Nurdan Haber

33 Hadis

33 Hadis
14 Eylül 2017 - 10:00

Aşağıda yer alan hadisler, Bediüzzaman Said Nursi’nin Afyon Medrese-i Yusufiyesinde kendi defterine not aldığı ilimle ve ahir zamanla ilgili bazı hadislerdir. Bunlar hem ilme teşvik edici, hem de ahir zaman Müslümanlarını yönlendirici çok önemli mesajlar taşımaktadır. Ancak bunların bazılarının tercümelerinde hata veya muğlaklık olduğu cihetle yeni bir tercüme ve çok kısa bazı açıklamalarla efkâr-ı ammeye takdim edilmesinde fayda görüyoruz.

Prof. Dr. Şadi Eren

 

OTUZ ÜÇ HADİS

تَعَلَّمُوا الْعِلْمَ فَاِنَّ تَعْلِيمَهُ لِلّٰهِ خَشْيَةٌ 

وَ طَلَبُهُ عِبَادَةٌ وَ مُذَاكَرَتُهُ تَسْبِيحٌ وَ الْبَحْثُ عَنْهُ جِهَادٌ

1. “İlim öğrenin. Çünkü Allah için onu öğrenmek bir haşyettir. Onu talep etmek ibadettir. Onun müzakeresi tesbihtir. Ondan bahis ise cihaddır.”

 

سَاعَةُ عَالِمٍ يَتَّكِئُ عَلٰى فِرَاشِهِ يَنْظُرُ فِى عِلْمِهِ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ سَبْعِينَ سَاعَة

2. “Bir âlimin yatağına yaslanarak bir saat ilmine bakması, yetmiş saat ibadetten daha hayırlıdır”

 

طَالِبُ الْعِلْمِ طَالِبُ الرَّحْمَانِ، طَالِبُ الْعِلْمِ رُكْنُ اْلاِسْلاَمِ وَ يُعْطٰى اَجْرُهُ مَعَ النَّبِيِّينَ

3. “İlmin talebesi Rahman talebesidir. İlmin talebesi İslam’ın rüknüdür. Onun mükâfatı peygamberlerle verilir.”

 

 طَلَبُ الْعِلْمِ اَفْضَلُ عِنْدَ اللّٰهِ مِنَ الصَّلاَةِ وَ الصِّيَامِ وَ اْلحَجِّ وَاْلجِهَادِ فِى سَبِيلِ اللّٰهِ

4. “İlim talep etmek, Allah katında namaz, oruç, hac ve Allah yolundaki cihaddan daha efdaldir.”

 

عَالِمٌ يُنْتَفَعُ بِعِلْمِهِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ عَابِدٍ

5.“İlminden faydalanılan bir âlim, bin abidden daha hayırlıdır.”

 

وَيْلٌ لِمَنْ طَلَبَ الدُّنْيَا بِالدِّينِ

6.“Din ile dünyayı taleb edenlere yazıklar olsun.”

 

كَلِمَةُ حِكْمَةٍ يَسْمَعُهَا الرَّجُلُ قَدْ يَكُونُ خَيْرًا لَهُ مِنْ عِبَادَةِ سَنَةٍ وَجُلُوسُ سَاعَةً عِنْدَ مُذَاكَرَةِ الْعِلْمِ خَيْرٌ مِنْ عِتْقِ رَقَبَةٍ

7. “Bazen olur ki bir adamın bir hikmet kelimesini işitmesi, ona bir sene ibadetten daha hayırlı olur. Ve bir saat ilim müzakeresi olan yerde oturmak, bir köle azat etmekten daha hayırlı olur.”

 

لِاَنْ يَهْدِى اللّٰهُ عَلٰى يَدَيْكَ رَجُلاً خَيْرٌ لَكَ مِمَّا طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ

8. “Allahın senin elinle bir adama hidayet vermesi, sana güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha hayırlıdır.”

