Kategori: Risale-i Nur

Polonya Nur talebelerinden Mektup var

Kur’ân-ı Hakim’in bu asrın fehmine bir dersi olan Risale-i Nurlar, her geçen gün dünya dillerinde muhataplarına ulaşmaya devam ediyor. Dünyada canlı 113 lisandan 60 ında tercüme çalışmalarına devam eden talebeleri vesilesiyle Risale-i Nurlar, sessiz bir çağlayan gibi muhtaç akıllara ve gönüllere feyz-i Kur’ân’ı akıtmaya devam ediyor. Bu meyanda dünya dillerine bu hakikat hazinesini kazandırmaya fedakârane […]

Yazının Devamı

Bediüzzaman’a göre kaç çeşit uyku vardır?

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ   الرَّحٖيمِ اَوْ هُمْ قَٓائِلُونَ     Re’fet اَوْ هُمْ قَٓائِلُونَ âyet-i celilesindeki قَٓائِلُونَ kelimesinin manasını merak edip sorması münasebetiyle ve hapiste sabah namazından sonra sairler gibi yatmasından gelen rehavet dolayısıyla, elmas gibi kalemini atalete uğratmamak için yazılmıştır. Uyku üç nevidir: Birincisi: Gayluledir ki fecirden sonra tâ vakt-i kerahet bitinceye kadardır. Bu […]

Yazının Devamı

İslâmda insan haklarını Risale-i Nur ile anlatmalıyız

ŞEYMA GÜR İslâm şeriatını “insan haklarının antitezi” olarak gören Batı’ya susturucu cevabın ancak Risale-i Nur ile verilebileceği belirtildi. İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi araştırma görevlisi Muhammed Said Bilâl, İİKV’de verdiği seminerinde, “Risale-i Nur’u sadece Kur’an tefsiri olarak ya da kelâm kitabı olarak anlatmak yetmez. Onu bir de insan hakları ve hürriyetleri veçhesinden okumalıyız” dedi. Muhammed Said […]

Yazının Devamı

Üstad niçin “Evini harap etmişsin” dedi

Üstad bir gün bize, “Ben tesbihat ve dua ile meşgul olacağım. Siz gidin biraz gezin” demişti. Bu gezinti sırasında bir taşın üztünde bir kertenkeleyi vurup öldürmüştüm. Dönüşte Üstad ne yaptığımızı nerelere gittiğimizi sordu. Ben de gezdiğimiz yerleri anlattım. Sonra da bir kertenkeleyi öldürdüğümü söyleyince, Üstad çok üzüldü bana dönerek: “Evini harap etmişsin” dedi. Ben de, […]

Yazının Devamı

Yemek Dua’sı

                 ::::: YEMEK DUASI ::::: Ey bizi nimetleriyle perverde eden SULTANIMIZ! Bize gösterdiğin numunelerin ve gölgelerin asıllarını, menba’larını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zeval ve teb’id ile tazib etme. […]

Yazının Devamı

Mükâfat ve Mücâzat

Bir zaman iki adam Cennet gibi güzel bir memlekete (şu dünyaya işarettir) gidiyorlar. Bakarlar ki, herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar. Mal ve para meydanda, sahipsiz kalır. O adamlardan birisi, her istediği şeye elini uzatıp ya çalıyor, ya gasp ediyor. Hevesine tebaiyet edip her nevi zulmü, sefaheti irtikâp ediyor. Ahali de […]

Yazının Devamı