SON DAKİKA

Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

“Benim Aksa’nın ve Kudüs’ün özgürlüğünden başka ne hayalim nede geleceğim vardır.”

“Benim Aksa’nın ve Kudüs’ün özgürlüğünden başka ne hayalim nede geleceğim vardır.”
02 Ocak 2018 - 14:58

Nurdanhaber- Abdurrahman İraz

“Benim Aksa’nın ve Kudüs’ün özgürlüğünden başka ne hayalim nede geleceğim vardır.

“Benim Aksa’nın ve Kudüs’ün özgürlüğünden başka ne hayalim nede geleceğim vardır.

 

İki ay kadar önce idi, aziz dostum Mustafa Çalışan beyefendi aradı ve bana:

Sevgili İraz, daha önce Kudüs’e gittin mi?” diye sordu.

Açıkçası şaşırmış ve utanmıştım.

Şaşırmıştım, çünkü böyle bir sorunun maksadını anlayamamıştım;

Utandım; çünkü –mübalağalı bir ifade ile- neredeyse dünyayı gezdim ama Kudüs’e gitmemek, beni garip bir suçluluk psikolojisine soktu. Ama yapılacak bir şey yok. Tabi, “Hayır” diye cevap verdim.

Bu görüşme ve konuşmalar olunca, Donald Trump ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma polemiğini daha başlatmamıştı.

Mustafa Çalışan:

-“Sevgili İraz, eğer istersen misafirim olarak Aralık ayında bir grup münevverle birlikte Kudüs’e düzenleyeceğimiz seyahatte beraber olabiliriz.” deyince hemen kabul edip “Evet” dedim.

Aralık ayının 27. Gününü 28 e bağlayan gece kutsal belde Kudüs seyahatimiz başladı.

Birçoğunuz tanıyorsunuzdur… Emin Evim, Emin Otomotiv ve Emin Travel gibi.. birçok şirketin sahibi işadamı Emin Üstün, bir münevverler heyetinin kurulmasını ve bu heyetin de kendisinin sponsorluğu ile Kudüs’e ziyarette bulunmasını, bu şekilde Kudüs’ün gündem olmasını istemiş.

Gazeteci, akademisyen ve STK yöneticilerinden oluşan 47 kişilik bir heyet oluşturulmuş ve Kudüs’e seyahatimiz başlamıştı.

Peki Emin Üstün Beyefendi, iki ay sonra bütün Dünyanın 1 numaralı Gündemi olacak Kudüs ziyaretini planlarken keramet mi göstermişti?

Bunu tam olarak bilemiyoruz, ancak; samimiyet kerametten üstündür. Niyet-i halisenin de kerameti olur. İhlas varsa keramete de ihtiyaç yoktur. Olsa olsa bu bir inayet ve tevfik-i ilahinin alamet-i sayılabilecek bir ikram-ı rabbanidir.

Öteden beri Emin beyin İman ve Kur’an hizmetlerine bîgâne kalmadığını, nerede bir hizmet varsa Emin Bey’in mutlaka o çorbaya tuz kattığını bilirim. Ama açıkçası Kudüs’ü bu yönü ile düşünmek ve dert edinmek sadakatli bir muhabbet ve mükemmel bir ihlas gerektirir.

Ekserisi birbirini tanımayan 47 kişi Kudüs’e indik ve otele yerleşmeden ziyaretlere başladık.

Dört günlük bir seyahatin bende bıraktığı etki, oluşturduğu ruh hali ve psikolojik sarsıntıları yazmak icab ederse eminim bu alanlar yetmeyecek.

Kudüs; Bütün peygamberlerin ziyaret ettiği, bir çok din savaşının olduğu, nihayet kainatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Muhabbet peygamberinin de Mirac’a çıkmak için gittiği kutsal belde, Kudüs;

Peygamberlerin kokusunun üzerine sindiği Kudüs;

Mahzun Kudüs;

Sessiz Kudüs;

Buruk Kudüs;

Lâl Kudüs.

Bütün edyana yuva olmuş, satıh olmuş, merkez olmuş Kudüs.

Şimdi de zulüm altında inim inim inleyen Kudüs.

İmdat çığlıkları arşı titreten fakat bir türlü kendini Müslümanlara işittiremeyen Kudüs.

Süleyman’ını, Ömer’ini Selahaddin’ini ve Yavuz Selim’ini bekleyen Kudüs.

Bu Resimdeki Yaşlı Teyze, Meşhur Kudüs Fatihi Selahaddin-i Eyyubi’nin torunudur. Halen dedesi Selahaddin-i Eyyübi’den miras kalan evde ikamet ediyor.

Taşları omuz omuza vermiş, Yahudi zulmüne direnen, dayanan Kudüs.

İnsan Kudüs’e gidince anlıyor “neyin ne olduğu“nu.

Oradaki çocukların hayallerinde akıllı telefon, tablet, bisiklet ve oyun yok.

Akit gazetesi yazarlarından Gülşen Koçak hanımefendi 12-13 yaşlarında bir kız çocuğu ile “Filistinde çocuk olmak” başlığı altındı bir röportaj yapıyordu.

Gelecek ile ilgili hayallerin nedir?” sorusunun cevabı, bizi iliklerimize kadar ihtizaza getirdi:

Benim, Aksa’nın ve Kudüs’ün özgürlüğünden başka ne bir hayalim nede geleceğim vardır.

Bu kendi küçük, yüreği büyük kız çocuğu, “dava adamı nasıl olunur?” bana öğretti.

Mescid-i Aksa’da Sabah namazını kılmış, Kemal Üstün Beyefendi ile otelimize dönüyorduk. 5-6 yaşlarında bir çocuk, babasının millete dağıttığı çay bardaklarını dolduruyor ve adeta yalvarıyor…

Ey amcam, sebildir ne olur bir bardak ta siz alın

Yüreğimde fırtınalar gözlerimde tusunami oluştu. Başka bir memlekette o saatte o çocuğun akranları tuvaletlerini bile yatağında yapar.

Bu yazıda benim muradım Kudüs’ü anlatmak değildir. Kudüs’ü merak edenler açar bakarlar, okur öğrenirler.

Benim muradım, -gerçi kuru olacak ama-yapabileceğim budur: Teşekkür edip, Allahtan Emin Üstün gibi dava adamlarının sayısını artırmasına dua etmek.

O ziyarette birlikte olduğumuz bütün dostlara tek tek teşekkür ediyor ve helallik diliyorum. Her biri bir dava insanı Her biri cihanbahâ zatlar ve hanımefendi kardeşlerimle tanıştım.

Organizasyonun başındaki sayın Mustafa Çalışan ve sayın Murat Ergüven beyefendilere, rehberimiz Arif Çapar’a, Emin Beyin kardeşi dostum sayın Kemal Üstün beyefendiye ve seyahat süresi içerisinde tevazuları ve imtiyazdan kaçınmaları sebebi ile kimsenin farklarına bile varmadığı Emin beyin muhterem Eşleri ve Kerimelerine binlerce teşekkürler…

Abdurrahman İraz