Nurdan Haber

İnsanla Maymun Arasındaki Genetik Benzerliğin %98 Olduğu Doğru Mudur?

İnsanla Maymun Arasındaki Genetik Benzerliğin %98 Olduğu Doğru Mudur?
05 Ağustos 2020 - 14:04

İnsanla Maymun Arasındaki Genetik Benzerliğin %98 Olduğu Doğru Mudur?

Adem Tatlı

Evrimciler tarafından, insanla maymun arasındaki genetik benzerliğin %98 olduğu iddia edilmekte ve dolayısıyla maymunla insan arasında evrim bakımından bu yönüyle ilişki kurulmaya çalışılmaktadır. Bu, iddianın ilmî dayanağı yoktur. İnsan ve maymun genlerinin %98 birbirine benzediği iddiası, yıllar önce evrimciler tarafından ileri sürülmüştür ve bu devamlı olarak bir slogan gibi kullanılmaktadır. İnsanda ve şempanzede bulunan 30-40 civarındaki temel proteindeki aminoasit dizilimlerinin ayniliği, bu benzerlik iddiasına delil olarak ileri sürülmektedir.

İnsanda yaklaşık 100 bin protein vardır. Bunların içerisinde 40 tanesinin benzer olması, insanla maymunun %98 benzer olduğunu göstermez. Böyle bir yaklaşım, ilmî olmaktan çok, propaganda amaçlıdır. Kaldı ki, bu 40 proteinin DNA benzerliği konusu da tartışmalıdır. Bu çalışma 1987 yılında Sibley ve Ahlquist tarafından yapılmış ve Moleküler Evrim Dergisi (Journal of MolecularEvolution)’nde yayınlanmıştır[1].

Ancak, bu verileri inceleyen Sarich, burada kullanılan metodun fazla güvenilir olmadığını ve elde edilen verilerin çok abartılarak yorumlandığını belirtmiştir[2].

Kaldı ki, bu benzerlik iddia edildiği gibi %98 bile olsa, bu iki canlı grubu arasında evrime dayalı bir yakınlık kurulamaz. Çünkü türler çok hususi genetik şifrelere sahiptir. Temel proteinler, bütün canlılarda ortak hayati moleküllerdir. Dolayısıyla canlılar arasında bu yapılar bakımından benzerlikler fazladır. Çünkü bütün canlılar, aynı moleküllerden meydana gelmektedir. Bu bakımdan genetik yapı temellerinin de benzemesi gayet normaldir. Temel yapıların benzerliği, evrimin değil, bütün varlıkların ustasının aynı olduğunun ve hepsinin aynı plan üzerine yaratılmış olmalarının delilidir. Nitekim, nematod solucanları ile insan DNA’ları arasında %75’lik bir benzerlik vardır[3].

Şimdi solucanla insan arasında benzerliğin %75 olduğunu dikkate alarak, insanın solucanla akraba olduğunu mu kabul edeceksiniz.

İki canlı türündeki genetik yapı farklılığı %1 bile olsa, bu fark, o iki canlı türünün tamamıyla farklı özelliklere sahip olması manasına gelmektedir. Burada göz önünde tutulması gereken önemli bir husus, canlı vücutlarında bulunan bir genin, birden fazla özellik üzerinde etkili olmasıdır. Bir başka deyişle, bir özellik birden fazla gen tarafından kontrol edilmektedir4.

İnsana benzerliği olan canlılar sadece maymunlar da değildir.  Anatomik yapısı itibariyle maymun, zekâ itibariyle at, konuşma yönüyle papağan, sanat yönüyle bal arısı, sosyal yaşayış itibariyle karıncalar, yavrularına gösterdiği şefkat yönü itibariyle penguenler, insana diğer canlılardan daha yakındır. Kaldı ki, insanı diğer canlılardan ayıran sadece anatomik yapı, ya da birkaç özellik değildir. İnsanın muhakeme etmesi, akletmesi, vicdan sahibi olması, muhakemesi ve yargıda bulunması, hayali, hafızası, muhabbetti, konuşması, düşünmesi ve inanç sahibi olması en önde gelen vasıflarıdır.

 

İnsana moleküler seviyede en çok benzediği kabul edilen şempanze ile insan arasındaki benzerlik, 2004 yılında, Japonya’nın Riken Enstitüsü’nde ortaya konmaya çalışıldı. Bunun için insandaki 21. kromozom ile şempanzedeki bu kromozomun karşılığı olan 22. kromozom deşifre edilerek karşılaştırıldılar[4].

Daha önceki şempanze ile insan mukayeseleri daha çok protein karşılaştırmalarına dayanıyordu. Bu kromozomların DNA’larının 68.000 yerinde tamamen farklılık olduğu görülmüştür. Bu yerlerin bir kısmı insanda şempanzeden fazla, bir kısmı ise eksiktir. Şempanzenin protein gibi molekülleri insanınkilere yüzde 98.5 oranında benzeyebilir, fakat sırf bir kromozomda 68.000 yerdeki farklılık asıl önemli problemdir[5].

Mesela, bu yerlerden üçü FOXP2, NCAM2 ve GRIK1 bölgeleridir. Bu genlerin sinir sistemiyle ilgili yapılarda etkin olduğu tespit edilmiştir. Bu fazlalıklar sadece insana ait olup şempanzede eksiktir.

İnsanla şempanzenin benzerliğinde birçok araştırmacı, sadece farklı olan bölümleri göz önüne alarak ‘%1,5 farklılık’ gibi oranları telaffuz etmişlerdir. Hâlbuki bu farklı bölümlerden başka insanda olmasına rağmen şempanzede olmayan veya şempanzede olmasına rağmen insanda bulunmayan bölümler de vardır ki, bunlar türler arası farklılıkta daha da önemli olabilirler.

