Nurdan Haber

O günleri ben göremeyeceğim, kabrimden seyredeceğim, Hüsnü görecek

O günleri ben göremeyeceğim, kabrimden seyredeceğim, Hüsnü görecek
27 Temmuz 2020 - 10:01

“O günleri ben göremeyeceğim, kabrimden seyredeceğim, Hüsnü görecek”

Ali Kemal Pekkendir

Ahmet Feyzi Efendi, Üstadımızı ziyarete geliyor ve Maidetül Kur’an’ın devamı olan Hazinetül Burhan risalesinin arkasına 5-6 sayfa olarak yazdığı zeyli gösteriyor. Hadislerin istikbaldeki İslami inkişaflara ve Ayasofya’nın açılmasının İttihad-ı İslam’ın başlangıcı olduğuna dair mevzuları anlatıyor.

Üstadımız, Ahmet Feyzi Efendi’ye cevaben:

“Kardeşim ben bu söylediklerine karşı çıkmıyorum, reddetmiyorum. Fakat o günleri ben göremeyeceğim, kabrimden seyredeceğim, Hüsnü görecek”

Şeklinde ona verdiği cevabı Hüsnü Bayram Abi bizzat dinliyor ve bu hatırasını 2012’lerden beri yakınında bulunan kardeşlerle defalarca paylaşmıştır.

Bu hatırayı neden birtakım kitaplarda göremiyoruz?  Neden diğer ağabeylerden işitmedik?  Gibi soruları sosyal medyada soranlar, bu hatırayı bizzat dinleyip nakleden Hüsnü Bayramoğlu Ağabey’imizin ilgi sahasına girmiyor.

Çünkü kendisi ne N.Şahiner’inSon Şahitler kitabında ne de Ömer Özcan’ın Ağabeyler Anlatıyor kitabında röportaj vermemiştir.

Hatta Necmettin Şahiner, meşhur Son Şahitler kitabını yazdıktan 30 sene sonra Hüsnü Abiyi dinlemek için ziyarete gelmek istediğinde onu da kabul etmemiştir. Mason Demirel’e ÜstadBediüzzaman’dan onay ve itibar kotarmak için uydurulmuş hatıralara 30 senedir itiraz etmemiş “çok ehli tahkik” yazarlar, Son Müceddid-i Ekber’in Son Vâris Talebesinin bizzat yakın kardeşlerine defalarca anlattığı müjdeli haberlere, masonların maşalığını yapmış bazı zevattan mı onay istemesini bekliyorlar?

Hüsnü Ağabeyin kendi şahsına kimseyi davet etmediğini müstakim Nur Cemaati’nin bütün fertleri bilir. Risale-i Nur’da adı geçmeyen talebeler hakkında onlarca kitap yazılmış.  Halbuki o zatlar Üstad Hazretlerinin indinde çok yüksek bir kıymete sahip olsalardı, Üstadın sağlığında yaşadıkları halde Risale-i Nur’da birkaç mektupta dahi olsun isimleri geçmez miydi?

Fakat bu Zatları meşhur etmek ve  gündemde tutmak için  epey gayretle çalışan Ümit Şimşek ve benzeri bir iki gazeteci ve yazar, her nedense Risale-i Nur’da onlarca yerde ismi geçen ve bütün vasiyetnamelerde adı yazılı Hüsnü Bayramoğlu  Ağabey gibi en Güzide ve Vâris bir talebesine karşı,  Nur’un hürmet düsturlarına zıt ve İslami terbiyeye mugayir şekilde,  86 yaşındaki mütevazı Ağabeyimizi  “Nur Talebelerini şahsına davet edici ve Liderlik heveslisi” gibi göstermeye çalışan yazılar yazıyorlar.

Etrafındaki ehli hizmet ve ehli himmet kardeşlerimizi de sanki körü körüne bir şeyhe bağlı müritler gibi göstermeye çalışıyorlar.

86 yaşında dünyadan hiçbir beklentisi ve menfaati olmayan, sadece Risale-i Nur’un Türkiye’de ve Dünyada inkişafına bütün ömrünü vakfetmiş bir Nur Hizmetkarını, “Şahsi makam hırslısı imiş” gibi internetteki sayfalarında tanıtıyorlar.

Ayasofya’nın tekrar ibadete açılması bütün İslam Alemini sevinçlere boğan bir inkişaf olmuştur.

Ayasofya Camiinin içinde ilk cuma namazını kılmaya davet edilen Hüsnü Ağabey’imiz, caminin içinde Süleyman Soylu, İsmail Kahraman gibi Devlet Adamlarımız ve bizzat Reisicumhurumuz tarafından tebrik edilmiş ve “Sizin burada olmanızın ehemmiyeti ve kıymeti çok büyüktür.”  şeklinde yüzüne karşı iltifatta  bulunmuşlardır.

Üstadımızın “O günleri yani o güzel inkişaf devresini Ben göremeyeceğim,  kabrimden seyredeceğim, ama Hüsnü görecek”  demesi bazı kişileri neden rahatsız ediyor ?

Ayasofya’nın açılması ve Üstadın müjdesinin muhtevası içinde olan İttihad-ı İslam, Mescid-i Aksa’nın hürriyete kavuşması ve daha ilerisi İslami inkişaflar, Üstadımızın müjdesi içinde dahildirler.

Son Müceddidi Ekber’in en genç talebesine “O günleri sen göreceksin” demesi, müjdelemesi, insaf ve şefkat sahibi hangi Müslümanı rahatsız eder?

Yoksa bu huzursuz itirazları, başka rahatsızlıkları olmasından mı kaynaklanıyor?

Bizler yani Risale-i Nurlara Nur’un Müstakim Cemaatleri içinde ilk defa kavuşan (ve Yeni Asya zehrini hiç tatmamış) Nur talebeleri için, Üstadımızın bütün Varis Talebeleri eşit derecede hürmete şâyan ve layık ve hizmet-i Nuriyede örnek alınacak insanlardır.

Şu anda yaşayan Son varis talebesi Hüsnü Ağabey, Bediüzzaman Hazretlerinin meslek esasları ve hizmet tarzında asla hiçbir taviz vermeyen ve bütün Nur talebelerinin nazarlarını daima Külliyata ve Eserlere çeviren ve bunu 1960’da Üstadımızın vefatından bugüne kadar 60 senedir aynı sistemde devam ettiren en Güzide bir Nur talebesidir.

Şahsa bağlanmak değil, kitaba ve kitaptaki düsturlara bağlanmayı her gün ders yapmaktadır.  Öyleyse O’nun en yakınındaki kardeşlerine anlattığı ve çok nadiren bahsettiği bir iki hatırayı gayet dikkatle bizler de nazara alacağız.

Ahmet Feyzi Efendi’nin “Ayasofya’nın açılması ittihadi İslam’ın başlangıcıdır” diye başlayan sohbetinde mevzubahis olan istikbal’deki inkişaf ve fütuhatlar için Rabbimize bütün Nur Camiası olarak Şükran ve Hamd içerisinde olacağız.

Bu inkişaf günlerini Mehdi-i Azam’ın son vekiline de gösteren Rabbimize sonsuz şükürler olsun…

Nefis cümleden ednâ, vazife cümleden âlâ…

Ali Kemal Pekkendir