Nurdan Haber

Bediüzzaman Said-i Nursi’nin Dünyaya Geleceğini Keşfen Hissedip Haber Veren Büyük Veli İnsanlar-2

Bediüzzaman Said-i Nursi’nin Dünyaya Geleceğini Keşfen Hissedip Haber Veren Büyük Veli İnsanlar-2
Avatar
Nurdan Haber( ismail@nurdanhaber.com )
14 Mart 2020 - 14:43

Bediüzzaman Said-i Nûrsi, şu dünya menziline ayak basmaya yaklaşırken veya ayak bastığı günler, onun geleceğini ve hatta geldiğini hissedip haber veren ehl-i velâyetin müjdeli ihbarları sarih gibidir.

Elbette, Bediüzzaman gibi garîb, bedi’ bir dürr-i yektayı, harika acîb bir mahiyeti keşfedip bildirmeleri lâzım idi.

Evliya denilen keskin basiretli, nûranî kalbli ve hassas ferasetli insanlar arasında, geçmişte de bu kabil ihbarlar vaki’ olmuş mudur?

Evet olmuştur. Burada bir tek nümûne kaydederek, geniş malûmatı “Tabakât-ı Sofiye” ismi altında intişar eden ve Evliyanın menkıbelerini anlatan kitaplara havâle ediyoruz.

İşte, şeyh-ül İslâm Ahmed-i Namikî El-Camî şöyle buyurmuştur: “Her dörtyüz senede mühim bir Ahmed gelir.. Fakat binin başında gelecek Ahmed, en mühimmidir.(1)” ihbarıyla, İmam-ı Rabbani (K.S.)’yi haber vermiştir

Dikkat edilirse, bu ihbarda, şehadet âlemine ayak basmış bir insanın geleceği veya geldiği haber verilmiyor, belki dörtyüz küsûr sene gibi uzun bir mesafeden, gelecek olan bir insan bildiriliyor.

Şimdi, Bediüzzaman’ın geleceğini haber veren’ büyük velilerin ihbarlarını sıralamaya devam ediyoruz:

….

3- Denizli vilâyetinde aynı senelerde yaşamış, büyük evliyalardan Hacı Hasan Feyzi isminde bir zât(6) bir gün talebelerine: “Bugün Kürdistan’da büyük bir veli dünyaya geldi. Bu zât zamanın sahibi, asrın vekilidir” buyurmuştur.

Hazret-i Üstâd Denizli hapishanesine 1943-1944 senelerinde girdiği zaman, büyük Veli Hacı Hasan Feyzî’nin vekilinin vekili olan Denizli Kahramanı Muallim Hasan Feyzi, büyük Üstâd’ının o gaybî ihbarını hatırlamış ve Bediüzzaman’ın şem’-i hidayetine pervane kesilmiş ve “Bâb-ı feyzinden ırak olmayı asla çekemem, Dahi nezrim bu ki cânım sana kurban olacak” kasidesindeki bu iki satırın tasdik-i fiilisi olarak, canını cânânına kurban ederek, zehirlenip vefat etmiştir.

Ayrıca mezkur hadise-i gaybiyeyi merhûm muallim Hasan Feyzi(7)’nin vefatı münasebetiyle Üstâd Hazretlerine ta’ziyeten mektup yazan Muğla’nın Milas kazasından büyük din âlimi Halil İbrahim Efendi mektubunda şöyle demiştir:

“Muhterem efendim, mesmuatıma nazaran Denizli’de bundan 70-80 sene evvel büyük evliyadan Hasan Feyzi isminde bir zât, bir gün talebelerine: ‘Bugün Kürdistan’da bir veli dünyaya geldi’ beşarette bulunmakla, zât-ı devletlerini işaret buyurmuş. Ba’dehu: Denizli’ye başka perdelerle teşrifinizin o zâtın ruhunu şad ve i’zaz için olduğunu telâkki etmiştim. Ve az zaman sonra aynı isimde mütevazi’ Hasan Feyzi Efendi’nin Risale-i Nûr’a hürmetle, birinci Hasan Feyzi’ye imtisalen istikbal etmiş ve nûrlara taaşşukla idhâl-i envâr olması bu kanaatimi kat kat ziyadeleştirdi..”(8)

Üstâd Hazretleri Halil İbrahim Efendi’nin bu mektubunu tasdik ve kabul etmiş olacak ki, lâhikaya derc eylemişlerdir.

İşte bu üç büyük velî zâtlar, aynı asırda yaşamış ve birbirine yakın tarihlerde vefat etmişlerdir. Ayrı ayrı vilâyetlerde yaşayan bu üç büyük velînin, aynı hadisede ittifak edip sarih olarak haber vermeleri elbette kayda değer büyük bir hadisedir

Bu üç zâttan başka “Burdur’lu Rahmi Sultan” hazretlerinin talebeleriyle macerası ve konuşması da şâyan-ı tefekkürdür. Barla Lâhikası asıllarında izahı vardır.

Ayrıca yine Isparta’nın medar-ı fahri meşhur “Topal Şükrü Efendi” nin divanındaki şu beyitleri de şayan-ı temaşadır. Her ne kadar yukarıdaki sarih ihbarlar kadar kuvvetli değilse de…

“Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza.”

…………………………………………………………..

“Sûk-ı asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl;”

“Müşteri kalmadı, din indi ucuzdan ucuza”

“Eriş ey avn-i şeriat, eriş ey muhyi-d-din!”

“Elem-i riş-i cefa sineden erişti öze,”

“şükriyâ bilmezem esrâr-ı gaybtan amma;”

“Ya ileri, ya geri, takrib ederim üç otuza.”

(kendisi tefsir etmiş), yani “Otuzüç”demiş.

Bu zât, birinci harb-i umumiyi haber vererek tasvirini yaptığı gibi, dini ihya edecek bir zâtı da imdâda çağırmaktadır. Gerçi bu zâtın sözleri işarî ve remzidîr, fakat onun vefatından otuzüç sene sonra, Isparta’ya imdada çağırdığı zât gelmiş(9) ve duası kabul olmuştur.

Ve bunlardan yüz derece daha âlî olan işarî ve remzî, cifrî ve ebcedî haberler, Risale-i Nûr’un Sikke-i Tasdik-i Gaybi mecmûasında mevcuttur. Başta Kur’ân’ın otuzüç ayetleri ve Hazret-i Ali Radiyallahu anhünün Celcelutiye ve Ercûze “kasideleri” ve Hazret-i şeyh Abdülkadir-i Geylanî’nin Virdül-işa münâcâtının garip işaretlerini görmek isteyen meraklılara, bilhassa Osmanlıca Sikke-i Tasdik-i Gaybî mecmûasını tavsiye ederiz.

Mufassal Tarihçe-i Hayat 1 – 39/40

 

Alem-i İslamBediüzzaman'danDerslerDünyaGenelGündemHizmetİslamİslam ve HayatNur TalebeleriRisale-i NurRisale-i Nur DünyasıSon DakikaSürmanşetTürkiye
Hindistan Nur Talebelerinden Hüsnü Ağabey’e Mektup
Alem-i İslamGenelGündemİslamİslam ve Hayat
Tanıkların Dilinden İslamofobi
Alem-i İslamAli Kemal PekkendirHizmetİslamRisale-i Nur
Risale-i Nur’u Okuma ve İzah Etme Konusu
Alem-i İslamGenelİslamİslam ve HayatTürkiye
Muhteşem Bir Sela!
Alem-i İslamGenelGündemHizmetİslamİslam ve Hayat
AZERBAYCANDAN MEKTUP VAR