SON DAKİKA

Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

Hayvanat Bahçesi Ziyareti

Hayvanat Bahçesi Ziyareti
15 Temmuz 2019 - 0:40

Nurdanhaber – Prof. Dr. Sıtkı Göksu

 

Hayvanat bahçesinde bahçenin büyüklüğüne göre çok çeşitli hayvanlar yer alır. İnsanlar sanki bir nevi küçük bir akvaryum gibi olan bu bahçeyi gezerek enva-i çeşit hayvanları görmek, incelemek ve tefekkür etmek fırsatını yakalarlar. Bu bahçelerde çeşit çeşit hayvanlar, sürüngenler, kuşlar, balıklar yer alır. Hatta Gaziantep’te olduğu gibi hayvanat bahçesinin müzesi varsa o hayvanların geçmişlerini de görmek ve hayalen o zamanlara gitmek mümkün olur. Gaziantep’te bulunan Hayvanat Bahçesi’nde, içerisinde 550 türden 7 bin hayvanın bulunduğu Türkiye’nin ilk ve tek “Zooloji ve Doğa Müzesi” de bulunmaktadır.

Demek ki hayvanat bahçesini gezerken Yüce Allah’ın Kur’ân’da “Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı?…” (Gaşiye Suresi, 17) ayetiyle dikkat çektiği deve, Rabbimizin mükemmel yaratma sanatını gözler önüne seren mucizevi niteliklere sahiptir. Gezme esnasında “Maşallah, barekallah, ne güzel yaratılmışlar, ne güzel sanatkarını gösteriyorlar” demeliyiz. Bu mahlukların bizim  emrimize verildiğini unutmamalıyız. Yoksa sadece eşek arıları insanlara hedef alıp bize hücum etselerdi bizi evlerimizden kaçırırlardı. Bize dünyayı dar ederlerdi. Demek ki bu hayvanların dizginleri birisinin elinde ki normal şartlarda bize zarar vermiyor. Tam aksine bizlere hizmet ediyorlar. Emrimize amade kılınmışlar.

Hem nasıl ki hayvanlardan her birisi kâinatın bir küçük nüshası ve bir küçük örneği hükmündedir. Gayet derin bir ilim ve gayet dakik bir hikmetle, karışık eczaları, parçaları karıştırmayarak ve bütün hayvanların ayrı ayrı şekilleri, suretlerini şaşırmayarak hatasız, noksansız yapılmaktadır.Bu durum Allah’ın ilminin her şeye kuşatmasını ve hikmetinin her şeyi içine almasını, adetlerince işaretler ederler. Öyle de, herbiri birer sanat mucizesi ve birer hikmet harikası olacak kadar sanatlı ve güzel yapılmasıyla, çok sevdiğin ve teşhirini istediğin Rabbâni sanatın güzelliğinim kemâline işaret ederler.  Ve gayet derecede güzelliğine işaret ederler. Ve herbirisi, hususan yavrular, gayet nazlı bir surette beslenmeleriyle ve heveslerinin ve arzularının tatmini cihetiyle, Senin yardımının gayet şirin cemâline hadsiz işaretler ederler.

Gözümüzle görüyoruz ki, bir gaybî el her baharda dört yüz bin muhtelif nevilerden mürekkep bir muhteşem orduyu icat edip idare ediyor.

Herbir hayvan  milletinin, herbir taifenin elbisesi ayrı,

erzakı ayrı,

talimatı ayrı,

terhisatı ayrı,

silâhları ayrı,

askerlik süreleri ayrı olduğu halde,

bir Kumandan-ı Âzam, hadsiz kudret ve hikmetiyle ve nihayetsiz ilim ve iradesiyle, bitmez rahmetiyle, tükenmez hazinesiyle, hiçbirini unutmayarak, şaşırmayarak, karıştırmayarak, geciktirmeyerek, ayrı ayrı bütün o üç yüz binden ziyade milletleri ve taifeleri kemâl-i taam bir intizamla, tam bir ölçü ile, vakti vaktine, ayrı ayrı yiyeceklerini, ayrı ayrı elbiselerini, ayrı ayrı silâhlarını vererek, ayrı ayrı talimat yaptırarak, ayrı ayrı terhisler ettiğini, gözü bulunan, bilmüşahede görür ve kalbi bulunan, biaynilyakîn tasdik eder.

Hayvanların ruhları onlar öldülten sonra bâki kalacaktır. Süleyman (AS)’ın hüdhüdü ve karıncası ve Salih (a.s.)’ın devesi ve Ashâb-ı Kehf’in köpeği gibi bazı özel hayvanlar hem ruhu, hem cesediyle bâki âleme gideceği ve hayvanlardan herbir nevin, ara sıra kullanılmak için cesedi bulunacağı, hadis-işerif rivâyetlerinden anlaşılmakla beraber; hikmet ve hakikat, hem rahmet ve terbiye edicilik öyle gerektirir.

Sonuç olarak; Evet, ebedînin sadık dostu ebedî olacak. Ve bâkinin şuurlu aynası bâki olmak lâzım gelir.