Nurdan Haber

Harman Yeri

Harman Yeri
27 Eylül 2018 - 12:18

Nurdanhaber – Mahir Duman

DEDELER VE TORUNLAR

Ekmeğini şapka satışından kazanan adamın yolu bir ormana düşmüş. Hayli yorulan satıcı, şapkaları sepetine koyup derin bir uykuya dalmış. Uyandığında bir de ne görsün? Sepet bomboş.

Daldan dala zıplayan maymunlar dikkatini çekmiş bizimkinin. Başlarında da şapkalar… Çaresiz görünen adam, kendi şapkasını eline alıp başını kaşımaya başlamış. Bakmış ki maymunlar da aynısını yapıyor.

– Tamam, demiş adam. İşi hallettik.

Şapkasını yere atmış. Tahmin edebileceğiniz gibi, maymunlar da aynı şeyi yapmış. Şapkalarına kavuşan akıllı satıcının keyfine diyecek yoktur.

Adamın torunu da aynı işi yapıyormuş. Olacak ya torunun da yolu aynı ormana düşmüş. O da bir ağacın altında uyuyakalmış. Uyandığına bakmış ki başlarında şapkalarla maymunlar… Dedesinin hikâyesini dinleyen torunun sevincini anlatmak zordur. Şapkasını çıkarıp başını kaşımış. Maymunlar da öyle yapmış. Sonra şapkayı yere atmış. O da ne? Maymunlar, şapkaları yere atmıyorlar.

Tam o sırada maymunlardan biri yere inmiş. Genç şapkacıya bir tokat yapıştırmış. Ardından eklemiş:

– Sadece senin mi deden var aptal!

Dedelerimizin deneyimlerinden yararlanmak elbette önemlidir. Ancak kendimizi yeni şartlara göre hazırlamak daha önemlidir.

AĞA­NIN DER­Sİ

Köyün ağa­sı, bağ iş­le­rin­de ça­lış­tır­mak için iş­çi arı­yor­muş.

İki genç mü­ra­ca­at et­miş. Ağa, sınamak amacıyla gencin birine:

Ar­ka­da­şın na­sıl, ça­lı­şır mı, dü­rüst mü? di­ye sor­muş.

Efen­dim o eşe­ğin bi­ri­dir.

Son­ra öbü­rü­nü ça­ğır­mış:

De­li­kan­lı! de­miş. Ar­ka­da­şı­nı na­sıl bi­lir­sin.

Ağam, ökü­zün te­ki­dir o.

Ağa, onlara yemek ikram etmek ister. Ortaya büyükçe bir tepsi gelir. Sahanların üstleri kapalıdır.

Bu­yu­run, der.

Genç­ler, ken­di ön­le­rin­de­ki ta­bak­la­rın ka­pak­la­rı­nı kal­dı­rır­lar. Bi­ri­si­nin ta­ba­ğın­da ar­pa, di­ğe­ri­nin ta­ba­ğın­da ise sa­man var­dır. Genç­ler kı­za­rır­lar, uta­nır­lar…

OSMAN GAZİ’NİN VASİYETİ

Oğlum!

İlim adamlarına, salih kişilere, şehitlerin evlatlarına hürmet et.

Allah’ı tanımayan, kazancını şaraba veren, zina yapan kimselere devlet işlerinde vazife verme. Verirsen yüzü kara olarak ahirete gelesin. Zira bu tip kişiler, Allah’ın azabına müstahak olduklarından işlerinde hayır ve başarı olmaz. Bunlar, halka iyi davranamazlar. Rüşvet almaya meyilli olurlar. Millet ve memleket onlardan zarar görür. Sana bağlı olanları hoş tut. Askerlerine bol ihsanda bulun, zira ihsan insanın tuzağıdır.

Oğlum!

Allah’ın emrettiklerinden başka iş yapmayasın.

Bilmediğini din âlimlerinden sorup anlayasın.

Zalim olma, âlemi adaletle şenlendir.

Cihadı terk etmeyerek beni sevindir.

Bizim mesleğimiz Allah yolu ve maksadımız Allah’ın dinini yaymaktır.

Yoksa kuru kavga ve cihangirlik davası değildir. Sana da bunlar yaraşır.

Daima herkese ihsanda bulun.

Memleket işlerini noksansız gör.

NASİHAT

Yol kesiciler, bir kervanı soyup büyük bir servete el koydular. Tüccarlar ağlayıp inlediler. Yalvardılar. Faydası olmadı.

Kara yürekli hırsız, kervanın feryadından üzüntü duyar mı?

Lokman Hekim de oradaydı. Tüccarlardan biri:

– Nasihat olarak şunlara bir şeyler söyle. Belki malımızın birazını bırakırlar, dedi.

Lokman Hekim cevap verdi:

– Asıl onlara söylenecek kıymetli söze yazık.

Sadi der ki:

– Pas yeniği demirin küfünü, cila vurup gideremezsin. Kara yürekliye öğüt vermenin ne faydası var? Demir çivi, taşa girmez ki…

Şirazlı Sadi

PENCEREMDEN

Öğüt vermek kolaydır. Ancak verdiğimiz öğütleri kendimizin tutması ise zordur. Madem insanlara güzel şeyler söylüyor, faydalı deneyimlerimizi aktarıyoruz, neden onları kendimiz yapmıyoruz?

Başkalarına giysiler diken terzinin, elbise giymediği görülmüş mü?

Bizler de yararlı öğütlerimizle arkadaşlarımızı aydınlatırken, kendimiz karanlıkta kalmayalım. Özellikle büyüklerimizin önerilerine kulak verelim.