Azerbeycan -2

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Nurdanhaber – Mehmet Nuri TURAN

GÜNEY AZERBEYCAN VEYA İRAN AZERBEYCANI-2;

Birinci Bağımsızlık Hareketi;

Tahran’da kanlı çatışmalar devam ederken, Tebriz’de bulunan meşrutiyetçiler ayaklanırlar. Başlarında Karadağlı Settar Han ile Tebrizli Bağır Han vardır. Bu iki Türk beyi Tebriz’deki Türk beyi Rahim Han yönetimindeki Şah ve Rus birliklerine karşı savaşarak 15 bin kişilik bir orduyla 40 bin kişilik Rus ve Şah birliklerini zor durumda bırakırlar. Dört ay süren büyük bir mücadeleden sonra Tebriz’i, Rus ve Şah askerlerinden arındırırlar. Settar Han, mücadelesini dünyaya duyurmuştur. Birçok yerden Settar Han’a yardım gelir. Osmanlı Devleti’nin başında İttihat ve Terakkiciler bulunmaktadır. İbrahim Cihangiroğlu ve Halil Bey komutasında 1000 kişilik bir milis kuvveti yardıma gönderilir. Tebriz Encümeni’nin adı değiştirilerek “Millî Encümen” yapılır. Millî Encümen aynı zamanda “Millî Şûra Meclisi” görevini yüklenir. Settar Han ve Bağır Han 300 kişilik bir süvari ile Tahran üzerine yürür. Meşrutiyeti kurmak için İngiliz ve Rus yanlısı Şah’ın azledilmesi gerektiğine inanmaktadırlar. Tebriz başsız kalmıştır. Fırsatı değerlendiren Ruslar Tebriz’i işgal eder. Tahran’a giren Settar Han, yeniden meşrutiyeti ilân ettirmeyi başarırsa da bu durum Rus ve İngilizlerin çıkarlarına uygun gelmediği için Rus Kazakları ve Şah birlikleri, Settar Han birliğinin etrafını kuşatır. Settar Han ve Bağır Han teslim olmaz ve güçleri bitinceye kadar savaşırlar. Bağır Han sürgüne gönderilir ve sürgünde boğdurulur. Sürekli göz altında tutulan Settar Han ise 16 Kasım 1914 günü ölür. Böylece Güney Azerbaycan Türk’lerinin millî mücadelesi emperyalist güçler tarafından yok edilir.

Ekim 1917 Bolşevik İhtilali ile Çarlık Rusyasının dağılmasından sonra iktidara gelen Sosyalist yönetim, hakimiyeti ve nüfuz alanında tuttuğu halklara geçici de olsa biraz hürriyet verir. Hatta ilk bildirilerinden birinde şöyle der: “Biz ilân ediyoruz ki, İran’ı bölmek hususundaki muahede yırtılmış ve lağvedilmiştir. Bu ülkelerin bazılarında yönetim millî komiteler tarafından yürütülmeğe başlanmıştır. Kuzey Azerbaycan ve Güney Azerbaycan bunlardandır. Çarlık Rusyasının dağılmasından faydalanmaya çalışan ilk Müslüman topluluğu Kuzey Azerbaycan olmuştur. 1917 senesinde Kuzey Azerbaycan’da başlayan millî istiklâl hareketi, Güney Azerbaycan’a da sirayet eder. Bu hareketin başında Şeyh Muhammed Hiyabanî vardır. 1917- 1918’de Hicaz ve İstanbul seyahatinden dönüşünde, Bakû’da bulunan Hiyabanî, Kuzey Azerbaycandaki millî istiklâl hareketine yakından tanık olmuştur. Tebriz’e geçerek siyasî faaliyete başlar. “Teceddüd” gazetesinde emperyalist güçlerin ve onun yerli işbirlikçilerinin emellerini açıklayan ve halka ümit ve gayret telkin eden çok önemli makaleler yazar.

