Nurdan Haber

Risale-i Nur’ların Tercüme Faaliyetleri

Risale-i Nur’ların Tercüme Faaliyetleri
05 Ağustos 2020 - 15:13

Risale-i Nur’ların Tercüme Faaliyetleri

Saide Nur SUNGUR

“HERZAMANIN BİR HÜKMÜ VAR”dediği gibi Üstadımızın, Nasılki, İşârât’ülİ’caz’damünafıklar bahsinin on iki ayetinin mana muhteviyatı bir sayfaya yakın iken,Diyanetin tab’ıyla zamanı geldiğinde, tamamı basıldığı gibi, başka milletlerin lisânına tercüme edilen eserler dahi tamamen tercüme edilip tab edilmesi iktiza eder, şöyleki;

  1. Demek Risâle-i Nurlar Aktar-ı Âlemde,her milletten Nur talebeleri,o Nurânihakikatleri massedip istifade ediyorlarki,هل من مزيد “daha yokmu”sırrı tezahür ediyor.
  2. Bu Nuranî ve hayattar olan Kelâmı ilâhinin manaları olan Risâle-i Nur hizmetleri, zamanın ilerlemesiyle teâlî ve terakki ederek kuvve-i maneviye husule getiriyor. Yerleşip kökleşerek muhkemleşiyor. Bir misâl vermek gerekirse, Risâle-i Nurları tanıyıp okuyan Arab âleminden Nura talebe olan nice hanım Nur talebeleri var. Mekke seyitler cemaati, Cidde’de bulunan Abla Fethıye namında Kız lise mektebi olan eğitimci,yetmişi aşkın yaşına rağmen Arab beldelerini dolaşan ve gittiği yerlerde Nurların intişarı ile çabalayan bir ablamız,SuuddaAbha vilâyetinde Üniversitede akademisyen Cezayir asıllı Ümmü Gülsüm Hanım gibi, Lübnan, Cezayir, Sudan, Ürdün, Irak gibi ülkelerden nice

Hanımlar topluluğu hepsi gürül gürül Risâle-i Nurları okuyorlar, adeta hava gibi teneffüs edip su gibi içiyorlar.

İşârat’üli’caz, Mesnevi-i Nuriye, yirmidokuzunculem’a aslı Arabî. Risâle-i Nurlar Türk ve Arab ortak dilimiz,dediğimizde çok sevindiler. Türkiye’de üç sene en az yedi sekiz ülkeden gelen bu hanım kardeş ve ablalarımızla okuma programı yaptık.Türkçe olarak biz,aynı yeri onlar arabca olarak okudular her birerleri. Yaklaşık yirmibeş yıldır Türkiye’de olan Cezayirli KafihaHanım kardeşimiz, Risâle-i Nurları Cezayir’den,İngiltere’ye üniversitede okumak için gittiğinde Türkiyeli, daha sonra evlendiği eşi vasıtası ile tanıyor. İngilizcesi olan bir hanım, Cezayir Fransız sömürgesinde olduğu için Fransızcaya da hâkim. Arabcası zaten ana dili. Arab hanım kardeşlerimizinde bulunduğu ortamda şu mevzu oldu. Risâle-i Nurlar orjinâl hali yani aslıyla mükemmel, çeviriler aslının yerini tutmuyor. Çeviri dili arabî de olsa tutmuyor. Hatta buradan bir ablamız, İşârat’üli’cazı Abdülmecid Nursî tercüme ederken Üstadımın himmeti ile tercüme ettim diyor,diye hatırlatma yapmıştı.

Şimdi: Böyle bir Cemaati Nuriye keşke aslından okuyabilsek diye hayıflanırken, hatta tamamı tercüme edildimi veya edilmişmi diye sorup dururken ve arzu ve iştiyakla bitamamiha Nurun herbir cümle ve kelimesini okuyup vakıf olmayı bütün ruhu canları ile arzu ederken, bu vazifeyi eda etmek, Risâle-i Nur namına bir vecibedir.

