Nurdan Haber

Harameyn Vakfı: “Bu Hasret Bitsin Artık!”

Harameyn Vakfı: “Bu Hasret Bitsin Artık!”
05 Temmuz 2020 - 23:16

Harameyn Vakfı: “Bu Hasret Bitsin Artık!”

Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin hayattaki talebe, varis ve vekili olan Hüsnü Bayramoğlu’nun Ayasofya Cami-i Şerifi hakkında: “Bugüne kadar Cumhurbaşkanımız Recep Tayyib Erdoğan’ın yanında dua ve gayretlerimizle bulunup desteklediğimiz gibi ecdadımızın elmas kılıçlarının bir yadigârı olan AYASOFYA CAMİ-İ ŞERİF’inin açılması noktasındaki siyasi ve diplomatik kararlarının arkasındayız ve destekliyoruz.” buyurmuştur. Kendisi şüphesiz Hz. Üstad Bediüzzaman hayatta olsaydı ne demek isterdi ve ne yapmak isterdi gayretinde olan, ondan başka bir niyeti ve gayesi olmayan, kendini iman hizmetinde eritmiş; sadece Üstadı ne dediyse onda fani olmuş, tevazuun zirvesinde bir şahıstır. Tek derdi vardır: O da iman, Kur’an yolunda istikametle İttihad-ı İslam’a çalışmak; Said Nursi Hazretlerinin Kur’an’a hizmet yolunda, dünyevi menfaatlere zerrece meyletmeden devam etmektir.

 

  • “Ayasofya’yı müzahrefattan temizleyip ibadet mahalli yapmak…”

Zira Hz. Bediüzzaman’ın eserlerinde de ehemmiyetle nazara verdiği Ayasofya’nın asliyetine döndürülmesi Türkiye ve Alem-i İslam için tarihi bir hadisedir. Ömrünün sonlarına doğru Adnan Menderes ve dindar Demokratlara hitapla şöyle demektedir:

 

“…Nasıl ezan-ı Muhammediye’nin (a.s.m.) neşriyle Demokratlar on derece kuvvet bulduğu gibi; öyle de Ayasofya’yı da beş yüz sene devam eden vaziyet-i kudsiyesine çevirmektir. Ve âlem-i İslam’da çok hüsn-ü tesir yapan ve bu vatan ahalisine âlem-i İslam’ın hüsn-ü teveccühünü kazandıran, bu yirmi sene mahkemeler bir muzır cihetini bulamadıkları ve beş mahkeme de beraatine karar verdikleri Risale-i Nur’un resmen serbestiyetini dindar Demokratlar ilân etmelidirler. Tâ bu yaraya bir merhem vurmalı. O vakit âlem-i İslam’ın teveccühünü kazandıkları gibi başkalarının zâlimane kabahati de onlara yüklenmez fikrindeyim. Dindar Demokratlar, hususan Adnan Menderes gibi zatların hatırları için, otuz beş seneden beri terk ettiğim siyasete bir iki gün baktım ve bunu yazdım.” (Emirdağ-2 s.164)

 

Yine başka bir beyanında: “…Hem Demokrata ezan-ı Muhammedî gibi çok kuvvet vermek ve Risale-i Nur’un neşrine müsaadesi gibi çok taraftar olmak ve âlem-i İslam’ı, hattâ bir kısım Hıristiyan devletlerini de memnun etmek için, Ayasofya’yı müzahrefattan temizleyip ibadet mahalli yapmaktır…” (Emirdağ-2 236) demesiyle Ayasofya’nın binlerce sene ibadethane olmasından sonra şimdi mahzun halini gören dindar vicdan sahibi Hristiyanların bile yeniden asliyetine rücuuna taraftar olacağını nazara vermiştir. Bunun emareleri bugün de gözükmektedir.

 

  • Risale-i Nur’da Ayasofya bahsi 86 farklı yerde geçmektedir.

Said Nursi Hazretleri Ayasofya’ya o kadar ehemmiyet vermiştir ki büyük eserlerde 31 kere, küçük eserlerde 12 kere olmak üzere toplam 43 yerde çeşitli vesilelerle bahsi geçmektedir.

