Nurdan Haber

Paralel Nurculuk Söylemi veya Komplo Teorisyenliği – 9

Paralel Nurculuk Söylemi veya Komplo Teorisyenliği – 9
Avatar
Mehmet Nuri Turan( mehmetnurituran@nurdanhaber.com )
27 Kasım 2020 - 6:00

Paralel Nurculuk Söylemi veya Komplo Teorisyenliği – 9

Merhum Badıllı abi aynı eserinde mal mülk kavgasını şöyle anlatır; İttihad mecmuası kaç sayı çıktı hatırlamıyorum. Sermaye meselesi vesaireden, Mustafa Polat ile Salih Özcan arasında muhalefet ve münakaşalar oldu.

Salih Özcan şartnamede yazıldığı gibi, gazete mülkiyetinin yüzde elli birinin resmen kendisine intikalini istedi. Öbürleri ise,”Va’dettiğiniz şekilde sermayeyi tamamlayamadınız. Bizde sermaye kattık. (Yani cemaatten topladık) Bu durumda gazetenin mülkiyeti yarı nisbetinde bizimdir.” dediler.. ve bence muhalefetin ana mevzu da bu idi.

Salih Özcan, yüzde ellibirde ısrar etti. Öbürleri ise hayır dediler.

Muhalefet büyüdü. Birbirlerini silahla tehdit edebilecek kadar ileri gitti. Nihayet Salih Özcan gazeteden çekildi. Sermaye olarak koymuş olduğu parasını geri istedi. Kısmen peşin, kısmen taksitlerle kendisine ödendi ve o da çekip gitti. Böylelikle gazete Mustafa Polat’la Mehmet Kutlular adına tescil edilmiş oldu.

Merhum Badıllı abi aynı eserinde sonraki mal mülk kavgalarını şöyle anlatır “Risale-i Nur talebesinin vasfına, karakterine, ihlasına asla yakışmayan maddi menfaatler – hizmet namı altında – en baş meşgale ve mes’ele olmaya başladı. Önceleri bir ve beraber iken, bazı mal mülk üzerlerinde tapulu olanlar, birbirlerinden ayrılınca;” burası senin, orası benim” diye mal-mülk kavgaları başladı ve boğuşmalar oldu. Daha sonra mahkemeler vesaire. Bunları saklamaya lüzum yoktur, hem de saklanacak bir durumda da değildir artık.”

Asıl mes’ele şuydu Yeni Asya kurulmadan önce cemaate ait herhangi bir mal varlığı yoktu, kontrol edilmesi gereken kurumsal bir yapıda yoktu. Dolayısıyla cemaatin kurum ve kuruluşlarından maaş alan veya cemaat adına ticaret yapanda yoktu. Yeni Asya’nın kurulması   bunların olmasına sebep oldu. Buda beraberine maddi rekabeti getirdi, çünkü sınırlı imkanlar paylaşılıyordu. Üstelik o güne kadar yapılmayan bir şey yapılıyordu oda cemaatten para toplamak. Bu kabul edilir bir şey değildi. Hediye bile kabul etmeyen Üstad,a mukabil ramazan ayında para toplama seansları düzenleyen guruplar zuhur etti. Halbuki Îmân ve Kur’ân’a, hizmet İslâmiyetin harâm kıldığı dilencilikle değil; istiğnâ düstûruna riâyet etmekle ya’nî hâlktan maddî ve ma’nevî hiçbir ücret taleb etmemekle olur.

 

Neticede zamanla maddi kuruluşlar ve maddi rekabet Yeni Asya ile ilgisi olsun olmasın bütün Nur cemaatinde yaygınlaştı. Bugün Nur cemaatlerine ait sayısını bile bilmediğimiz hizmet eksenli olduklarını iddia eden kuruluş var. Maalesef genel olarak çoğu kendine müşteri çekmek için diğer kardeşlerine karşı kalbi razı gelmese bile rekabet etmeye mecbur oluyor. Halbuki Üstadımız maddi menfaatin hizmete vereceği zararı açık bir şekilde İhlas Risalesinde bize ihtar ediyor.

BİRİNCİSİ: Menfaat-i maddiye cihetinden gelen rekabet, yavaş yavaş ihlâsı kırar. Hem netice-i hizmeti de zedeler. Hem o maddî menfaati de kaçırır.

