Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

İnsanın akıl ve fikir meydanı

İnsanın akıl ve fikir meydanı
28 Eylül 2018 - 7:00

Nurdanhaber – Prof. Dr. Sıtkı GÖKSU

Aşağıda hikmetli sözlerden bizim hayatımıza yön verecek bazılarını aktarıyorum.

İnsanın akıl ve fikir meydanı öyle bir genişliktedir ki, kapsaması mümkün değildir. Ve o kadar dardır ki, iğneye yer olamaz.

Evet, bazen atom içinde dönüyor, damla içerisinde yüzüyor, bir noktada hapsoluyor.

Bazen de âlemi bir karpuz gibi eline alır ve kâinatı misafir olarak getirir, akıl odasında misafir eder.

Bazen de o kadar sınırını aşar, yükseğe çıkar ki, Vâcibü’l-Vücudu-Allah’ı görmeye çalışır. Bazen de küçülür, atoma benzer.

Bazen de gökler kadar büyür.

Bazen da bir damlaya girer.

Bazen de yaratılışı içine alır.

*****

Cenâb-ı Hakkın insana verdiği nimetler, ister dış dünyaya ait olsun, ister iç dünyaya ait olsun, bazı şartlar altında insana gelip kavuşuyor.

Meselâ, ziya, hava, gıda, ses gibi nimetlerden insanın istifade edebilmesi, ancak göz, kulak, ağız, burun gibi vasıtaların açılmasıyla olur. Bu vasıtalar, Allah’ın yaratma ve var etmesi ile olur. İnsanın eli, kazanma ve seçmesinde yalnız o vasıtaları açmaktır.

Binaenaleyh, o nimetleri yolda bulmuş gibi sahipsiz, hesapsız olduğunu zannetmesin.

Ancak gerçek nimet verici olan Allah’ın kastıyla gelir, insan da seçimi ile alır. Sonra ihtiyaca göre nimeti verenin iradesiyle bedeninde yayılır.

*****

Herhangi bir şeyin sonu intizam ve güzellikçe başından aşağı olmadığı gibi, dışı ve sureti-şekli de sanat ve hikmetçe içinden güzel değildir. Öyleyse, eşyanın içyüzlerini ve nihayetlerini sahipsiz zannedip, tesadüflere havale etme.

*****

Çiçek ile, çiçekten çıkan meyvedeki sanat eseri ve hikmet; çekirdek ile, çekirdekten çıkan filizin sanat eseri ve nakşından aşağı değildir. Binaenaleyh, Her şeyi sanatlı bir şekilde yaratan Allah (Sâni-i Zülcelâl) hem Evveldir (Her şeyin öncesini planlayıp takdir eden Allah), hem Âhir (Her şeyin sonuna hükmeden ve sonlarına meyve, çekirdek, sevap gibi sonuçlar takan Allah), hem Zahirdir (Her şeyin dışını çeşitli nakışlarla süsleyip en güzel şekilde düzenleyen Allah), hem Bâtın (Her şeyin içine hükmeden ve bir fabrika gibi donatan Allah).

Ey din âlimi bil ki! 1 “Ücretim az, ilmime rağbet yok” diye hüzünlenme, üzülme. Çünkü dünyevi mükafat ihtiyaca bakar, bizzat kendi kıymetine, değerine bakmaz. Bir kişinin bizzat kendinde bulunan özellik ise ahirette verilecek mükâfata bakar. Öyleyse, kendi özelliğinin üstünlüğünü ahirete ait mükafata sakla, birkaç kuruşluk dünya malına satma.

Bil ey kamuoyuna hitap etme sıfatıyla gazete diliyle konferans veren gazeteci!

Sen, kendi nefsini aşağı göstermeye ve pişmanlık ederek kusurlarını ilân etmeye hakkın var.

Fakat İslâm’a sembol olmuş işaretlere zıt ve aykırı olan herzelerle (boş, saçma sapan söz) İslâmiyeti lekelendirmeye kesinlikle hakkın yoktur.

Seni kim vekil tayin etmiştir?

Fetvâyı nereden alıyorsun?

Hangi hakka binaen milletin namına, Müslümanların hesabına, İslâmiyet hakkında saçmalıklar savurarak sapkınlığını etrafa yayma ve ilân ediyorsun?

Milleti, Müslümanları kendin gibi doğru yoldan sapmış zannetme!

Sapkınlığını kime satıyorsun?

Burası İslâmiyet memleketidir, Yahudi memleketi değildir.

Müminlerin topluluğunun kabul etmediği bir şeyin gazeteyle ilânı, milleti sapkınlığa davettir. Müslümanların hukukuna tecavüzdür.

Bir adamın hukukuna tecavüze kanunen izin, müsaade olmadığı halde, koca bir milletin, belki İslâm aleminin hukukuna hangi cesarete binaen tecavüz ediyorsun? Ağzını kapat!