 

Yine, Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin talebelerinden 7 Temmuz 2016’da 94 yaşında vefat eden merhum Abdullah Yeğin Ağabeyimiz de vefatının hemen öncesinde: “Ayasofya’nın yeniden camiye dönüştürülerek asıl vazifesine dönmesi halinde Türkiye üzerindeki musibetler inşallah biter; (bundan sonra da Allah’ın izniyle) çok büyük fütuhatlar olur…” diye Kur’an’dan, Resul-i Ekrem Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz’in hadis-i şeriflerinden ve de Üstad’ından aldığı işaretlerle bu ifadeleri kullanmıştı. Bu ricasını Reis-i Cumhur’umuza da Hüsnü Bayramoğlu Ağabey ve beraberindeki diğer ağabeylerle beraber ifade ettiklerini, Reis’in de “Biz de istiyoruz; zamanı var.” dediğini aktarmıştı.

 

Hadd-i zatında Bediüzzaman Hazretlerinin yanında yetişmiş, ömürlerini İman ve Kur’an’a; O’nun bu zamanın ihtiyacına cevap veren, hakiki bir tefsiri olan Risale-i Nur vasıtasıyla hizmet bilen bütün vekil merhum ağabeyler buna mümasil beyanlarda bulunmuşlar, dualar etmişler. Ayasofya’nın açılacağı o kutlu güne ulaşabilmek için bütün hissiyatlarıyla çalışmış ve dört gözle o günü beklemişlerdir.

 

  • Ayasofya Camii-i Şerifi bir an önce açılması elzemül elzem

Biz de Hz. Bediüzzaman’ın ve hayattaki vekili Hüsnü Ağabey’imizin ve diğer merhum vekil ağabeylerimizin dua ve sözlerine iktidaen, vakfımız namına beyan ederiz ki:

 

Âlem-i İslam’ın Kâbe-i Şerif (Mekke), Mescid-i Nebevi (Medine) ve Mescid-i Aksa (Kudüs)’ten sonraki dördüncü incisi; Müslümanların esaret zincirlerini kırdığının göstergesi, kilidi, fethin sembolü olan; İslam birliğine bütün İslam milletlerini davetin duyurusu olacak olan halindedir.

 

Eğer buna Reis-i Cumhur’umuz, mevcut hükümetimiz ve milletçe muvaffak olursak Hz. Fatih’in bedduasından kurtulmakla beraber O’nun kabrinde huzurla yattığının ferahlığıyla nefes alacağız. Hiçbir sebep olmasa bile bu hal bile başlı başına yeterli bir gerekçedir. Bu bedduanın üzerimizden kalkması bile cömert, yediğinden giydiğinden, rızkından paylaşarak bütün dünyadaki mazlum ve muhtaçlara ulaşmaya çalışan bu aziz milletin maddi manevi bereketine binler bereket katmaya yetecektir.

 

Bu açılış, bütün İslam âlemine: “Biz bin yıldır İslam’a İmana hizmet etmiş ecdadımıza layık evlatlarız; buyurun gelin, tarihte olduğu gibi bugün de adalet, şecaat sancağımız altında birlikte toplanıp topyekûn her sahada hareket edelim. Bizlere itimat edebilirsiniz. Biz sizlerin kardeşleriniz” mesajını en yüksek gür sadâ ile ilan ve daveti olacağı muhakkaktır. Bütün bu gerekçelerden daha da önemlisi ve her şeyin başı olacak husus şu ki:

 

RIZAY-I BARİ’YE MAZHAR OLUP AHİRETİMİZ İÇİN EBEDİYYEN ÇOK BÜYÜK BİR MÜKÂFATA, EMEĞİ GEÇEN HERKESİN MAZHAR OLACAĞI ÜMİDİDİR.

 

Bu duygu ve düşüncelerle başta Reis-i Cumhur’umuza ve bu devleti Rızay-ı İlahiye’nin adaleti üzere yönetmeye çalışan idarecilerimize ve bu kahraman Anadolu halkına, vatan millet sevgisini ve hizmetini esas almış vakfımız olarak duyurumuz şu ki:

 

GELİN HEP BERABER AYASOFYA CAMİİNİN AÇILIŞINA NE GEREKİYORSA BERABERCE YAPALIM, BÜTÜN HER ŞEYİMİZLE ÇALIŞALIM; BU HASRET BİTSİN ARTIK…

HARAMEYN VAKFI