Kur’an Gayb Perdelerini Yırtıyor

nurdanhaber | Haber Merkezi | |

KUR’AN GAYB PERDELERİNİ YIRTIYOR

GÜNÜMÜZE BAKAN CİHETİYLE

Her şey gaybdır, mazi de hâl de istikbal de.

Neyi ki bilmiyoruz, o gaybdır.

Neyi bilmiyoruz?

Hiçbir şeyi bilmiyoruz, ama hiçbir şeyi.

Ancak Allamulguyub bazı şeyleri bildirir bize. Bildirirse biliriz. Neyi ne kadar bildirirse… Maziden, hâlden ve istikbalden neyi ne kadar bildirirse o kadar biliriz.

İşte, gözümün önünde güneş doğuyor. Tam şu saat, şu dakikada doğuyor. Bildim, değil mi?

Nasıl bildim? Bildirildiği için bildim. Artık bu, benim için gayb değil. Bu, hâldeki bir gayb meselesi.

Dün de iki dakika geç doğmuştu. Bunu da biliyorum. Bu da önce gayb idi, şimdi değil. Bu da maziye ait bir gayb meselesi.

Yarın ise iki dakika daha erken doğacak. Bunu da önceleri bilmiyordum; fakat sonra öğrendim. Yani önce gayb idi, şimdi değil. Bu da istikbale ait bir gayb meselesi.

Maziye, hâle ve istikbale ait vak’aların bir kısmı bana bir miktar bildirildiği için onlar artık bana gayb değil. Allamulguyub bazı insanlara benden daha az, bazılarına da benden daha çok bildirmiş. Nasıl isterse öyle yapar. “Niye bildirmiş?” diyemeyeceğimiz gibi, “Bildirmez.” veya “Bildiremez.” hiç diyemeyiz. Haddimize mi düşmüş!

O, Allamulguyub olduğu gibi Hakîm’dir de. Bildirmesinde hikmet vardır.

Mesela, dinî meselelerde gaybı bildirirken imtihan sırrını da muhafaza eder.

Hakikatleri bir derece perdeler; ta ki layık olanlar hidayete ersin, layık olmayanlar mahrum kalsın.

Bu hep böyle olmuştur. Ama zamanın nezaketine göre bazen perdeler incelmiş, arkalarını daha net göstermiştir.

Bugün ise…

Evet, bugün ise -nasıl diyeyim- perdeler öyle incelmiş, öyle incelmiş ki her şey sanki ayan beyan ortaya saçılmış, gözle görülür hâle gelmiş.

“Neden?” diye düşünmeden edemiyor insan. Bu zamanın bir hususiyeti mi var acaba?

Bu hususiyet nereden geliyor olabilir?

Acaba şuradan mı:

Ehl-i tahkikin bildirdiği gibi “Süfyan (…) ‘aldatmak’la iş görecek.”

Yani Müslüman görünecek; hoşgörüsüyle herkesi bağrına bastığı zannedilecek; gençlere sahip çıkarak onları sefahetten ve isyankârlıktan kurtarıp mazbut, itaatkâr, ailesine ve milletine faydalı birer unsur olarak şekillendiriyor bilinecek.

Görüntü böyle olacak; ama hakikat aksi olacak.

İnsanları böyle aldatacak. İnsanların çoğunu kendisine taraftar edecek.

Bu taraftarlık öyle bir dereceye varacak ki ona taraftar olanlar artık Kur’an’ın hükümleri yerine onun talimatlarını kabullenecek ve bu talimatlara göre hareket etmeyi Kur’an’a hizmet olarak bilecek.

Ehl-i tahkikin bildirdiği “aldatmak” fiilinin en garibi, en acibi böyle tahakkuk edecek ve etti de.

İşin en dikkat çekici bir tarafı da şudur ki bu “aldatmak” keyfiyeti Müslümanlara mahsus kalmayacak. Yahudi ve Hristiyanları da kandıracak.

Birbirine muarız üç dinin mensuplarını birden kendisine inandırıp taraftar etmek ve kendisine fiilen destekçi yapmak, akılların sınırlarını zorlayan bir vak’adır.

Böyle bir vak’a tarihte görülmemiştir.

Bunun tek misali bu Gülen vak’asıdır ve günümüzde gerçekleşmiş olup görmesi de bize nasip olmuştur.

İşte, böyle bir “aldatma” ile karşı karşıya kalan bu insanlar, gerçeği nasıl görüp kendilerini kurtaracaklar?

Perdeler her zamanki gibi kalın olsa göremezler, şüphe ve tereddütler devam eder. Vaziyetin nezaketine göre perdelerin incelmesi, arkasını daha berrak göstermesi lazım.

Cenabıhakk’ın hikmeti ve rahmeti bunu iktiza ediyor. Yoksa kimse kendisini “aldanmak”tan kurtaramaz.

İşte, bu ihtiyaç içindir ki Kur’an, günümüzde birçok esrarını ortaya döküp perdeleri inceltmiş, âdeta yırtmış ve yırtmaya da devam etmektedir.

Ezelî hak ve batıl mücadelesinin günümüzde kurulan meydanında manzara öyle farklı, öyle meraklı, öyle ibretli ki:

Bakın, savaş meydanının bir tarafında şeytana parmak ısırtan FETÖ hileleri; karşı tarafında ise müminlere parmak ısırtan, o hileleri bertaraf edecek Kur’ani işaretler ve ikazlar.

