Ölüm Korkulduğı Gibi Dehşetli Değildir

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Nurdanhaber – Prof. Dr. Sıtkı Göksu

 

Nurani alemlere giden yol kabirden geçer. Kabir de uzun seyahatimizde uğrayacak duraklarımızdan birisidir. O yol vasıtası ile yüzde doksandokuz arzu duyduğumuz ahbabımıza sevdiklerimize kavuşma vesilesidir.

Bir yer değiştirmedir. Hakiki vatanları olan Cennete kavuşmadır.

Dünya zindanından Cennet bostanlarına, bahçelerine geçmek için bir tüneldir, köprüdür. Yaptığı hizmetlerine karşılık ücret almadır. Onun için ölümden ve kabre girmekten korkmamak lazımdır.

Evet, en cüz’î bir hayat sahibinin ölümü dahi, hayatı gibi, bütün hayat hakikatleri ve ölüm çeşitleri elinde bulunan Allah’ın istemesi iledir. Bir Celal Sahibi Zat’ın kanunuyla, izniyle, emriyle, kuvvetiyle, ilmiyledir.

Kesin olarak ceset ruhun hanesi ve yuvasıdır, elbisesi değildir. Kati olarak ruhun elbisesi, bir derece sabit ve letafetçe ruha münasip bir latif kılıfı ve bir misali bedeni vardır. Öyleyse, ruh ölüm anında bütün bütün çıplak olmaz; yuvasından çıkar, misali bedenini giyer.

Ölüm hakikati veya benzer durumlar için insanlar bazı safsatalar ileri sürmektedirler. Halbuki “Bir delilden, bir belirtiden ortaya çıkmayan bir ihtimalin ehemmiyeti yoktur. Kesin ilme şüphe katmaz, kati olarak bilinen hükme, karara sarsıntı vermez.” Meselâ, aslında Eğirdir Gölü, imkân ve ihtimal var ki, pekmez olsun, yağa değişmiş etmiş olsun. Fakat madem bir belirtiden o imkân ve ihtimal ortaya çıkmıyor; onun varlığına ve su olduğuna kesin ilmimize tesir etmez, şüphe ve vesvese vermez.

Kur’an ölüm ve eceli, kabir, dünya ile ahiret arası aleme giden ve sonsuz alemde olan dostlara-ahbaplara kavuşma ve buluşma başlangıcı olarak gösterir. Hak ve hakikatten sapanlar, İslamiyet yolundan ayrılanlar nazarında bütün dostlarından-ahbabından bir ebedi ayrılık kabul ettiği ölüm yaralarını böylece tedavi eder. Ve o ayrılık, asıl olarak kavuşma olduğunu ispat eder.

Kur’ân’ın nurani caddesi ise, bütün Hak ve hakikatten sapanların çektiği yaraları iman hakikatleri ile tedavi eder. Bütün evvelki iman ve İslamiyetten ayrılma yolundaki karanlıkları dağıtır. Bütün sapkınlık ve felaket-mahvolma kapılarını kapatır.

Hem kabrin rahmet alemine ve saadet yurduna ve cennet bostanlarına ve nuristan-ı Rahman olan Allah’ın nuristanına açılan bir kapı olduğunu ispat eder. İnsanlığın en dehşet veren korkusunu ortadan kaldırır. En üzücü ve kaygı verici ve sıkıntılı olan berzah-kabir seyahatini en lezzetli ve dost-alışkanlık olan ve ferahlı bir seyahat olduğunu gösterir. Kabir ile ejderha ağzını kapatır, güzel bir bahçeye kapı açar. Yani, kabir ejderha ağzı olmadığını, belki Rahmetin bağlık ve bahçelik yerlerine açılan bir kapı olduğunu gösterir.

Sonuç olarak: Kim Fani, geçici hayatı esas maksat yapan, zahiren cennet içinde olsa da, manen cehennemdedir. Kim Baki, sonsuz hayata yönelen zat ise, dünya ve ahiret saadetine sahip olur.



Etiketler: , ,
Kategoriler: Prof. Dr. Sıtkı Göksu

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?