Nurdan Haber

Paralel Nurculuk Söylemi veya Komplo Teorisyenliği – 11

Paralel Nurculuk Söylemi veya Komplo Teorisyenliği – 11
Avatar
Mehmet Nuri Turan( mehmetnurituran@nurdanhaber.com )
01 Aralık 2020 - 6:00

Paralel Nurculuk Söylemi veya Komplo Teorisyenliği – 11

Osmanlı hanedanı ne olursa olsun, başka devletlerin kontrölüne razı olmazlardı. Devlet onlar için mülktü yani tabiri caiz ise onların tapulu malıydı. Hiç kimse bilerek, isteyerek kendi mülküne ihanet etmez. İçlerinde basiretsiz, yeteneksiz olanlar elbette vardı ama hain olamazdı. Osmanlı devleti cihad devleti olarak kurulmuştu, o gün için gücünü kaybetmiş olsada bir gün tekrar o misyona dönebilir endişesiyle hanedan bertaraf edildi. İstanbulun işgalinin en önemli sebebi hanedanın önce elini kolunu bağlamak ardından tasfiye etmek.

Hanedanın tasfiyesi için önce paralel bir hükümet oluşturulmalıydı, ardından da uyduruk bir kahramanlık destanı gerekiyordu.  İşte bu amaçla İstanbulda Sultan ve Hükümet varken, İngilizlerin izniyle M. Kemal Anadoluya geçerek, 23 Nisan 1920 yılında Ankara,da Meclisi açarak, Meclis ve Hükümet başkanlığını bir kişide topladı. Böylece paralel bir Sultanlık ve Hükümet oluşturdu. Avrupa devletleri hem Ankara hem İstanbul hükümetlerini 23 Ekim 1922 tarihinde Lozan’a davet edince, Ankara hükümeti 1 Kasım 1922 tarihinde Saltanatı kaldırdığını ilan etti, aslında böyle bir yetkisi yoktu ama İstanbul hükümeti ve Osmanlı hanedanı Avrupaya karşı ikili bir yapı görüntüsü vermemek için bunu kabul ettiler ve İstanbul hükümeti başbakanı Tevfik paşa 4 Kasım 1922 tarihinde istifa etti. (Saltanatın kaldırılması nedeniyle sadaret mührünü iade edemedi. Bu mühür ailesi tarafından saklanmaktadır). 600 yıllık Osmanlı hükümetine son verdi ve bunu Avrupa devletlerine bildirdi.

Enteresan bir şekilde kendisi paralel olan Ankara hükümeti legal, illegal her şeyin paralel versiyonunu icad etti. Bunlardan biriside Türk Komünist Fırkası, 10 Eylül 1920 tarihinde Bakü’de Türkiye Komünist Partisi kuruldu, Partinin kurucusu Mustafa Suphi ve 15 arkadaşı Kars üzerinden Anadoluya geçip Milli mücadeleye katılmak istiyorlardı, Karsa geldiklerinde Kazım Karabekir onların seyahat etmesine izin vermedi ve onlara hakiki kominist biziz, size ihtiyaç yok dedi çünkü M. Kemal’in talimatıyla 18 Ekim 1920’de Türk Komünist Fırkası kurulmuştu. Bu fırkanın kurulmasının önemli nedenleri şunlardı, birincisi Sovyet Hükümetinin desteğini sağlamak ve Avrupa devletlerine siyaseten şantaj yapmaktı. Aynı zamanda işin iç yüzünü bilen Avrupalı monşerlerein elini güçlendirmek. Sovyet hükûmeti bunların Kominist’liğine kanmamakla beraber, Osmanlı topraklarını İngiltere, Fransa gibi devletlerle kaptırmamak ve boğazların güvenliği için silah, cephane ve altın göndererek Ankara Hükümetini destek verdiler. Türk Komünist Fırkası’nın kurucuları arasında, Tevfik Rüştü ArasMahmut Esat BozkurtCelal BayarYunus NadiKılıç AliHakkı Behiçİhsan EryavuzRefik KoraltanEyüp Sabri Akgöl ve Süreyya Yiğit vardı.