 

Evet, hakikat ve âhiret için çalışanlara karşı bu millet bir hürmet ve bir muavenet fikrini daima beslemiş. Ve bilfiil onların hakikat-i ihlâslarına ve sadıkane olan hizmetlerine bir cihette iştirak etmek niyetiyle, onların hâcât-ı maddiyelerinin tedarikiyle meşgul olup vakitlerini zayi etmemek için, sadaka ve hediye gibi maddî menfaatlerle yardım edip hürmet etmişler. Fakat bu muavenet ve menfaat istenilmez, belki verilir. Hem kalben arzu edip muntazır kalmakla, lisan-ı hal ile dahi istenilmez. Belki ummadığı bir halde verilir. Yoksa ihlâsı zedelenir. Hem وَلاَ تَشْتَرُوا بِاٰيَاتِى ثَمَنًا قَلِيلاً  âyetinin nehyine yanaşır, ameli kısmen yanar.

 

İşte bu maddî menfaati arzu edip muntazır kalmak, sonra nefs-i emmâre, hodgâmlık cihetiyle, o menfaati başkasına kaptırmamak için, hakikî bir kardeşine ve o hususî hizmette arkadaşına karşı bir rekabet damarı uyandırır. İhlâsı zedelenir, hizmette kudsiyeti kaybeder, ehl-i hakikat nazarında sakîl bir vaziyet alır. Ve maddî menfaati de kaybeder.”

 

Birde şu var ki hizmet adına kendine servet edinen istismarcılar türedi. Bunlar cemaat içinde hizmet ediyoruz veya ders veriyoruz bu sebeplerle zekata müstehakız diyerek topladıkları zekatla mal biriktiriyorlar.

Halbuki ehl-i îmân olarak hakkı neşrederken enbiyâya ittibâ’ etmekle mükellefiz diyoruz. Öyle ise her zaman ihlâsı elde tutmalı, hâlktan maddî ve ma’nevî hiçbir karşılık beklemeden hizmet-i îmâniyye ve Kur’a’nîyyede bulunmalıyız.

Bu konuda Üstad hazretleri şöyle buyuruyor.

 

“Sahabelerin senâ-i Kur’âniyeye mazhar olan îsâr hasletini kendine rehber etmek, yani, hediye ve sadakanın kabulünde başkasını kendine tercih etmek ve hizmet-i diniyenin mukabilinde gelen menfaat-i maddiyeyi istemeden ve kalben talep etmeden, sırf bir ihsan-ı İlâhî bilerek, nâstan minnet almayarak ve hizmet-i diniyenin mukabilinde de almamaktır. Çünkü, hizmet-i diniyenin mukabilinde dünyada birşey istenilmemeli ki, ihlâs kaçmasın. Çendan hakları var ki, ümmet onların maişetlerini temin etsin. Hem zekâta da müstehaktırlar. Fakat bu istenilmez, belki verilir. Verildiği vakit de “Hizmetimin ücretidir” denilmez. Mümkün olduğu kadar kanaatkârâne, başka ehil ve daha müstehak olanların nefsini kendi nefsine tercih etmek, وَيُؤْثِرُونَ ﱭ اَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَــانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ “Kendileri ihtiyaç halinde olsalar bile başkalarını kendi nefislerine tercih ederler.” Haşir Sûresi, 59:9 sırrına mazhariyetle, bu müthiş tehlikeden kurtulup ihlâsı kazanabilir.” (Yirminci Lem’a)

Paralel Nurculuğun bir versiyonu dini geçim vasıtası yapmaktır. Gel gör ki bunu yapanlar en çok başkasına saldıranlardır. Böyleleri Allah’tan korkmazlar ancak devletten korkarlar. Hayatlarında en büyük korkuları devletin nerden buldun bu paraları diye sormalarıdır.  Bu sorulmadığı sürece ümmetin zekatını gasp etmekten vazgeçmezler.

Cenab-ı Hak cümlemizi bu duruma düşmekten  muhafaza etsin.

Sa’y-u gayret bizden tevfik Cenabı Haktan. Selametle kalın.

Mehmet Nuri Turan

Devam edecek

 

Alem-i İslamGenelİslam ve HayatNur TalebeleriTürkiyeYazarlarımız
Bediüzzaman, Tevafuklu Kur’an ve Hattat Hamid-4
Alem-i İslamDünyaGenelGündemİslam ve HayatNur Talebeleri
Küba’dan Hüsnü Ağabey’e Mektup Var!
Alem-i İslamDünyaGenelGündemİslam ve Hayat
Fransa’da İslamofobi Protesto Edildi