İşte, hidayet ile dalaletin savaş meydanında gözleri kamaştıran o Kur’ani işaret ve ikazlardan bazılarını veriyoruz:

1. “Yalancı tarafa lanet teklifi” olan Âl-i İmran Suresi 61. ayette geçen “el-kâzib” (yalancı) kelimesi ile Gülen’in adının ebced değerleri bire bir eşleşmek suretiyle yalancının kimliğine adıyla, soyadıyla işaret ediliyor. Yani Kur’an, Gülen’e “el-kâzib” adını veriyor.

2. Bakara Suresi 18. ve 171. ayetleri, Süfyaniyet’in dört rüknüne mana ve ebcedle baktığı gibi, dördüncü rükün olan Gülen’e daha ayrıntılı olarak işaret ediyor.

3. Alak Suresi 6. ayetinin ebced değerleri, yıl olarak, Gülen’in iki büyük tuğyanının tarihleriyle bire bir eşleşmek suretiyle “tuğyan eden insan”ı gösteriyor. Ayrıca bu surenin manası, baştan sona kadar Gülen ve komitesiyle bire bir örtüşüyor.

4. Bediüzzaman’ın Kevser Suresi 3. ayetini tevil ederken “… tokatları yediler ve yiyecekler.” diye bahsettiği tokatlar için verdiği tarihler, aynen Gülen’in yediği tokatların tarihlerini (2012, 2013, 2014, 2016) gösteriyor.

5. Felak Suresi 5. ayetinin -“vav” hariç olmak üzere- ebcedinin miladi karşılığı olan 2016, Gülen’in hasedinden dolayı sebep olduğu dehşetli şerrin tarihi ile bire bir eşleşiyor.

6. Kehf Suresi 19. ayetinde “Böylece onları uyandırdık.” mealindeki ibare, ebced değeriyle hem 2017’ye hem 2023’e bakıyor.

7. Nisa Suresi 105. ayetinde “Hainlerden taraf olma!” mealindeki ibare, ebced değeriyle 2017 senesini gösterdiği gibi, hesaba giren harf adediyle ayın16. gününü, surenin Kur’an’daki sırası itibarıyla 4. ayı gösteriyor. Bu, başkanlık sistemi oylamasının tarihi olan 16.4.2017’ye işarettir.

Ayrıca İmam-ı Şafi’nin görüşüne göre baştaki besmele de ayetten sayılınca bu ayet 106. sıraya geçmesi hasebiyle yine oylama gününü gösterir. Zira oylama, yılın 106. gününde yapılacaktır.

Yine ayrıca hesaba girmeyen elifler de hesaba dâhil edildiği takdirde başkanlık sisteminin uygulamaya geçeceği zamanı göstermiş olur.

(Başkanlık sisteminin Kur’an nazarında bu kadar ehemmiyet kazanmasının sebebi, bir müddetten beri başlamış olan ittihad-ı İslam sürecini hızlandıracak olmasıdır. Allahu a’lem.)

Bunların çoğunu geniş izahatıyla yayınladık; bakılabilir. Bir kısmı da sosyal medyada dolaşıyor.

Dahası da var:

Kur’an’ın Gülen ve komitesine işaretleri bunlardan ibaret değildir. Daha ince hesaplara burada girmedik.

Şunu da söyleyelim ki Gülen ve komitesine işaretler birçok hadis-i şerifte de vardır.

Hz. Ali ve Abdülkadir-i Geylani de ona işaret etmiştir.

Risale-i Nur’da ona bakan çok kuvvetli tevafuklar vardır.

Ve daha başkaları…

Bu “daha başkaları”ndan biriyle bu işaretlere son verelim:

FETÖ’nün açılımı olan “Fethullahçı Terör Örgütü”nün ebced değeri olan 2016, cemaat diye bilinen Fethullahçılarınsilahlı terör örgütü olarak su yüzüne çıktığı darbe senesini aynen gösteriyor.

ŞİMDİ SORUYORUZ

Bu kadar tevafuk ve işaretlerde bir hata var mıdır? Varsa düzeltmeye hazırız.

Ve bu kadar kuvvetli tevafuk ve işaretlere “tesadüf” diyebilir miyiz?

Bu tevafuk ve işaretler kıl gibi ince dahi olsa birleşince kopmaz bir halat olmaz mı? Kaldı ki yılına, ayına, gününe varıncaya kadar görülen bu tevafuk ve işaretlerin her biri tek başıyla kalbe kanaat verecek kuvvettedir. Zira bunların her birinde hem mana hem hesap tevafuku vardır. Bu ikisi birbirini destekleyince itiraza mecal kalmıyor.

Şu da var ki bu işaret ve tevafuklardan yalnız birini makul bulmak, davanın doğruluğu için kâfidir. Çünkü hepsi aynı noktaya parmak basıyor.

SONUÇ

Bu tevafuk ve işaretler, önce, bitmez tükenmez mucizeler hazinesi olan Kur’an’ın yeni tezahür eden mucizeleri olarak imanımıza bir kat daha kuvvet vermektedir.

İkinci olarak, günümüzde Süfyaniyet’in dördüncü rüknünün sebep olduğu inanç ve kanaat çalkantısında alabora olan biçareler için birer pusula olabilir.

***

Allah için gayb yoktur. Bize göre gayb olan hususlardan O’nun bize bildirdiklerini doğru anlayabilmek de yine O’nun lütfuyla olacaktır.


Etiketler:
Kategoriler: Abdullah Saidoğlu Yazarlarımız

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?