Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

Uygarlık

Uygarlık
03 Temmuz 2018 - 8:15

Nurdanhaber – Mahir DUMAN

Hayat bir sevgi yumağı… Evren iç içe girmiş bir gül goncası… Yeryüzü desen desen bir sevgi destanı… Kuş cıvıltıları hayat ritmimizdi.

Her şey değişti artık.

Ağaçlar, yeşillikler bize küstü. Annelerimiz babalarımız, ağaç beşiklerde büyüdüler. Hayat hikâyelerini kurşun kalemlerle hecelediler. Şimdiyse ağaç beşikler yerine, soğuk demirin kucağında bulduk kendimizi. Kalemlerimiz de metalleşti. Anılarımız da buz tuttu.

Büyük şehirlerde yaşayanlar bilirler. Çok şey başkalaştı. Rengârenk bir dünya, etrafımızdan hızla uzaklaşmaya başladı.

Çevremize baktığımızda koca koca binalar, beton yığınları, yeşile hasret sokaklar görürüz. Nerde ağaçlar? Kuşlar, pırıl pırıl hava, kıvrım kıvrım sular… hani? Artık saydığımız güzellikleri görmemiz mümkün değil. Çünkü “uygarlık” yedi, bitirdi onları.

Bir ahtapot, bütün güzellikleri, yeşilleri, mavileri yuttu. Geriye simsiyah, boz bulanık bir renk bıraktı.

Şehirlerin gürültüsünden uzaklaşmak, dinlenmek için bir yer ararsınız. Aklınıza parklar, bahçeler gelir. Oraların da işgal edildiğini görürsünüz. Kulaklarınıza kuş cıvıltıları değil yabancı müzik (!) uğultuları gelir. Oradan da ayrılırsınız. Tekrar caddelere verirsiniz kendinizi. Klakson sesleri hayallerinizden koparır sizi. Gazetelere bakarsınız; yüzünüz kızarır, başınızı eğersiniz.

Ciddi yayınlar ararsınız. Onların da bir şeylerden ürktüğüne şahit olutsunuz. Gençlere bakarsınız, birçoğunun sahte kahramanlara kandığını görürsünüz. Çocukların, sokaklarda “gölgelerin gücü” adına, diye haykırdığını duyarsınız. Çıldıracak gibi olursunuz…

Nihayet eviniz gelir aklınıza. Oranın da “uygarlık” tarafından kuşatıldığını hayretle seyredersiniz. Evinizin kapılarının, yabancılara karşı kilitlendiğin; ancak televizyonun sonuna kadar açıldığını görür, uykunuzdan uyanırsınız. İçinizde bir şeyler kıpırdar. İrkilir ve şöyle kükrersiniz:

Ey uygarlık, bizi rahat bırak! Biz huzur istiyoruz. Kitapların arasında kalmış, bir medeniyeti yeniden kurmak istiyoruz. Rahat bırak bizi!”

Bir de bakarsınız ki kütüphanenizdeki kitaplar size göz kırpıyor. Tozlu raflardan bir kitap çeker, yeniden ruh dünyanıza yolculuğa başlarsınız: “Güzel gören, güzel düşünür; güzel düşünen hayatından lezzet alır.”

Müjdeler olsun size! Uygarlıktan kurtuldunuz. “Hoş geldin benim medeniyetim!” diye haykırabilirsiniz artık.