Süfyaniyetin 4. Rüknünü İfşâ Ediyoruz (II)

nurdanhaber | Haber Merkezi | |

Nurdanhaber – Haber Merkezi

SÜFYANİYET’İN DÖRDÜNCÜ RÜKNÜNÜ

İFŞA EDİYORUZ (II)

“BİR SIRR-I İNN A’TAYN”NIN GÜNÜMÜZE BAKAN BİR TAHLİLİ

1. METİN:

Bu istibdad-ı askeriye-i keyfiye-i küfriyenin tecebbürü ne kadar devam edecek?

Elcevap:

(…) Ben de bu meseleyi Kur’an’dan sordum. Kur’an beni en kısa sure olan Sure-i Kevser’e havale etti. Ben

o Sure’den sordum. Şu Sure dahi beni ahirki ayeti olan “İnne şânieke hüve’l-ebter.”e havale etti. Ben ona müracaat ettim. Dedi: “Benim hurufatımı say.” Saydım. “Hüve’l-ebter.”deki hemze-i vasıl ile beraber 13’tür. Hemzesiz 12’dir. “İnne” şeddeli nun bir sayılsa 14 olur. Nun iki sayılsa hemze-i vasıl dahi hesap edilse 16. Öyle ise bunların ömrü ve zulmünün devamı 12-13-14 veya 16 sene içindedir. Delil istedim.

Lisan-ı mana ile ayet dedi: “Tevafuk sırrıyla bak, beş emareyi göreceksin.” (Bir Sırr-ı İnnâ A’taynâ)

Bediüzzaman, bu ifadeden sonra istibdad reislerinin üçünün isimlerindeki harfleri sayarak(1) bu hesap ile yukarıdaki ayetin harf sayısıyla yaptığı hesabın aynı olduğunu görür ve bu sayıları mühim hadiselere tatbik eder.

Şimdi bir metin daha veriyoruz. Bu metin, önce yukarıdaki metinden bahsetmekte, sonra da onu tevil etmektedir.

2. METİN:

Şeâir-i İslamiye’ye ve siyaset-i İslamiye’ye darbe vuranlar, 12-13-14-16 sene zarfında büyük darbeler yiyecekler,(2) diye bana ihtar edildi.

… geniş dairede vuku bulan o hadisatı ve büyük cemaatlere gelen o tokatları küçük bir dairede şahıslara gelecek tokatlar suretinde mana vermiştim ki tam aynen iki dairede (hem küçük hem büyük) 12 sene sonra en müdhişi dünyayı terk ettiği gibi.. büyük dairede de onun gibi dehşetli cemaatler 12-13-14-16 tarihlerinde aynı tokatları yediler ve yiyecekler, diye ihtar edildi. (Emirdağ Lâhikası 1, Envâr Neşriyat baskısı, s. 208)

Bu metinde iki ihtar vardır.

Birinci paragrafta ihtar edilen mesele, 1. METİN’dir. Burada ona atıf yapılmıştır.

İkinci paragraftaki ihtar ise 1. METİN’in yeni bir tevil ile tashihidir.

Yani Bediüzzaman’a “Bir Sırr-ı İnnâ A’taynâ”da ihtar edilen mesele doğrudur; fakat Üstad heyecanlı tevilleriyle onun suretini değiştirdiği için meselenin hadiselere nasıl tatbik edileceği ikinci bir ihtar ile kendisine gösterilmiştir.

Yukarıda verdiğimiz metinler ilk nazarda çok açık görünmediğinden biraz derinleşmeye ihtiyaç

göstermektedir.

Biz de şimdi bu metinlerle ilgili tespitlerimizi maddeler hâlinde yazalım:

1) Kalın kırmızı renkli kelimeler:

1. METİN’de geçen “içinde” ile 2. METİN’de geçen “zarfında” kelimeleri tamamen aynı manadadır. Zaten “2. METİN’in birinci paragrafında ihtar edilen mesele, 1. METİN’dir.” diye söylemiştik.

2. METİN’in ikinci paragrafında geçen “sonra ve “tarihlerinde” kelimeleri ise “içinde”/“zarfında” kelimelerinin hadiselere -ikinci ihtar ile- nasıl tatbik edileceğini göstermektedir. Yani “içinde”/“zarfında” demek, “sonra” ve “tarihlerinde” demektir. İkinci ihtara göre Üstad, yeni tevilini bu kelimelerle ifade etmiştir.

