SON DAKİKA

Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

Kopyalanan Canlıların Ruhu

Kopyalanan Canlıların Ruhu
Adem Tatlı( ademtatli@nurdanhaber.com )
06 Ocak 2020 - 17:11

Soru –Kopyalanan Canlıların Ruhu Yok Mudur?

Bazıları, ilk kopyalanan koyun Dolly’nin DNA’sı ile annesinin DNA’sının aynı olduğunu, ikisinin de benzer hareketler yaptığını, dolayısıyla ikisinin tek ruhunun olduğunu ileri sürüyorlar.  Bunda doğruluk payı nedir?

Cevap: Canlılardan hayvanlar ve insanların ruhu vardır. En kâmil ruh insandadır ve şuur sahibidir. Bediüzzaman ruhu şöyle tanımlar:

Ruh, zîhayat, zîşuur, nuranî vücud-u haricî giydirilmiş, câmi, hakikattar, külliyet kesb etmeye müstaid bir kanun-u emrîdir”[1].

“Ruha bir derece müşabih ve ikisi de âlem-i emirden ve iradeden geldiklerinden masdar itibarıyla ruha bir derece muvafık, fakat yalnız vücud-u hissî olmayan nevilerde hükümran olan kavânîne dikkat edilse ve o namuslara bakılsa görünür ki, eğer o kanun-u emrî vücud-u haricî giyseydi, o nevilerin birer ruhu olurdu. Hâlbuki o kanun daima bâkidir. Daima müstemir, sabittir. Hiçbir tagayyürat ve inkılâbat, o kanunların vahdetine tesir etmez, bozmaz. Meselâ, bir incir ağacı ölse, dağılsa, onun ruhu hükmünde olan kanun-u teşekkülâtı, zerre gibi bir çekirdeğinde, ölmeyerek bâki kalır.

İşte, madem en âdi ve zayıf emrî kanunlar dahi böyle beka ile, devam ile alâkadardır. Elbette, ruh-u insanî, değil yalnız beka ile, belki ebedü’l-âbâd ile alâkadar olmak lâzım gelir. Çünkü, ruh dahi Kur’ân’ın nassı ile, De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir.” [2] ferman-ı celîli ile, âlem-i emirden gelmiş bir kanun-u zîşuur ve bir namus-u zîhayattır ki, kudret-i ezeliye ona vücud-u haricî giydirmiş[3].

Gayet kat’î bir hads ile, belki müşahede ile sabittir ki, ceset ruhla kaimdir. Öyleyse, ruh onunla kaim değildir. Belki ruh binefsihî kaim ve hâkim olduğundan, ceset istediği gibi dağılıp toplansın, ruhun istiklâliyetine halel vermez.

Belki ceset ruhun hanesi ve yuvasıdır, libası değil. Belki ruhun libası, bir derece sabit ve letafetçe ruha münasip bir gılâf-ı lâtifi ve bir beden-i misalîsi vardır. Öyleyse, mevt hengâmında bütün bütün çıplak olmaz; yuvasından çıkar, beden-i misalîsini giyer”[4].

Demek ki ruh, hayat ve şuur sahibi, nurani, harici bir vücuda sahip emrî bir kanundur. Ruh gibi âlem-i emirden ve iradeden gelen bir takım kanunların harici vücut giymesiyle bir nevi ruha benzeyeceğine veya ruhun vücud-u haricisi çıksa o kanunlar gibi olacağına dikkat çekilmektedir. Bunlar âlemde cereyan eden yer çekimi kanunu, büyüme kanunu, gelişme ve farklılaşma kanunu gibi emirlerdir. İşte bitki hayatında ruh yerine bu kanunlar hâkimdir.

Ceset ruhun evi veya yuvası gibidir. Dolayısıyla ruh cesede bağlı değildir. Her an o yuvayı veya evi terk edebilir. Fakat ceset ruhla ayakta durmaktadır. Ruh çıktığı zaman ceset de dağılır. Cesetten ayrılan ruh bütün bütün çıplak kalmamakta, bedenine uygun nurani bir kılıf giymektedir.

Bu açıklamadan sonra yukarıdaki soruya dönersek, her canlının ruhu ayrıdır ve kendine hastır. Tek yumurta ikizlerinin bazı konularda zaman zaman benzer davranış gösterdikleri olur. Ama her birisinin ruhu ayrıdır. Koyundan meydana gelen kuzunun, koyunla aynı ruhu taşıdığını söylemek, cahilliğin ifadesidir.

Normal kuzu ile, kopyalama kuzu arasında biyolojik bakımdan sadece babadan gelen kromozomlar yerine, anne hücresindeki daha önce babadan gelen kromozomlar vardır. Kaldı ki, iki canlı arasında bütün genetik yapı tıpa tıp ayni aynı olsa bile, ruhları ayrıdır. İki canlının ruhu kesinlikle aynı olamaz. İki farklı canlının ruhlarını bir kabul etmek saçmalıktır. Bunun bilimle ve mantıklı düşünce ile bir ilgisi olamaz.

[1] Nursi, B. S. Sözler. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları-600. Ankara, 3.baskı, s. 643.

[2] İsrâ Sûresi, 85.

[3] Nursi, B. S. Sözler. s. 644.

[4] Nursi, B. S. Sözler. s. 642.