İnsan ile şempanze arasındaki farkta da önemli olan yüzdeler değil, bu yüzdelerin neye karşılık geldiğidir. İnsanla şempanze arasında 35 milyon kadar noktada farklılık olmasına karşılık, 45 milyon kadar noktada insanın sahip olduğu ve şempanzede olmayan, 45 milyon kadar da şempanzenin sahip olduğu ve insanda olmayan nokta vardır[6].

Bunların toplamı ise 120 milyonu geçmektedir ki, bu çok büyük bir farklılıktır. Hele hele bu farklılıkların DNA gibi çok hassas yapıda bir molekülde, 6 milyon yılda ‘tesadüfen’ meydana geldiğini ve fertlerde teşekkül eden özelliklerin türün gen havuzunda yok olmadan türün özelliklerine dönüştüğünü söylemek ihtimal hesapları açısından savunulamayacak bir iddiadır.

Tek bir proteinin ortaya çıkmasını izah etmek için, bütün uzayın tüm maddesi ve tüm zamanının yetersiz kaldığını ihtimal hesapları göstermektedir.

İnsanın şempanzeden 6 milyon yılda teşekkül ettiği iddiasını ele alalım; 20 yılın bir nesle karşılık geldiğini hesaplarsak 300.000 nesil eder. Yani DNA gibi hassas bir molekülde 300.000 defada bir gibi çok düşük sayıda meydana gelecek değişimlerle, insan ile şempanze arasındaki 120 milyondan fazla farklılığın hâsıl olması gerekmektedir. Bunu tek bir proteinin ortaya çıkışını izah etmek için tüm uzay-zamanının ve tüm maddenin yetersiz kaldığıyla kıyaslarsak, şempanzeden insana geçişin ‘tesadüfi mutasyonlar’la meydana geldiği iddiasının matematik açısından ne kadar tutarsız olduğunu anlarız. İnsanla şempanzeler arasındaki %0.01’lik bir fark bile yüz proteinden daha fazlasına karşılık gelmektedir.

 

İnsanın DNA’sında 3 milyardan fazla nükleotid olduğu tahmin edilmektedir. Bunun %0.01’i ise 300.000’den fazla nükleotide karşılık gelmektedir. Her 1.000 nükleotidin 1 protein koduna karşılık geldiğini düşünürsek; insan DNA’sının %0.01’i bile 300’den fazla protein koduna karşılık gelebilecek kadar uzunluk demektir. Eğer insan ile şempanze arasındaki moleküler seviyedeki fark dendiği gibi sadece %1.5 oranında olsaydı bile, bu aradaki farkın tesadüfi bir geçişle aşıldığını söylemek mümkün olamazdı.

Üstelik Riken Enstitüsü’nün sadece bir kromozomda 68.000 yerin farklı olduğunu göstermesi, toplamda ise 120 milyondan fazla noktada farklılık olduğunun tespit edilmesi, tesadüfî bir şekilde şempanzeden insana geçişi ileri sürenleri tamamen açmaza sokmuştur.

SONUÇ

Her bir canlı grubunun genetik yapısının şifrelendiği DNA’ların temeli genelde; karbon, hidrojen, oksijen, kükürt ve fosfor atomlarından meydana gelmiştir. Yani canlıların genetik yapılarının temeli aynıdır. Bu bitkilerde de hayvanlarda da insanlarda da böyledir. Canlıları farklı kılan, o genetik yapıya şifrelenen bilgidir.

Tıpkı flaş diskte olduğu gibi. Siz benzer yapıdaki flaş disklere, hatta aynı flaş diske çok farklı bilgiyi şifreleyebilirsiniz. Flaş diski meydana getiren elementlerin yapı bakımdan benzer veya aynı olması, onlara şifrelenen mananın aynı olduğunu değil, ustanın bir olduğunu gösterir.

İşte canlıların genetik yapılarını teşkil eden atomların benzer olması, onların birbirinden tesadüfen meydana geldiğine değil, onları yaratan Allah’ın bir olduğuna delildir.

Adem Tatlı

[1]SibleyandAhlquist, Journal of MolecularEvolution, no. 26, s. 100.

[2]Sarich et al., Cladistics, 1989, no. 5, s. 3-32.

[3] H., Karen. “TheGreatestApes”, New Scientist, 15 Mayıs 1999, s. 27.

[4] H. Wantanabe ve Diğerleri, DNA SequenceandComparative Analysis of ChimpanzeeChromosome 22, ‘Nature’ 429, (27 Mayıs 2004), s. 382-388.

[5] H. Wantanabe ve Diğerleri, DNA SequenceandComparative Analysis of ChimpanzeeChromosome 22, s. 383.

[6]Tarjei S. Mikkelsen ve Diğerleri, InitialSequence of TheChimpanzeeGenomeandComparisonwithThe Human Genome, ‘Nature’ 437, (1 Eylül 2005), s. 69-87.

Alem-i İslamBediüzzaman'danDerslerDünyaGenelGündemHizmetİslamİslam ve HayatNur TalebeleriRisale-i NurRisale-i Nur DünyasıSon DakikaSürmanşetTürkiye
Hindistan Nur Talebelerinden Hüsnü Ağabey’e Mektup
Alem-i İslamGenelGündemİslamİslam ve Hayat
Tanıkların Dilinden İslamofobi
Alem-i İslamAli Kemal PekkendirHizmetİslamRisale-i Nur
Risale-i Nur’u Okuma ve İzah Etme Konusu
Alem-i İslamGenelİslamİslam ve HayatTürkiye
Muhteşem Bir Sela!
Alem-i İslamGenelGündemHizmetİslamİslam ve Hayat
AZERBAYCANDAN MEKTUP VAR