  1. İngilizce, Rusca gibi tercümelere gelince,şimdiye kadar olan tercümeler elbette nicelerin imanlarını kurtarmaya vesile oldular. Fakat bir hususu ifade etmek isterim, Hz. Üstadımız son dönem talebeleri ile Risâle-i Nurların okunması, neşir ve hizmeti, te’sisi gibi hizmetleri, tevdi etmek için,bizzat yanında yetiştirip vekil-i mutlak tayin ettiği talebeleri var. Tâki Hz. Üstadımızdan aldıkları hakkalyakin manadaki ders ve terbiyeleri mucibince vazife-i nuriyeninistikâmetli bir surette devam etmesi için. Meselâ biz,Hz. Üstadımızın Risâle-i Nurları okuma ve okutma düsturlarını babam Mustafa Sungur’dan öğrendik. Küçücük yaşımıza rağmen eve geldiğinde,Üstadımızdan gördüğü gibi kardeşlerimle birlikte,ellerimize kitap verip, kendisi okur biz dinlerdik. Bize okutur kendisi dinlerdi. Ellerimizde kitaplar, sıra ile okuma fıtrî bir düstürumuz oldu bizim için. Ve hanımlar dairesindeki Risâle-i Nur derslerimizinde bu tarzda daha faideli olacağını, Hz. Üstadımızın defaatle, “kardeşim bende sizinle beraber dersimi alıyorum, Risâle-i Nurlar Kur’an’dan geldiği için terakkiye son yoktur. “Yani okuyanda dinleyende hep beraber Nurlardan dersini almış olur,diyerek bize Nurları okuma usûlünütâ küçük yaşlarımızda yerleştirmişti.Buna binaen hanımlar âlemindeki Risâle-i Nur derslerimizi kitap tâkipli olarak Külliyatı devrediyoruz. İstanbul’da bulunduğumuz için, dünyanın hemen hemen her tarafından gelen misafir hanım abla ve kardeşlerimiz oldu. Öyleki Risale-i Nurlardan ders okurken aynı yeri, ayrı dilde dört defa okuyor ve dinliyorduk.

Meselâ, ilk başta Türkçe, Arabi,Ingilizce ve Rusya’dan gelenler Rusça okuyarak saatlerce derslerimiz oldu elhamdülillâh. Şimdi biz takipli ders okuduğumuz için tercüme olmayan yerler olunca, noksanlık olduğunu biz o zaman anlıyorduk. Buralarda biran evvel tercüme olsa veya ne zaman olacak gibi, ifadelere muhatap oluyorduk.

Hakikâten zaman sürât asrı Risâle-i Nur hizmetleri sür’âtli oluyor. Risâle-i Nur yetiştiriyor talebelerini,onbeş haftada hakikâtı imanı elde ettiriyor. Külli manada hükmünü icra etmesi, İnsanlığın çok muhtaç olduğu, hakikat ve hükümleri kanun ve düstur halinde Dünyanın her yerinde benimsenmesi için, noksansız, tercüme elbette elzemdir.

Zamanından önce olan,elbette zamansız olduğu için aks’ül amel olacağı gibi, zamanı geldiğinde olması gerekenin olmaması da bir mes’ûliyettir. Bu Nurani davada vazifesini bitamamiha yerine getirmek için çırpınan başta Hüsnü Bayram ağabeyimizi ve siz gayyur kardeşlerimizi tebrik eder,İnayet-i Rabbaniye’den muvaffakıyetler niyaz ederim.

 

Saide Nur SUNGUR

Alem-i İslamBediüzzaman'danDerslerDünyaGenelGündemHizmetİslamİslam ve HayatNur TalebeleriRisale-i NurRisale-i Nur DünyasıSon DakikaSürmanşetTürkiye
Hindistan Nur Talebelerinden Hüsnü Ağabey’e Mektup
Alem-i İslamGenelGündemİslamİslam ve Hayat
Tanıkların Dilinden İslamofobi
Alem-i İslamAli Kemal PekkendirHizmetİslamRisale-i Nur
Risale-i Nur’u Okuma ve İzah Etme Konusu
Alem-i İslamGenelİslamİslam ve HayatTürkiye
Muhteşem Bir Sela!
Alem-i İslamGenelGündemHizmetİslamİslam ve Hayat
AZERBAYCANDAN MEKTUP VAR