lügat ilmi alet ilmidir. Risale-i Nurlar ise ulum-u aliyedir. Alet ilimler ile ulum-u âliyenin taallümünün yeri, zamanı ve kitapları farklılık arz etmektedir.

Ulum-u aliyenin tedkiki zamanında lügatın vazifesi öğrenim değil kullanımdır.

Ulum-u âliyenin çoğu her zaman okunur ve devamiyeti vardır. Lügat ise bir defa öğrenilse genelde kâfi gelir. Dolayısıyla bir defa öğrenilen kelimenin devamlı istifade edilen manalarla beraber bulunmasına pek ihtiyaç duyulmamaktadır.

Cümle içerisindeki kullanıma göre külli bakılabilen bir kelimenin karşılığı denilen kısır bir karşılık, manayı da daraltabilmektedir. Bazen bir kelimenin manasını karşılamak için bir paragraf gerekmektedir.

Ayrıca, Risaleleri yeni öğrenen veya medrese hayatından veya tahkiki anlamda okuyup istifade edebileceği bir ortamdan mahrum olan kişilerin “Okuyorum anlayamıyorum, anlamakta zorluk çekiyorum, bu nedenle aslı muhafaza eden lügatli yayınları tercih ediyorum. Bazen bir yerde ders okurken birilerinin ‘Hocam okuduğunuz ayetin meali ve numarası neydi?’ sorularına muhatap olduğumuzda sıkıntıya giriyoruz, altında ayet ve hadis mealli ve lügatli eserleri alsak uygun mu?” gibi soru ve mülahazalarına da çokça muhatap olduğumuz da aşikârdır. Bunların da Risalelerden istifadeleri ve sıkıntıya girmemeleri için, Risalelerin aslına ve ruhuna zarar vermeyecek şekildeki, bir çarenin ağabeylerimiz tarafından düşünülmesi beklentisi vardır.

Bununla beraber bu mevzuyu münakaşa konusu yaparak iftiraka meydan vermemeli ve ehl-i fesadın fitnesine bir meydan açmamalıdır. Aksi halde “ﺣَﻔَﻈْﺖَ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻚَ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ” kaziyesine masadak olunacağı muhakkaktır.

Yani “Bir şey hıfzettin (muhafaza ettin) amma çok şeyleri kaybettin.”