Nurdan Haber

Asılanlar gerici hain asanlar kahraman

Asılanlar gerici hain asanlar kahraman
01 Şubat 2018 - 12:06

1923 ve onu takip eden yılların Türkiyesi… On üç on dört milyon nüfuslu, yanmış yıkılmış harap bir vatan… Aklın, ilmin, bilgeliğin, sağduyunun ışığında kalkınması gereken bir ülke… Fakirlik sefalet hastalık diz boyu… Büyük sayıda yetim, dul, mâlül var… Halkın nüfusunun yüzde sekseni köylü… Köylerde elektrik yok, çoğunun yolu suyu yok… Öküz arabası, kara saban… Çarık bulamayanlar yalın ayak geziyor… Büyük ölçüde açlık çekiliyor… Halk veremden, sıtmadan, bazı bölgelerde frengiden kırılıyor… Ermenilerden Rumlardan kalan emval-i metrukenin (terk edilmiş malların) bir kısmı kapanın elinde kalıyor…

Cumhuriyet 1923’te bir İslam Cumhuriyeti olarak kurulmuştu. Anayasasının ikinci maddesinde, “Devletin dini İslam’dır” yazılıydı. Dolmabahçe sarayında, Büyük Millet Meclisi tarafından seçilmiş bir Halife oturuyordu. Kabinede sarıklı cübbeli bir Şer’iye (Şeriat İşleri) bakanı var.

Birden rüzgar ters taraftan esmeye başlar. Halife kovulur. Kalkınma hamleleri başlar. Acayip bir kalkınmadır bu. Türkiye çağdaş uygarlık düzeyine fırlamalıdır. Nasıl fırlayacaktır? Fesi sarığı atıp şapka giyerek… Ülkenin çeşitli yerlerinde Müslüman halk buna itiraz eder. İstiklal Mahkemeleri kurulur ve idamlar başlar. Olağanüstü mahkemelerde avukatsız yapılan duruşmalarda bol bol idam cezası verilir. Bunların Yargıtayı Margıtayı yoktur. Bugün karar, yarın sabah paldır küldür idam…

Cadde kenarlarında üç ayaklı sehpalar… Beyaz gömlek giydirilip alelacele asılmış maslupların (sallandırılmışların) cesetleri rüzgarla nazlı nazlı sallanır. Bu asılanlardan biri büyük din alimi İskilipli Âtıf efendidir. Ankarada ilk Meclis binasına yakın bir yerde seher vakti boynuna yağlı ip geçirilmiş ve öldürülmüştür. Hayır öldürülmemiş, şehid edilmiştir. Rivayete göre, ipte sallanmaya başladığı zaman yakındaki Zincirli camide Ezan-ı Muhammedî okunmaya başlamış, son nefeslerini zorlukla alıp veren Hoca titrek dudaklarıyla icabet etmiş, sonra morarmış ve canını vermiştir.

İstiklal Mahkemeleri mazlum Türkiye’nin üzerinden bir silindir gibi geçmiştir. Van mebusu İbrahim Arvas bey, hatıralarında doğu ve güneydoğu bölgesinde kulplu kulpsuz altın kalmadı diye yazıyor.

Şimdi birileri kalkmış o kara günleri Altın Çağ olarak gösteriyor, asılanları ezilenleri süründürülenleri gerici ve hain, asanları ilerici ve kahraman gösteriyor.

Çarpıtmanın böylesi… Vicdansızlığın böylesi… Kalkınmanın böylesi…

**

Milli Gazete

Alem-i İslamBediüzzaman'danDerslerDünyaGenelGündemHizmetİslamİslam ve HayatNur TalebeleriRisale-i NurRisale-i Nur DünyasıSon DakikaSürmanşetTürkiye
Hindistan Nur Talebelerinden Hüsnü Ağabey’e Mektup
Alem-i İslamGenelGündemİslamİslam ve Hayat
Tanıkların Dilinden İslamofobi
Alem-i İslamAli Kemal PekkendirHizmetİslamRisale-i Nur
Risale-i Nur’u Okuma ve İzah Etme Konusu
Alem-i İslamGenelİslamİslam ve HayatTürkiye
Muhteşem Bir Sela!
Alem-i İslamGenelGündemHizmetİslamİslam ve Hayat
AZERBAYCANDAN MEKTUP VAR