Tahran yönetiminin baskısıyla iki defa Tebriz’den uzaklaşmak mecburiyetinde kalır. 28 Şubat 1918’de Rus ordularının Güney Azerbaycan’ı terketmesinden sonra Tebriz’e döner. Demokrat Parti’nin ikinci büyük kongresini toplar. 480 delegenin iştiraki ile toplanan kongrede çok mühim kararlar alınır. Bu arada 28 Mayıs 1918’de Kuzey Azerbaycan’da Mehmet Emin Resulzade’nin başkanı olduğu “Azerbaycan Cumhuriyeti” kurulur. 18 Haziran 1918 günü Ali İhsan Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Tebriz önlerine gelir, Tebriz halkı ellerinde Türk bayrakları olduğu hâlde paşayı karşılarlar ve şehrin anahtarını teslim ederler. Osmanlı ordusu, Kaçar prenslerinden Türkçü görüşleriyle tanınan Mecid al-Saltana’yı Tebriz genel

valiliğine tayin eder. Hiyabanî’nin arkadaşları (Demokrat Parti yönetimi) buna karşı çıkar. Hiyabanî ve arkadaşları durumu Osmanlı kumandanlığına bildirir. Ne yazık ki Paşa ile Hiyabanî anlaşamazlar. Hiyabanî, Kars’a gönderilir. Bu sırada I. Dünya Savaşı sona ermiş, Kars’ta “Cenûbigarbî Kafkas Hükümeti” kurulmuş, bütün bu bölgeden Osmanlı ordusu çekilmiştir. Bunun üzerine Şeyh Muhammed Hiyabanî, Tebriz’e döner. Fakat 1919 Haziran’ında Tebriz”in İngizlerin desteği ile tekrar İran’ın hakimiyetine girdiğini görmekteyiz.. 7 Nisan 1920 günü Demokrat Parti “Azadistan” devletini ilân eder.

Hiyabanî’nin liderliğindeki Millî Demokratik Azerbaycan Hükümeti, çok önemli çalışmalar yapmaya başlar. Tahran yönetimi, Tebriz hükümetini kabul edemez ve Muhbir Saltana Hidayet’in başkanlığında Tebriz üzerine bir ordu gönderir. Muhbir Saltana, Tebriz Jandarma Birliği Komutanı Hüseyin Han Major’la da anlaşarak 11 Eylül 1920 günü “Âlâ kapı” denilen semtte bulunan hükümet merkezine saldırır. Üç gün boyunca bütün demokratların evleri yağma edilir. Hiyabanî, Şeyh Hasan Bademci’nin evindedir. İhbar edilir. Bademci’nin evi sarılır. Hiyabanî, teslim olmaz. Sadık arkadaşları ile birlikte savaşır. Yorgun ve bitkin düşen Hiyabanî, vahşice öldürülür. Onlarca şair, yazar ve bilim adamı şiirleriyle, yazılarıyla, düşünceleriyle bu hareketi desteklemişlerdir. Bunun için de bu aydınların çoğu öldürülmüştür.

1920’lerde Pers devleti zor bir dönemden geçiyordu. 140 yıldır ülkeyi yöneten Kaçar hanedanı Birinci Dünya Savaşı’nda İngiliz ve Rus askerlerinin işgal hareketlerini takiben iyice zayıflamış; ulema ve ordu saflarında yönetimde değişim talepleri ile hareketlenme iyice artmıştı. Değişim beklentisini eyleme dönüştürmek için en uygun durumdaki unsurlardan birisi ülkenin tek düzenli ordu birimi olan Kazak Tugayı’ydı.

Tugay’ın sivrilen komutanlarından Rıza Han, yanına siyasetin etkili düşünürlerinin desteğini aldı. İngitere’nin de teşvikiyle hükümeti devirdi. Bir süre devam eden Savunma Bakanlığı görevinin ardından 1923’te Şah’ı bir darbe sonunda tahttan indirdi.

Hedef başta bir cumhuriyet kurmaktı. Hemen yanı başlarında, Türkiye’de bir cumhuriyet kuruluyordu. Rıza Han da “modern” bir devlet başkanın olması gerektiğine inandığı gibi, cumhurbaşkanı olmak istiyordu. Ancak ulemanın direnişi sonunda 1925’te bizzat tahta çıktı: Pehlevi hanedanı başlamıştı. Pers devletinin adı bile değişti; İran yani ari insanların ülkesi oldu. Ancak aradan 15 yıl geçtiğinde, Tahran’ı yabancı askerler işgal etmiş, Rıza Han tahttan çekilerek yerini genç oğlu Muhammed Rıza Şah’a bırakmıştı.

Allaha emanet olun gelecek makalemiz Azerbaycan’ın ikinci bağımsızlık hareketi olacak inşallah.



Etiketler: , , , , ,
Kategoriler: Mehmet Nuri Turan

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?