 

لَنْ يَجْمَعَ اللّٰهُ عَلٰى هٰذِهِ اْلاُمَّةِ سَيْفَ الدَّجَّالِ وَ سَيْفَ اْلمَلْحَمَةِ

9. “Allah şu ümmet üstüne hem deccalın kılıcını, hem de büyük harbin kılıcını cem etmez.”

(Hadis-i şerifte, Müslümanların II. Dünya Savaşına girmemesine bir işaret vardır.)

 

لَنْ تَزَالَ اْلخِلاَفَةُ فِى وِلْدِ عَمِّى صِنْوِ اَبِى الْعَبَّاسِ حَتّٰى يُسَلِّمُوهَا اِلَى الدَّجَّالِ

10. “Hilafet, babamın kardeşi olan Amcam Abbas’ın oğulları onu deccala teslim edinceye kadar devam edecek.”

(Abbasi hilafeti yaklaşık 500 sene devam ettikten sonra 1248 de Hülagu idaresindeki Moğollar tarafından sona erdirilmiştir.)

 

لَوْ وُزِنَ مِدَادُ الْعُلَمَاءِ وَ دَمُ الشُّهَدَاءِ لَرُجِّحَ مِدَادُ الْعُلَمَاءِ عَلٰى دَمِ الشُّهَدَاءِ

11. “Ulemanın mürekkebiyle şüheda kanı muvazene edilse, ulemanın mürekkebi şühedanın kanına üstün gelir.”

لَيْسَ الشَّدِيدُ الَّذِى يَغْلِبُ النَّاسَ وَلٰكِنَّ الشَّدِيدَ الَّذِى

يَغْلِبُ نَفْسَهُ عِنْدَ الْغَضَبِ

12. “Asıl pehlivan insanları yenen değil, öfkelendiğinde nefsine hâkim olabilendir.”

 

مَا اَهْدٰى مُسْلِمٌ ِلاَخِيهِ هَدِيَّةً اَفْضَلُ مِنْ كَلِمَةِ حِكْمَةٍ

يَزِيدُهُ هُدًى وَيَرُدُّهُ بِهَا عَنْهُ رِدًى

13. “Bir Müslüman, bir Müslüman kardeşine onun hidayetini artıran ve kötülüklerden alıkoyan bir hikmet kelimesinden daha hayırlı bir hediye vermemiştir.”

 

مَا بَيْنَ خَلْقِ اٰدَمَ اِلٰى قِيَامِ السَّاعَةِ اَمْرٌ اَكْبَرَ مِنَ الدَّجَّالِ

14. “Âdemin yaratılışından kıyamete kadar deccaldan daha büyük bir fitne yoktur.”

 

مَنْ اَتَاهُ اْلمَوْتُ وَهُوَ يَطْلُبُ الْعِلْمَ كَانَ بَيْنَهُ وَبَيْنَ اْلاَنْبِيَاءِ دَرَجَةٌ

15. “İlim tahsil ederken vefat eden biri ile enbiya arasında bir peygamberlik derecesi kalır.”

 

مَن تَعَلَّمَ بَابًا مِنَ الْعِلْمِ عَمِلَ بِهِ اَوْ لَم يَعْمَلْ بِهِ كَانَ اَفْضَلُ

مِنْ صَلاَةِ اَلْفَ رَكْعَةٍ. فَاِنْ هُوَ عَمِلَ بِهِ اَوْ عَلَّمَهُ

كَانَ لَهُ ثَوَابُهُ وَثَوَابُ مَنْ يَعْمَلُ بِهِ اِلٰى يَوْمِ الْقِيَامَةِ

16. “-Onunla amel etsin, etmesin- kim ilimden bir mesele talim etse; bu ilim bin rekât (nafile) namazdan daha efdaldir. Eğer öğrenmekle beraber amel de etse yahut onu başkasına öğretse, o kimseye kıyamete kadar onun sevabı ve onunla amel edenin sevabı vardır.”

