Nurdan Haber

AKL-I EVVELLERE BİR CEVAP

AKL-I EVVELLERE BİR CEVAP
28 Temmuz 2020 - 18:52

AKL-I EVVELLERE BİR CEVAP
Saide Nur Sungur
(Merhum Mustafa Sungur Ağabeyin Kerimesi)

Bir kaç gündür yazılanları takip etmediğim halde hanımlar aleminden hassaten soranlara elimden geldiği kadar Risale-i Nurlar ile cevab vermeye gayret etmiştim..Muhammed Rıza kardeşimizin yazısı isabetli olmuş, cevap vermiş. Hiddetle değil isbat ile mükellefiz, aleyhte konuşanları da mahcub edecek tarzda nurani müdafa esas olmalı.
Başta Hz. Üstadımız hiç bir zaman kendinden birşey ihdas etmeyip tamamen Peygamberimize ayine olarak Nübüvvetin varisi olmuştur.
Vekil-i mutlak Talebeleri bunu en âli manada bilip ve öyle telâkki ettikleri için kendileri namına değil tamamen Risale-i Nur namına konuşup istihdam olunuyorlar.
Biz dua edelim herkes bulunduğu yerde eğer Allah için vazife yapıyorsa yapsın. Kimse de uğraşmasın böyle menfi düşüncelerle.
Hz. Üstadımızın mutlak vekili Hüsnü Ağabeyden rahatsız olanlar her bahane ile saldırıyorlar, bu da bahane aramaktan başka birşey değil.
Onun için kat’iyyen sosyal medya’da yazılanları okumuyorum okumaya da vaktim yok. Vakit kaybı olduğundan vaktimi Risale-i Nur okumaya sarf etmeye gayret ediyorum. Okuyanlar cevabını verir. Kanaatımı arzetmeye çalıştım zaten.
Aşırı yazanlar çizenler oluyor demek. Herkes biliyorum edası ile birşeyler söylüyor. Üstadı konuşturup tam dikkat kesilseler hiç bu vartalara düşülmez. Rahmetli Babam Mustafa Sungur gibi. Rahmetullahi aleyhim daimen ebeden.
Bazı akl-ı evveller kendi görüş ve fikrinde olduğu için paydaş buluyorlar kendine. Hiç mes’ele olmaması gereken, ve hususiyet arzeden mes’eleleri lâstik gibi oraya buraya uzatmanın hiçbir faydası yok.
Önce Destûr gerekir.
Üstadımızı da sorgulamaya kadar giden haddini aşmışlıktan başka birşey değil. Allah insaf versin yani hadsizliktir.
Risale-i Nur bütün zamanları birden görür manada okuyor, okutuyor. Üstad şunu bilmez bunu bilmez diye ortaya çıkıp yazı yazmak ne demektir.
Kelâmı ilâhi sonsuz manaları hakikatleri ihtiva ettiğinden, Bekâya mazhar olan kelâmi ilâhinin manaları olan Risale-i Nur Bekâ aleminden bakıldığında zaman şeridini birden ihata ediyor. Üstadımız bir hakikati beyan ederken kendi şahsî görüşü ile değil, Kur’anın bakış açısını nazara veriyor,Evet baki hakikatler Baki-i Hakikiden geldiği için insanüstü, fakat uygulamada Hz. Üstadımız kulluk şuuru içinde bir kul edası içinde.
Özüne tam vakıf olunmadığı için bu incelikler maalesef anlaşılmıyor. Ahir zaman ve kıyameti haber veren hadisi şerifleri izah ederken Üstadımız, لا يعلم الغيب الا الله
والعلم عندالله
Bunların manasını Emirdağ lâhikasında Ğaybı ancak Allah bilir ve Allahın bildirmesi ile bilinir. yazıyor. Yani Cenab-ı Hak Peygamberimiz S. A. V. e bildirmiş. Hz. Üstadımız Efendimiz’den. (S a v)’in ahir zamandaki varis-i mutlakı olduğu için Bizzat Peygamber efendimizden aldığı ders-i manevi ve talimini bildiriyor. Ve Kur’anın manaları açıldığı için Kur’an bütün zamanları ihata ettiğinden hz. Üstadımız külliyet kesbetme cihetiyle biliyor bildiriyor. Onun için sadece akılla Nurları okumak anlamaya çalışmak nâkıs oluyor, kalb ve Ruh derecesine terakki ve teâli ederek okumayı anlayıp hazmetmeyi nasib etsin Rabb-ı Rahimimiz. Amin. Akıl midesinden, kâlb ve Ruha ve bütün lâtifeler gıdasını alınca itmi’nan derecesi hasıl olur, Akıl süzgecinde kalıp hazımsızlık hastalığına sebep olan anlayıştan halâs eylesin. Amin
‎وَ فٖى كُلِّ شَيْءٍ لَهُ اٰيَةٌ تَدُلُّ عَلٰٓى اَنَّهُ وَاحِدٌ

düsturunu herşeye okutturuyor.

Hem iman yalnız ilim ile değil.. imanda çok letaifin hisseleri var. Nasılki bir yemek mideye girse; o yemek muhtelif a’saba, muhtelif bir surette inkısam edip tevzi olunuyor. İlim ile gelen mesail-i imaniye dahi, akıl midesine girdikten sonra, derecata göre ruh, kalb, sır, nefis ve hâkeza.. letaif, kendine göre birer hisse alır, masseder. Eğer onların hissesi olmazsa, noksandır.” İşte Risale-i Nur her yerde suyu buluyor, çıkartıyor. Evvelce gidilen uzun yolu kısaltıyor ve müstakim ve selâmetli yapıyor.

(Sözler 764.sh – Risale-i Nur)