2) İkinci ihtar muvacehesinde hem “küçük daire”deki “şahıslar”a hem “büyük daire”deki “cemaatler”e gelen/gelecek darbeler söz konusudur.

3) 1. METİN (Bir Sırr-ı İnnâ A’taynâ), 1926’da yazılmıştır.

4) 1926’dan 12 sene sonra 1938’de “küçük daire”nin en müdhiş “şahs”ı olan M. Kemal dünyayı terk etmiştir.

5) “… büyük dairede de onun gibi dehşetli cemaatler 12-13-14-16 tarihlerinde aynı tokatları yediler ve yiyecekler.” cümlesi iki ayrı hadiseye işaret etmektedir.

a. “Yediler” kelimesiyle ifade edilen birinci hadise: 1926’dan 12-13-14-16 sene sonraki tarihlerde (1939-1945) vuku bulan İkinci Harb-i Umumi’dir ki Üstad zamanında tahakkuk etmiştir. Zira “yediler” kelimesi, geçmiş zamana bakar. (Bunun İkinci Harb-i Umumi olduğu, metnin devamında da açıkça ifade edilmiştir.)

b. “Yiyecekler” kelimesiyle ifade edilen ikinci hadise: 2012-2013-2014-2016 tarihlerinde F. Gülen Komitesi’nin el’an yemiş olduğu darbeler olup Üstad’dan sonra tahakkuk etmiştir. Zira “yiyecekler” kelimesi, gelecek zamana bakar. (“12-13-14-16 tarihlerinde” ifadesini mantıken “2012-2013-2014-2016 tarihlerinde” anlamaktan başka alternatif yoktur. Çünkü Üstad’dan sonra 12-13-14-16’lı tarih olarak Hicri 1412-1413-1414-1416 ile Miladi 2012-2013-2014-2016 tarihleri vardır. Hicri tarihlerde manaya mutabık kayda değer hadiseler olmamıştır. Mana mutabakatı ancak Miladi tarihlerdedir.)

Not:

* Üstad’ın “cemaat” kelimesini kullanması dikkat çekicidir. Zira Gülen Komitesi de kendisini “cemaat” olarak adlandırmaktadır.

* İkinci Harb-i Umumi dairesi gibi Gülen Komitesi de “büyük daire”dir. Zira Gülen, komitesini ABD’den idare etmektedir ve büyük darbeler yediği yukarıdaki tarihlerde de orada bulunmaktaydı.

Hem bu Komite’nin faaliyet sahası Türkiye’yle sınırlı olmayıp bütün dünyayı kaplamıştır.

Gülen Komitesi’nin “büyük daire” olduğunu “Bir Sırr-ı İnnâ A’taynâ”daki şu cümleden de anlayabiliriz:

“… bu küçük Deccallardan 100 sene sonra büyük Deccal’a işaret vardır. Nasıl ki bu geçmiş 100’ün iki başında Mason komitesinin ve onun bir mukaddimesi olan Yeniçeri içerisine giren fesad komitesi, o 100’ün iki başındadır.. Allahu a’lem, bu gelecek 100’ün dahi bu başında bu küçük Deccallar komitesi, öteki başında büyük Deccal’ın komitesi bulunduğuna ‘İnne şânieke hüve’l-ebter.’ işaret ediyor.”

“Küçük daire”nin “küçük Deccallar”ı, Süfyaniyet’in ilk üç rüknü olan M. Kemal, İ. İnönü ve F. Çakmak’tır.

Onlardan bir asır sonra (bu zamanda) zuhur edecek “büyük Deccal”ın komitesi ise “büyük daire” olur.

Dikkat:

Yukarıda bahsedilen “büyük Deccal” ile Sekizinci Şuâ’da geçen “Süfyaniyet’in dördüncü rüknü”nün aynı şahıs (F. Gülen) olması kuvvetle muhtemeldir.

3. METİN:

“Mâ-ıstafa Bikemâl”, lakabı olan “Gazi” ile beraber 16 adediyle “İnne şânieke hüve’l-ebter.”in -“inne” beraber- 16 harfine ismi tevafuk ettiği gibi müsemması dahi şenâetkârâne siyasetiyle manama tevafuk ediyor. Demek müddet-i firavuniyeti 16 senedir. (Bir Sırr-ı İnnâ A’taynâ)

(İsimler İslam harfleriyle yazılarak hesaplanır.)