 

مَنْ طَلَبَ بَابًا مِنَ الْعِلْمِ لِيُحْيِى بِهِ اْلاِسْلاَمَ

كَانَ بَيْنَهُ وَبَيْنَ اْلاَنْبِيَاءِ دَرَجَةٌ

17. “Kim İslam’ı ihya etmek niyetiyle ilimden bir bölüm tahsil etse, onunla enbiya arasında yalnız bir derece kalmış olur.”

(Peygamberler Allahın dinini tebliğ etmişlerdir. Dini tebliğ eden kişi, bu noktada peygamberlerle beraberdir, ama peygamber değildir.)

 

لاَ يَجْتَمِعُ اَرْبَعَةٌ فِى اْلمُؤْمِنِ اِلاَّ اَوْجَبَ اللّٰهُ بِهِنَّ اْلجَنَّةَ

اَلصِّدْقُ فِى اللِّسَانِ

وَالسَّخَاءُ فِى اْلمَالِ

وَاْلمَوَدَّةُ فِى الْقَلْبِ

وَالنَّصِيحَةُ فِى اْلمَشْهَدِ وَاْلمَغِيبِ

18. “Bir mü’minde dört şey içtima ettiğinde, Allah, bunlar sebebiyle ona Cenneti vacip kılar:

-Lisanda sıdk.

-Malda cömertlik.

-Kalbde sevgi.

-Beraber olduklarına ve orda bulunmayanlara nasihat.”

(Yani, böylesi kimse dinde samimidir, hem beraber oldukları hem de orada olmayanlar bu kimseden bir zarar görmez. Mesela bazıları vardır insanların yanında onların aleyhine bir şey demez, ama başkalarının ardından çok rahatlıkla gıybet eder veya söz taşır.)

 

يَكُونُ فِى اَحَدِ الْكَاهِنِينَ رَجُلٌ يُدَرِّسُ الْقُرْاٰنَ دِرَاسَةً

لاَ يُدَرِّسُهَا اَحَدٌ يَكُونُ بَعْدَه

19. “İlerde ilhama mazhar biri gelecek, Kur’anı öyle bir tarzda ders verecek ki; ondan sonra onun gibi ders veren olmayacak.”

 

اِذَا جَاءَ اْلمَوْتُ لِطَالِبِ الْعِلْمِ وَهُوَ عَلٰى هٰذِهِ اْلحَالَةِ مَاتَ وَ هُوَ شَهِيدٌ

20. “İlim talebesine ilim tahsil etmekte iken ölüm gelse, o şehittir.”

 

اَفْضَلُ الْعِلْمِ اَلْعِلْمُ بِاللّٰهِ قَلِيلُ الْعَمَلِ يَنْفَعُ مَعَ الْعِلْمِ

وَكَثِيرُ الْعَمَلِ لاَ يَنْفَعُ مَعَ اْلجَهْلِ

21. “İlmin efdali, Allahı bilmektir. (Bu ilimle) az bir amel insana fayda verir. Fakat cehalet ile yapılan çok amel, bir fayda vermez.”

 

اَكْرِمُوا حَمَلَةَ الْقُرْاٰنِ

22. “Kur’anın hamelelerine ikram edin.”

(Kur’an’ın hameleleri, Onu hıfzeden hafızlar, ders veren Kur’an muallimleri, hakikatlarını yaşayan ve tebliğ eden bahtiyar kimselerdir.)

 

اَكْرِمُوا الْعُلَمَاءَ فَاِنَّهُمْ وَرَثَةُ اْلاَنْبِيَاءِ

23. “Ulemaya ikram edin. Çünkü onlar peygamberlerin varisidir.”

 

اِنَّ اللّٰهَ عَزَّ وَجَلَّ لَيَبْتَلِىَ الْعَبْدَ اْلمُؤْمِنَ وَمَا يَبْتَلِيَهُ اِلاَّ لِكَرَامَتِهِ عَلَيْهِ

24. “Allah (azze ve celle) mü’min kulunu belaya giriftar eder. Onun bu iptilası, o mü’min kuluna kıymet vermesindendir.”

