Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

Hüsnü Bayramoğlu Ağabey ile Uhuvvet Dersleri

Hüsnü Bayramoğlu Ağabey ile Uhuvvet Dersleri
03 Şubat 2020 - 16:13

Senelerden beri devam edegelen ve artık her ayın ilk pazar günü sabahını dört gözle bekleyen Anadolu’nun, İstanbul’un ve hariç dünyanın dört bir tarafından Esenyurt’a akın eden Nur’un kahraman fedailerinin bir araya geldiği bir bayram yaşandığı biliniyor. Serdengeçti’nin dediği gibi yaşlar ayrı, başlar ayrı işler ayrı, fakat bu ayrılıkta gayrılık yok.. hasbel kader Nur’un farklı meşreblerinden geliyorlar.. fakat Bediüzzaman’ın yaşayan son varisinin etrafında, yanında, dizinin dibinde nurdan halkalar meydana getiriyorlar.. biriz, beraberiz, sizinleyiz, anlattığınızda Nur Üstad’a cemaatini bizi de yad ediverin diyorlar Bediüzzaman’ın hayattaki son manevi evladına.. kimisi son harçlığı ile ancak geliş gidiş bileti almış Anadolunun bilmem hangi ücra köşesinden gelmiş, kimisi gurbetten dönecek biletini bu aylık derse göre ayarlamış dönüşünü de önümüzdeki ayın aylık dersinin gecesine almış, bildiğiniz ne kadar müsbet nur cemaati varsa hepsi var burada, Esenyurt Hizmet Vakfı binasında, kalpler, ruhlar, zihinler bir olmuş, diller de bu derslerden akan şu nağmeler kalplere inmiş; Uhuvvet, muhabbet, sadakat, kanaat! ! !  Bediüzzaman müstakim ve sadık evlad-ı manevisi Hüsnü’nün omuzlarından kavrar ve bir eliyle de fedakar ve kahraman Zübeyir’in omuzlarını tutar ve istikbale uzanan şu cümleler dökülüverir ağzından; “ Zübeyir, Hüsnü ben istikbaldeki cemaatimi sizin omuzlarınızın üstünden işte böyle seyredeceğim…” bu pazar öyle nurani bakan gözlerin müşahedesi altında olduğunu seyreden müteeddib, mütevekkil, müstakim, ciddi, vakur bir cemaat vardı.. bir cemaat! Kuru bir kalabalık değil, davaya adanmış ömürlerin sahiplerinden müteşekkil bir cemaat! Şakşak için toplanmış laubalilik bekleyenler değil saatlerce iki dizinin üstünde Uhuvveti, İhlası dinleyen bir cemaat vardı, lakaytlık ve vakit öldürmek için bir araya gelmiş bir cemadat değil, hayattar, nurani, manevi bir cemaat vardı…
Ağabey lahika dersinden evvel yurtdışından gelmiş kardeşlere söz verdi, fakihe nevinden hariç dünyadaki fütuhattan bahisler edildi. Tercümelerden, hidayetlerden, hizmetlerden bahisler oldu Ağabey bu kadar külli hizmetleri kim yapıyor sorusuna Kastamonu Lahikasından şu kısacık mektupla cevap verdi; “ Hadsiz şükür ve hamd ü sena olsun ki; Risaleti’n-Nur gittikçe parlak, hârikane fütuhat-ı îmaniye yapar. Kendi kendine, inşâallah her görenin kalbinde yerleşir, muannidleri susturur. Bir hıfz-ı gaybî altında düşmanları şaşırtmış kör gözleri onu görmüyor. İzini bulamadığı halde, parlak faaliyetini müşahede ediyorlar. Kastamonu Lâhikası/15”

Daha sonra tesanüde muhabbete ve uhuvvete medar ne güzel mektuplar okundu, ne tatlı musahabeler ve nurani lahikalar tadad edildi.
Bediüzzaman’dan bizzatihi almış oldukları son dersleri olan Emirdağ Lahikasının sonundaki mektubu da baştan sona okudu ve okuttu, adeta Risale-i Nur’un meslek ve meşrebinin esaslarının tamamını komprime hülasalar nevinden bir lahika dersinde arzediyordu. Hüsrev Efendi’nin Emirdağındaki bir mektubunu da nazara veriyor, Nurun büyük Kahramanı Hüsrev Efendinin (r. Aleyh) ağzından Hz. Nur Üstad’ın davasını cemaate terennüm ettiriyordu;
“ Kalb-i Üstad; parlak bir âyine, bir mazhar, bir ma’kes…

Lisan-ı Üstad; âlî bir mübelliğ, bir muallim, bir mürşid…

Hâl-i Üstad, tecessüm etmiş en güzel bir örnek, bir nümune, bir misâl oluyor. Tevâif-i beşerin ihtiyaçları yazılıyor, gösteriliyor. Emirdağ Lâhikası 1/69”
Ve Hüsnü Ağabeyin hemen hemen her derste artık vird-i zebanı olmuş Bediüzzaman’ın hakiki ve manevi vereseleri olan Hulusi Bey ve Sabri Efendi’nin Üstadımızca bütün nur talebeleri mabeyninde daima birinci olmalarına vesile olan hassaları okundu.
Velhasıl hakikaten görülmeye değer, muhteşem bir nur bayramı müşahede ettik. Binlerce nur talebesiyle- mübalağa değil- binanın ders salonu ve bütün katları ve salonları ve hatta merdivenleri ve bu soğukta bahçesi dolmuştu. Bir meclis-i nur güneş gibi sessiz sedasız ama nuruyla ve hararetiyle ve elvan-ı sebasıyla doğmuştu. Tarifsiz bir huzur, lezzetli bir sürur, ruhlarda bir sükun, simalarda nur ile cemaat ayrılıyor, herkes Ya Rab şu birliktelik, şu tesanüd ve uhuvvet ebedlere kadar devam etsin, Ya Rab Hz. Nur üstadımızın son varisi, gözünün nuru, gönlünün süruru; sevgili talebesi, hizmetkarı, vekili, aramızda… Ona, Hüsnü Ağabeyimize daha çok uzun ömürler ihsan eyle, nurun fütuhat günleri, tesanüd ve muhabbete matuf böyle birliktelikleri için ne olur Onu bizden bizi Ondan ayırma.. o bu gülistanın solmamış tek gülü, ve susmamış son bülbülü.. sesiyle soluğuyla aramızda olsun, vesile oluyor nur talebeleri aşk ile şevk ile bir araya geliyor, birbirlerine sarılıyor, husumetler izale oluyor, gıybetler, dedikodular son buluyor, ve Hüsnü Ağabey bütün cemaati Hz. Nur Üstadın eline bağlıyor, Risale-i Nur’a götürüyor, eşhas bertaraf oluyor, ve sadece Nur görünüyor… diye dua dua yalvararak ayrılıyor cemaatin efradı..
biz de bu dualara amin amin amin Ya Rabbel Alemin, Ya Erhamaerrahimin diyoruz, diyebiliyoruz…

Nurdan Haber Özel/ Uhuvvet Dersi