Kürdistan -2

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Şikak Aşireti ve İsmail Ağa’nın Ayaklanması;

Enver Paşa’nın maceraperest Kafkas seferinin başlaması üzerine Rus askerler, Aralık 1914’te geri çağrılırlar ve Ocak 1915 başlarında Osmanlı askerleri Kürtler’in yardımıyla kısa süreliğine Azerbaycan’a girerler. Rus askerleri neredeyse bir yıl sonra geri dönerler ve Rusya’nın 1917 Bolşevik İhtilâli’nin ardından savaştan bütünüyle çekilmesine kadar bölgede kalırlar. 1918’de kısa bir dönem boyunca Osmanlı askerleri, Kürtler’in yardımıyla Azerbaycan’ın bazı kesimlerini bir kez daha denetimleri altına alırlar. ((Albert Charles Wratislaw, A Consul in the East, s. 213 – 214, Blackwoods, Edinburgh 1924) )

Ancak durumu daha da karmaşıklaştıran etken, Urmiye havalisinde hatırı sayılır bir Hristiyan Nasturî kuvvetinin varlığıydı. Savaştan önce Ruslar’la ve Urmiye’deki Amerikan misyonerleriyle temasa geçmiş olan Hakkarili Nasturîler, savaş patlak verdiğinde kendilerini tehdit altında hissederek, Rus himayesinin peşine düşerler. Birçoğu, Ruslar Orta Kürdistan’ı istilâ ederken “ileri keşif kolu” olarak Ruslar’a yardım edecekler ve sık sık Müslüman halktan kişisel intikam alacaklardı. 

Rus askerlerinin 1917 Bolşevik İhtilâli üzerine bölgeden ayrılması, Nasturîler’i yabancı himayesinden yoksun bırakır. Fakat o döneme gelindiğinde, Ruslar’ın geride bıraktığı silâh ve mühimmatla iyi silâhlanmış, ayrıca iyi eğitimli sayısız Ermenî mülteciyle takviye edilmişlerdi. ((Martin van Bruinessen, 20. Yüzyıl Başında Türk – İran Sınırında Bir Kürt Mütegallibe: Sımko İsmail Ağa, Kovara Bîr, 5 Nisan 2011))

Bu arada İngilizler, Urmiye’deki Nasturîler’le irtibat kurma ve Nasturî başıbozuklarını Tebriz’e yönelik bir Osmanlı hücûmunu durdurabilecek bir savaş gücüne d

önüştürme girişiminde bulunmuştu. Ancak bu çaba başarısız olur; Nasturîler’in çoğu Urmiye’yi tahliye ederler ve İngiliz denetimindeki güney bölgelerine kaçarlar. Daha sonra İngilizler onları Osmanlılar’a karşı bir bariyer olarak kullanacakları Musul vilayetine yerleştirirler. (J. Joseph, The Nestorians and their Muslim Neighbours, Princeton University Press, 1961; aktaran Martin van Bruinessen,)

Meşrutîyet İhtilali’nde, Sımko meşrutîyetçilere (kentli Azerîler) sırt çevirir ve dâvet edilmediği halde 300 atlısıyla birlikte, Xoy encümenine karşı Mako’nun mülkî yöneticisi İkbal’us- Saltana’nın kuvvetlerine katılır. Sımko’ya ödül olarak Kotur havalisinin mülkî yöneticiliği verilir.Baskınlarını sürdürmesine karşın, merkezî hükûmet bu atamayı onaylar. (M. Ağasî, Tarih-i Xoy, s. 312 – 313, Faculty of Arts, Tebriz 1971)

I. Dünya Savaşı’ndan önce Şikak topraklarını ne Türkler ne de Ruslar işgal etmişti; Sımko’nun her iki devletle de dolaylı olarak temasları vardı. 1913 öncesinde, Osmanlı yandaşı ve Rus karşıtı Azerîler’le işbirliği yaptığı anlaşılıyor; fakat 1913’te, kendisine sığınmış olan bu Azerîler’den birini, gözlerine girmek niyetiyle Ruslar’a teslim eder.( Ahmed Kesrewî, Tarih-i Hicde Salih-i Azerbaycan, s. 454 – 455, Emir Kebir Neşriyat, Tahran 1968)

Sımko’nun özel hayatındaki en önemli özelliklerinden biri, ünlü Şeyh Ubeydullâh Nehrî’nin torunu ve halefi Şeyh Seyyîd Tâhâ’nın kızkardeşiyle evli olmasıydı. Yani Sımko, İstanbul’daki Seyyîd Abdulkadir’in eniştesiydi ve İran’a giden Kürt kafilesinin O’nu bu kadar yakından tanımaları normaldi. Çünkü aralarında akrabalık bağı da vardı. 