 

اِنَّ السَّعِيدَ لَمَنْ جُنِّبَ الْفِتَنَ وَلَمَنِ ابْتُلِىَ فَصَبَرَ فَوَاهًا ثُمَّ وَاهًا

25. “Said, fitnelerden uzak kalmış kimsedir. Ayrıca belalara giriftar olduğu halde sabredendir. Böylesi ise çok az ve nadirdir.”

(Son kısım “vah vah” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu durumda Onun haline taaccübü ifade eder.)

 

اِنَّ الْفِتْنَةَ تَجِىءُ فَتَنْسِفُ الْعِبَادَ نَسْفًا وَيَنْجُو الْعَالِمُ عَنْهَا

26. “Fitne muhakkak gelecektir ve kulları savuracaktır. Ancak âlim olan ondan kurtulur.”

 

اِنَّهُ سَيُصِيبُ فِى اٰخِرِ الزَّمَانِ بَلاَءٌ شَدِيدٌ

وَلاَ يَنْجُو مِنْهُ اِلاَّ رَجُلٌ عَرِفَ دِينَ اللّٰهِ

فَجَاهَدَ عَلَيْهِ بِلِسَانِهِ وَقَلْبِهِ فَذٰلِكَ الَّذِى سَبَقَتْ لَهُ السَّوَابِقُ

27. “Ahir zamanda şiddetli ve dehşetli bir bela gelecek herkese isabet edecek, ondan ancak Allah’ın dinini bilip de diliyle ve kalbiyle cihad eden kimse kurtulacak. İşte bu kimseye, geçmişlerin mesleği sebkat etmiştir.”

 

اَنَا اَجْوَدُ وَلَدِ اٰدَمَ وَاَجْوَدُهُمْ مِنْ بَعْدِى رَجُلٌ عَلِمَ عِلْمًا

فَنَشَرَ عِلْمَهُ يُبْعَثُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ اُمَّةً وَحْدَهُ

28. “Âdemoğullarının en cömerdi benim. Benden sonra onların en cömerdi ise, (hususi) bir ilim bilecek ve o ilmi neşir edecek bir adamdır. Bu kimse kıyamet gününde tek başına bir ümmet olarak diriltilecektir.”

 

اَلاَ مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْاٰنَ وَ عَلَّمَهُ وَعَلَّمَ مَا فِيهِ  فَاَنَا لَهُ سَائِقٌ وَدَلِيلٌ اِلَى اْلجَنَّةِ

29. “Dikkat edin! Kur’anı öğrenen ve öğreten, içindeki hakikatleri ders veren kimseyi; cennete sevk eden ve rehberlik yapan ben olacağım.”

 

اِيَّاكُمْ وَ الْبِدَعُ فَاِنَّ كُلَّ بِدْعَةٍ ضَلاَلَةٌ وَكُلُّ ضَلاَلَةٍ تَصِيرُ اِلَى النَّارِ

30. “Bid’alardan sakının. Çünkü her bid’a dalalettir. Her dalaletin de sonu ateştir.”

 

لَيْسَ مِنَّا مَنْ تَشَبَّهَ بِغَيْرِنَا، لاَ تَشَبَّهُوا بِالْيَهُودِ وَ لاَ بِالنَّصَارٰى

31. “Bizden başkasına benzemeye çalışan bizden değildir. Sakın Yahudi ve Hıristiyanlara benzetmeye çalışmayın.”

 

اَفْضَلُ اْلجِهَادِ كَلِمَةُ حَقٍّ عِنْدَ سُلْطَانٍ جَائِرٍ

32. “Cihadın en efdali, zalim hükümdarın yanında hak sözü söylemektir.”

 

اَفْضَلُ اْلجِهَادِ اَنْ يُجَاهِدَ الرَّجُلُ نَفْسَهُ وَهَوَاهُ

33. “Cihadın en efdali, kişinin kendi nefsi ve hevasına karşı mücahede etmesidir.”