“İnne şânieke hüve’l-ebter” in küçük Deccallara (M. Kemal, İ. İnönü, F. Çakmak) işaret etmesini, isimlerindeki harf sayısıyla izah ve ispat eden Bediüzzaman, büyük Deccal’ın hesabını ise -istikbale baktığı için- yapmamıştır.

Bunu da biz yapalım.

İşte, M. Kemal’le ilgili olarak yapılan yukarıdaki hesap, aynen F. Gülen’e de uyuyor.

Zira “Muhammed Fethullah Gülen”in harf sayısı da 16 olup onun müddet-i firavuniyeti de 16 sene sürmüştür.

Yukarıda F. Gülen ve komitesi “büyük Deccal” ve “büyük dairede dehşetli cemaat” olarak geçtiğine göre müddet-i firavuniyetini hesap ederken -başlangıç noktası olarak- büyük daireye geçtiği yani ABD’ye yerleştiği 1999 tarihini almalıyız. 1999’dan 2016’ya 16 senedir. Demek onun da müddet-i firavuniyeti 16 sene olup işte bitmek üzeredir.

Bunu destekleyen bir tevafuk daha:

FETÖ’nün açılımı olan “Fethullahçı Terör Örgütü”nün ebced değeri -lafzullah 66 hesabıyla- 2016’dır. 2016 yılı, Fethullahçıların o zamana kadar cemaat olarak bilindikten sonra silahlı terör örgütü olduğunun su yüzüne çıktığı tarihtir.

Burada orduyla alakalı çok ehemmiyetli bir mana daha var. Şöyle ki:

3. METİN, “Bu istibdad-ı askeriye-i keyfiye-i küfriyenin tecebbürü ne kadar devam edecek?” sualine verilen cevaptan bir parçadır.

Bu 3. METİN’den hareket ederek büyük Deccal’ın müddet-i firavuniyetinin bittiği tarihe (2016) yukarıda ulaştık.

İşte bu tarih -aynı zamanda- sualdeki “istibdad-ı askeriye-i keyfiye-i küfriye”nin bittiği tarih de olur. Çünkü ulaştığımız tarih, bu sualin cevabından çıkmıştır.

Demek ki 2016 yılı -meş’um 15 Temmuz darbe teşebbüsü neticesinde- hem Gülen Komitesi’nin hem de askerî istibdadın bittiği tarihtir ki -Beşinci Şuâ’ın sonunda geçtiği gibi- kahraman ordu dizginini Deccalizm’in (Kemalizm ve Gülenizm’in) elinden bu şekilde kurtarmış oluyor.

——————————————–

1) Dikkat çeken bir husus:

Tevafukun birçok çeşidi vardır. Burada harf sayısına dayalı bir tevafuk görmekteyiz. Bu tevafuku

Bediüzzaman Hazretleri yalnız burada kullanmıştır. Bunun da Kur’an’dan gelen bir ilhamla olduğunu kendi ifadesinden anlıyoruz.

2) Ebced hesabıyla acip bir tevafuk:
“Şeâir-i İslamiye’ye ve siyaset-i İslamiye’ye darbe vuranlar, 12-13-14-16 sene zarfında büyük darbeler yiyecekler.” cümlesi, F. Gülen Komitesi’nin hem Risale-i Nur’a hem de Hükûmet’e karşı düzenlediği darbeleri aynı tarihleriyle haber vermektedir. Şöyle ki:

“Şeâir-i İslamiye’ye ve siyaset-i İslamiye’ye” ibaresinin ebced değeri; terkip kesreleri sayılmazsa 1433, sayılırsa 1435’tir.

1433 (Miladi 2012) yılı, bu zamanda “şeâir-i İslamiye”den olan Risale-i Nur’a Gülen Komitesi’nin sadeleştirme adıyla vurduğu darbenin tarihidir.

1435 (Miladi 2013) yılı ise “siyaset-i İslamiye” anlayışıyla giden Hükûmet’e karşı Gülen Komitesi’nin emniyet ve yargı eliyle vurduğu 17/25 Aralık darbesinin tarihidir.

Abdullah Saidoğlu


Etiketler:
Kategoriler: Abdullah Saidoğlu Yazarlarımız

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?