Nurdan Haber

Efkâr-ı ammeye ve vicdan-ı umumiye sorarız?

Efkâr-ı ammeye ve vicdan-ı umumiye sorarız?
27 Ağustos 2020 - 17:56

Efkâr-ı ammeye ve vicdan-ı umumiye sorarız???

Zaman şahs-ı manevi zamanıdır diyerek,

Mutlak Vekillik hakikatini ve o vazife ile muvazzaf olan Ağabeyleri ve üzerlerindeki ve omuzlarındaki ağır yükü inkar mı edeceksiniz?

Risâle-i Nur’daki bir hakikati, yine Risâle-i Nur’daki diğer bir hakikat ile kırmanın ve yok etmenin gayretine düşmüşler….

İstikamet;
Ağabeylersiz bir duruşmudur??

Bu nasıl bir durumdur?

Risâle-i Nur bir bütündür, Risâle-i Nur esastır diyorlar.

Peki ama içindeki, Üstadımızın Mutlak Vekil tayin ettiği vasiyetnamesi,

Ve o vasiyetname içindeki Mutlak Vekillik hakikatini ve ifadelerini,

Ve o Mutlak Vekil Ağabeyleri,

Ve o Ağabeylerin Mutlak Vekil oluşlarından mütevellid, Üstadımızın tam tarz-ı hareketini bilip ve yakından görüp, hüve hüvesine bizlere göstermeleri cihetiyle o Ağabeyler ile beraber hareket edip,
Asıl o şahs-ı manevinin o Ağabeylerimiz ile beraber hareket edilerek onlar ile tam ittihad ve ittifak ile tesis edilmesi gerektiği hakikatlerini ne yapacağız?

Bu hakikatler kitâbi esas değilmidirler??

Bu hakikatleri görmeyip,
Görmezden gelip,
Bir nevi inkar edip,
Bir de nazar-ı ammede(eskide) Ağabeylerimize yaptıkları gibi şimdi de Hüsnü Ağabeyimizi çürütmeye çalışanlara karşı yazdığımız bir kaç yazı kime ne için zor gelir ve batar??

Neden ve niye??

Zaman şahs-ı manevi zamanı, cemaat zamanı diyerek, o Ağabeyler nazarı ammede itibarsızlaştırılıp çürütülmeye çalışıldı, şimdide Hüsnü Ağabeye yapılıyor…

Peki,
O şahs-ı manevi asıl o mutlak vekil Ağabeyler ile teessüs edilmeli değil mi??

O ağabeylere ulu orta aleni bir şekilde ilişip hakaret edip nazar-ı ammede çürütmeye çalışıp ta, hangi kof ve çürük şahs-ı maneviyi tesis edebilirsiniz??

Bu hizmette ömür geçirdim diyenler, O Ağabeyleri, şimdi de Hüsnü Ağabeyimizi yok sayarak hangi şahs-ı maneviyi tesis edebilirler??

Ağabeylere aleni bir şekilde ulu orta ilişildiği zaman hukukları çiğnendiği zaman(üç maymunu oynamak ile) hiçbir reddiye yazmayıp susmak ile mi şahs-ı manevi tesis edilecek??

Risâle-i Nur’a lügatçe ekleyenler ile mi şahs-ı manevi tesis edilecek??

Üstadımızın tarzını bozanlar ile mi şahs-ı manevi kurulacak??

O Ağabeylerimiz olmadan ve o Ağabeylerimiz ile sadakatle kenetlenmeden şahs-ı manevi olur mu??

Şahs-ı manevi dersiniz,
Ama Üstadın mutlak vekillerini çürütmeye çalışarak veya çürütenlere karşı susarak şahs-ı manevi tesis edilmez.

Her siyasi mes’eleye konuşanlar buna ne için susar??

Yapacağınız o şahs-ı manevi ise boştur.

Bizim derdimiz şahıscılık yapmak değildir kat’a ve asla.

Bizim derdimiz şahs-ı maneviyi bozmak değildir kat’a ve asla.

Bizim derdimiz bu hizmeti başka yollara sürüklemek değildir kat’a ve asla.

Bizim derdimiz, Üstadımızın koyduğu ve yerleştirdiği bu hizmetin safvet-i asliyesini tahrip etmek değildir zinhar kat’a ve asla………
………

Bizim derdimiz;

Üstad niye mutlak vekil bırakmış?

Üstadımızın kendi yakınında bulunup ta tam tarz-ı hareketini bilenlerin, ve yakından görenlerin,
Bu hizmetin safvet-i asliyesini korumaları ve yaşıyarak muhafaza etmeleri noktasında vazifedar olduklarını bilmemiz ve sağlam bir sadakat ve hürmetle o Ağabeyler ile beraber hareket edilmesi gerektiği, şahs-ı manevinin de bu Ağabeyler ile tesis edilmesi,

Ve bu vazifeli Ağabeylere(acizane ve fakirane) sahip çıkılmasıdır bizim derdimiz.

