SON DAKİKA

Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

Eskişehir Hapsinde Üstâd’ın Te’lifatı

Eskişehir Hapsinde Üstâd’ın Te’lifatı
04 Aralık 2019 - 15:24

Hazret-i Üstâd Eskişehir hapsindeki onbir aylık (veya oniki aylık) zamanında toplam altı büyük risale te’lif etmiştir. ılk ve birinci te’lifi, Yirmisekizinci Lem’adır.

Bu risalenin te’lifine Eskişehir hapsine ilk girdiğinden itibaren başlamış ve otuzbir parçalar halinde ikmal etmiştir. Bütün bu parçaların mevzuu teselli terbiye, irşad, ikaz ve moral vermekten ibarettir. Yirmisekizinci Lem’a’yı te’lif ederken, aynı zamanda mahkeme müdafaalarını da hazırlıyor ve bir sürü mantıksız, keyfî ittihamlı sualleri de cevablandırıyordu. Aynı zamanda pek muazzam ve çok harika olan Yirmi Dokuzuncu Lem’ay-ı Arabiyeyi de tecridi günlerinde te’lif ve tertib ve tanzim etmişti. Böylece Hazret-i Üstâd’ın hapisteki tecridi sırasında müdafaat risalesi olan yüz otuz büyük boy sahifeden ibaret Yirmiyedinci Lem’ayı.. ve otuzbir parçadan ibaret Yirmisekinci Lem’ayı.. Ve yüz sahifeden ibaret olan Arabî Yirmi Dokuzuncu Lem’ayı, hapsinin ilk üç buçuk ayı içerisinde te’liflerini tamamlamış bulunuyordu.

Bilâhare de mahkemenin hükûm ve karar gününden ta tahliyesine kadar, yüzyirmi sahifeden ibaret Otuzuncu Lem’anın harika olan altı adet risalesini.. Ve bu risaleden sonra Kulhüvallahü Ehad hakikatını çok acib ve harika şekilde izah, ispat ve beyan eden ıkinci şua risalesini.. ve tahliyesine yakın zamanında da İşarat-ı Kur’âniye olan Birinci şua risalesini te’lif etmiştir. Bu altı risalenin Osmanlıca lem’alar mecmuasının sahifeleri ölçûsüne göre, toplam dörtyüz altmış sahifedir.

Sübhanallah Ya Rabbi!.. Eskişehir hapsindeki hayat-memat meselesinde Hazret-i Üstâdla birlikte hapse doldurulan yüzyirmi masum ve mazlumun manevî mes’uliyetini ve hukuk müdafaalarını da kendi üzerine aldığı, hem kendisinin ve umum o masumların tertiblenmiş plânlı zulümden kurtarılmasını düşündüğü ve kudsî davasının ve nurların müdafaasını da yapmak birinci derecede mecbur olduğu bir zamanda; – Ki ehl-i gafletin akılları eremeyip-, anlaşılamıyan umum muğlak ve mübhem mes’eleleri şerh ile izah etme mecburiyetide hasıl olduğu en sıkıntılı ve mes’uliyetli bir hengâmda ve bunları binbir müşkilat ve yalnızlık ve hastalık ve zehirlendirilmeler içerisinde muvaffakiyetle yürütürken; aynı zamanda imanın en derin ve en geniş ve en yüksek ve en ulaşılmaz ve erişilmez nâzik ince hakikatlarını da.. Ayrıca bunların yanında Kur’ân’ın gaybî esrarı olan en uzak ve en gizli işaretlerini de.. Ve Hazret-i Ali Radıyallahü Anhünün ondört asırdır keşfedilememiş Celcelutiye ve Ercûze kasidelerindeki gizli ve gaybî esrarlı işaretlerini de.. Hem bunların yanında talebelerinin uhuvvet ve birlik ve tesanüdlerini te’mine medar lâzım gelen ikaz, irşad, terbiye, tesellî ve teşci’ işlerini de beraber ve bir arada düşünmek ve yazmak ve yürütmek; elbette ve herhalde ve hiç şüphe yoktur ki: Çok kudsî bir dehanın ve şaşmaz, yorulmaz, yanılmaz ve usanmaz ulvî bir kuwe-i kudsiyenin ve ilâhi bir ilim, feraset ve zekânın harika bir tecellisi olabilir, başka olamaz. Bu noktalar kadir-şinas ve hakperest insanların malumudur.

{Evet, bu halet-i kudsiye ve faaliyet-i ulviye İsm-i Âzam’a mazhariyetin aşikar delilidir. M. Sungur.} RN-Mufassal Tarihçe 2/1013