Partiye M. KemalFevzi ÇakmakAli Fuat CebesoyRefet Beleİsmet İnönü ve Kâzım Karabekir de üye oldular, Çerkez Ethem ve Kardeşi Tezfik bey gıyablarında üye yapıldılar. Ters düştükleri zamanda onları Kominist olmakla itham ettiler. Yeni Gün gazetesi (Sonradan Cumhuriyet gazetesi adını aldı) partinin yayın organı olarak çıkarıldı. Parti kuruluşundan yaklaşık üç ay sonra kapatıldı.

TKP kurucusu Mustafa Suphi ve 15 arkadaşı önce seyahatten men edilerek  Kars’tan Trabzona gönderildiler, orada bindirildikleri teknede içinde Karadenizde boğduruldular.

Şimdi diyeceksinizki bu örneklerin Nurculukla ne alakası var? Var çünkü emperyalizim için en büyük tehlike İslamiyet’tir. İslamiyet fikri beşer olmadığı için çerçevesi şeiâtla çizilmiş. Sınırları çok nettir. Hukuk, ekonomi, sosyal yaşam alanında hiçbir ideolojiden herhangi bir alıntısı veya taklidi söz konusu değil. Dolayısıyla hariçten kontrol edilemez. Tabi bu insanların zaaflarını kullanarak devşirilemez demek değildir. Sömürgecilerde tarih boyu bu yolu kullanmışlar.

20. yüzyılın ilk çeyreğinde bütün İslam dünyası esir alınmıştı. Fakat geçmiş asırlarda olduğu gibi yabancı topraklarda askeri marifetle halkı elde tutmak imkansızdı. Bunun yerine sözde bağımsızlık savaşlarıyla öne sürdükleri sahte kahramanları yerlerinde bırakarak, daha az masrafla sömürü düzenlerinin devam ettirdiler.

Yerlerine bıraktıkları kadrolar ne kadar sadık olsalarda bunun ne kadar devam edeceği belli değildi. Neticede insan ölümlüdür ve gidenlerin yerine kimin geleceği belli olmaz. Onun için halkı uysal koyun gibi yetiştirecek, içi boşaltılmış din anlayışıyla Müslüman halkı kontrol edecek kadrolar yetiştirdiler. Muhtelif gibi görünen fakat gerçekte tek merkezden yönetilen, bir kısmı mesiyanik, bazısı sözde selefilik, bazısı Kur’an Müslümanlığı adı altında paralel din anlayışı geliştirdiler. Bunların bir kısmı kendilerini tarihte yaşamış bazı zevata dayandırırken, bir kısmı ise bütün İslam tarihini ve alimlerini red ederek kendilerini pazarladılar.

İlahiyat hocaları bilir bugün ilahiyatlarda 1980 yılından beri güya mezhepler üstü bir tedrisat üzerinden ders veriliyor. Halbuki İslam tarihi boyunca devletler alimlerinin yetkin oldukları itikadi ve fıkhi mezhebi esas alıp, diğerlerini pergelin çeperi gibi yaparak eğitim vermişler. Örneğin Selçuklular Hanefi oldukları halde medreselerinde Şafiiliği, Osmanlı, Hanefiliği merkeze alıp eğitimi vermişler. Bugün Suudi Arabistan Vehhabiliği, İran Şiiliği esas alıp adeta militan yetiştiriyorlar. Türkiye ise kendi eliyle mezhepsiz yetiştiriyor. Buda paralel yapılara istedikleri fırsatı veriyor.

Bunların yetiştirdiği insanların ne ülkelerine nede milletlerine bsadakatları yoktur, bütün sadakatları liderlerine ve guruplarınadır. Hepsi ellerindeki militanları peyder pey yaşadıkları devletlerin kadrolarına yerleştiriyorlar. Taki iktidar olan kadroların kontrol dışına çıkması durumunda müdahale etsinler. Dünyadaki askeri veya sivil darbelerin yegane sebebi budur.

Sa’y-u gayret bizden tevfik Cenabı Haktan. Selametle kalın.

Devam edecek

 

Alem-i İslamGenelİslam ve HayatNur TalebeleriTürkiyeYazarlarımız
Bediüzzaman, Tevafuklu Kur’an ve Hattat Hamid-4
Alem-i İslamDünyaGenelGündemİslam ve HayatNur Talebeleri
Küba’dan Hüsnü Ağabey’e Mektup Var!
Alem-i İslamDünyaGenelGündemİslam ve Hayat
Fransa’da İslamofobi Protesto Edildi