Çürümüş kemikleri kim diriltecek?

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Nurdanhaber – Prof. Dr. Sıtkı Göksu

 

“Çürümüş kemikleri kim diriltecek?” sorusu ve cevabı Kur’an-ı Kerim’de Yasin Suresinde geçmektedir.

İnsan der: “Çürümüş kemikleri kim diriltecek?” Sen, de: “Kim, onları başlangıçta  inşa edip hayat vermiş ise o diriltecek.” Yasin Suresi (36:78-79) Yani kemikler kendi kendilerine dirilmeyecekler.

Yuhyi ve Yümit olan yani hayat veren ve öldüren Allah diriltecek.

Bu ayetin tefsirine baktığımızda daha geniş manalar anlaşılabilir:

İsyan eden insan, “Çürümüş kemikleri kim diriltecek” diye meydan okur gibi inkârına karşı Kur’an der: “Kim başlangıçta yaratmış ise, o diriltecek. Yasin Suresi (36:78-79)

O yaratan Zat ise, her bir şeyi her bir özellikte bilir.

Hem size yeşil ağaçtan ateş  çıkaran bir Zat, çürümüş kemiğe hayat verebilir.” Yasin Suresi (36:80)

İşte şu kelâm, diriltmek davasına çeşitli yönlerle bakar, ispat eder.

İlk olarak, insana karşı ettiği iyilikler zincirini şu ifade ile başlar, harekete geçirir, hatıra getirir.

Başka ayetlerde ayrıntılı olarak açıkladığı için kısa keser, akla havale eder.

Yani, size ağaçtan meyveyi ve ateşi

Ve ottan rızıkları ve tohumları

Ve topraktan taneli bitkileri-tahılları ve bitkileri verir.

Yeryüzünü size hoş -her bir erzakınız içinde konulmuş- bir beşik

Ve dünyayı güzel ve bütün ihtiyaçlarınız içinde bulunur bir saray yapan bir Zattan kaçıp başıboş kalıp, yokluğa gidip saklanılmaz.

Vazifesiz olup kabre girip uyandırılmamak üzere rahat yatamazsınız.

Sonra o davanın bir deliline işaret eder:

“Yem yeşil ağaçtan ateş  çıkarır” (Yasin Suresi, 36:80) kelimesiyle işaret ederek der:

“Ey haşri (Öldükten sonra ahirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma) inanmayan adam!

Ağaçlara bak! Kışta ölmüş kemikler gibi sayısız ağaçları baharda diriltir, yeşillendirir.

Hatta her bir ağaçta yaprak ve çiçek ve meyve cihetiyle üç haşrin (diriltilmenin) örneklerini gösteren bir Zata karşı inanmama ile, akıldan uzak görme ile kudretine meydan okunmaz.”

Sonra bir delile daha işaret eder, der: “Size ağaç gibi katı, ağır, karanlıklı bir maddeden ateş gibi hoş, hafif, nurani bir maddeyi çıkaran bir Zattan, odun gibi kemiklere ateş gibi bir hayat ve nur gibi bir şuur vermeyi nasıl akıldan uzak görüyorsunuz?”

Sonra bir delili daha açıklar der ki: “Bedeviler için kibrit yerine ateş çıkaran meşhur ağacın, yeşil iken iki dalı birbirine sürüldüğü vakit ateşi yaratan

ve rutubetiyle yeşil ve sıcaklığı ile kuru gibi iki zıt tabiatı toplayıp, onu buna kaynak eder.

Her bir şey hatta ana maddeler ve esas elementlerin özellikleri, onun emrine bakar, onun kuvvetiyle hareket eder.

Hiç birisi başıboş olup tabiatıyla hareket etmediğini gösteren bir Zat vardır.

Bu Zattan, topraktan yapılan ve sonra toprağa dönen insanı, topraktan yeniden çıkarması akıldan uzak görülmez.

İsyan ile ona meydan okunmaz.”

Sonra Hazret-i Musa Aleyhisselâm’ın meşhur ağacını hatıra getirmekle şu Hz. Muhammed (a.s.m) davası, Musa Aleyhisselâm’ın dahi davasıdır.

Peygamberlerin birliğine, bir Zatın elçisi olduklarına gizli bir işaret edip, şu kelimenin belağatına-az sözle çok mana ifade etmesine bir güzellik daha katar.

(25. Söz’den faydalanılmıştır.)



Etiketler: , , , ,
Kategoriler: Prof. Dr. Sıtkı Göksu

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?