O Ağabeylere sahip çıkmak ile aslında,
Hizmetin selametine,
Safvet-i asliyesine,
Üstadımızın meslek ve meşrebine ve tam tarz-ı hareketine sahip çıkmış oluyoruz.

Zaten o Ağabeylerimizin kat’a ve asla makam ve mevki dertleri olmamıştır.
Mahviyetkârane ve huzuzat-ı nefsiyeden tecerrüd ederek hizmet eden o Ağabeylerin, böyle pest ve aşağı hisleri olmamıştır, geçirdikleri hizmet safhaları ve yılları şahittir…

Ağabeylerin bu durumu,

O Ağabeylerimize edepsizce saldırıldığı zaman hukukları aleni bir şekilde çiğnendiği zaman,
Bu edepsiz saldırılar olurken,

Bu, Ağabeylerimizin hukuklarını(acizane fakirane) müdafaa etmiyelim anlamına gelmez, susalım anlamına gelmez, hiç konuşmayalım anlamına gelmez, reddiye yazmıyalım anlamına gelmez….

Hakikat nedir???

Hakikat;

Ortada kapı gibi mutlak vekillik vasiyetnamesinin oluşudur.

Peki ne için mutlak vekillik?

Bizler için o mektupda ve o Vasiyetnâme-i Üstad da sarihi işari ve remzi ve zımni bir ders ve öğüt ve yol gösterme var mı??

Evet elhak vardır.

Hakim ismine mazhar olan Üstadımızın bu mutlak vekillik ifadesinde de elbetteki bize bir dersi vardır…

Nedir o ders ve o öğüt ve yol??

Üstadımızın tam tarz-ı hareketini bilen ve yakından gören o Ağabeyler ile beraber hareket edin,
Şahs-ı maneviyi de, başta o Ağabeylere sadakat ile hürmet ile bağlı kalıp, onlar ile mahviyetkârane(tefani sırrını yaşıyarak) kenetlenerek tesis edin….

Hakikat nedir??

Hakikat;

“Bunlara ilişmek doğrudan doğruya bana ilişmektir”
(Barla Lahikası)

Bu ifade Üstadımız tarafından bizatihi Ağabeyler için kullanılmıştır..

Peki bu ifadeler mutlak vekil ağabeyler içinde geçerlimidir?

Evet elhak geçerlidir..

Zira o Ağabeyler Üstadımızın mutlak vekili ve vârisidirler.

Peki bu hakikat kitâbi esas değil mi??

Şimdi;
O Ağabeylere ilişmenin neticesinde Üstadımıza ilişmiş olmak ile hangi talebelik kalır ve Üstadımıza karşı hangi sadakat kalır ve hangi şahs-ı manevi tesis edilir???

Zira Üstadımız buyuruyorki “bana ilişmektir”

Risâle-i Nur bir bütünse bu hakikatleri nereye koyacağız??

Biz, o Ağabeylerimizin (acizane ve fakirane) hukuklarını,
Bu müşevveş halimiz ile (vicdânen rahatsız olduğumuzdan kalbimiz titrediğinden ruhumuz yandığından ciğerimiz sızladığından) muhafaza sadedinde hamiyet nâmına birşeyler yazsak,

Bu, Şahısçılık mı oldu??

Bu, Şahs-ı maneviyi rencide mi etti??

Bu, Hizmete zarar mı oldu??

Bu, Risâle-i Nur’a zarar mı oldu??

Bu, Bizleri şahs-ı maneviden çıkardı mı??

Bu, Bizler için gıyaben söylendiği gibi, Bizi abici mi yaptı??

(Biz bu hakikatler muvacehesinde hareket edelim de, hakikatler sadedinde ikaz ve uyarı yapalım da,
Varsınlar buna abici desinler,
O zaman da bütün cin ve ins şahid olsun ki abiciyiz….)

Allah cümlemizi istikametten ayırmasın.
Amin.

Bütün levm ve itab ve nefret, heva hevese tâbi olanlara olsun. Selâm ve selâmet Hüda’ya tâbi olanların üstüne olsun. Âmîn…

mesut güler.

Alem-i İslamBediüzzaman'danDerslerDünyaGenelGündemHizmetİslamİslam ve HayatNur TalebeleriRisale-i NurRisale-i Nur DünyasıSon DakikaSürmanşetTürkiye
Hindistan Nur Talebelerinden Hüsnü Ağabey’e Mektup
Alem-i İslamGenelGündemİslamİslam ve Hayat
Tanıkların Dilinden İslamofobi
Alem-i İslamAli Kemal PekkendirHizmetİslamRisale-i Nur
Risale-i Nur’u Okuma ve İzah Etme Konusu
Alem-i İslamGenelİslamİslam ve HayatTürkiye
Muhteşem Bir Sela!
Alem-i İslamGenelGündemHizmetİslamİslam ve Hayat
AZERBAYCANDAN MEKTUP VAR