Sımko’nun bir diğer bağlantısı da, Botan emirlerinin soyundan gelen ünlü millîyetçi ailenin üyesi olan Abdürrezzak Bedirhan’dı. 1917 Bolşevik İhtilâli’nden sonra Ruslar Kürdistan’dan Rusya’ya geri çağrıldığı zaman Sımko, sahra topları da dahil, onların silâhlarının çoğunu ele geçirmeyi başarır. Kürdistan’ın diğer kesimlerinden de silâhlar, millîyetçi bir lider olarak büyük ün kazanmış olan Simko’ya akmaya başlar. Bunlar, ya ayrılan Ruslar’ın geride bıraktıkları veya Osmanlı tarafında savaşmış Kürt milislerinin silâhlarıydı. 

Ne var ki, silâhlanan sadece Simko olmaz. Nasturî Süryanîler de (yerel olanlar, ama özellikle daha militan Hakkarili mülteciler) çok iyi silâhlanmış ve aynı şekilde iyi silâhlanmış Anadolulu Ermenîler’le de takviye edilmiş durumdaydılar.Bölgeden ayrılan ve artık onları koruyacak güçleri olmayan Ruslar, arkalarında birçok silâh bıraktılar ve savaş birliği halinde örgütlenmeye teşvik ettiler. (Martin van Bruinessen, 20. Yüzyıl Başında Türk – İran Sınırında Bir Kürt Mütegallibe: Sımko İsmail Ağa, Kovara Bîr, 5 Nisan 2011)

Fransızlar da Hristiyan Nasturîler’e silâh yardımı yapıyordu ve onlara sürekli silâh taşıyordu. (Hasan Arfa, Under Five Shahs, s. 122, Murray Books, Londra 1964)

Hristiyan Nasturîler, Kürt toprakları olan Urmiye ve Dilman’da bağımsız bir devlet kurmak istiyorlardı. Onların bu sinsî gayelerinden yerli Müslüman nüfûs (Kürtler ve Azerîler) hiç hoşnut olmadığı gibi, İran devleti daha da rahatsızdı.Kıtlık ve bölgeden ayrılmakta olan Ruslar’ın da katkıda bulunduğu karşılıklı hasar ve yağmalar, Hristiyanlar’la Müslümanlar arasında acımasız bir şiddetin artmasına yol açmıştı. Hristiyanlar daha iyi silâhlanmış durumda oldukları için, en çok zarar görenler Kürtler ve Azerîler oldu. (Martin van Bruinessen, 20. Yüzyıl Başında Türk – İran Sınırında Bir Kürt Mütegallibe: Sımko İsmail Ağa, Kovara Bîr, 5 Nisan 2011)

Şubat 1918’de bölgenin merkezi Urmiye’deki ayaklanmalar sırasında Hristiyanlar galip gelir ve tüm kentin denetimini ele geçiririler. İran devleti düzeni sağlamakta yetersiz kalır. O zaman Tebriz valisi, Sımko’dan yardım ister. Şikak aşireti reisi Sımko, İran Kürdistan’ında büyük bir ayaklanma başlatır. Önce Asurîler’e (Hristiyan Nasturîler’e) karşı savaşıp, dînî liderleri Patrik Mar Şamun’u öldürür. Daha sonra Kürt kuvvetleri saldırıya geçip Urmiye ile Tebriz’in bir kısmını kontrol altına alır. (J. Joseph, The Nestorians and their Muslim Neighbours, Princeton University Press, 1961; aktaran Martin van Bruinessen,)

İran hükûmeti Tebriz ve Urmiye’ye yeni valiler atar, fakat onlar da bölgenin kontrolünü sağlayamazlar. Güçlü bir iktidar temeline sahip tek otorite olarak, özel maiyeti birçoğu Kürt olan, ya düpedüz asker kaçağı veya millîyetçi motivasyonlu kişilerden oluşan yüzlerce Osmanlı askeriyle tahkim edilmiş durumdaki Sımko kalmıştı. Diğerleriyse, yüksek ücret vererek ve evlendirerek Sımko’nun yanına çektiği paralı askerlerdi. Bazıları Ruslar’dan alınmış sahra topları ve makineli tüfeklerle donanmış bu kuvvetle, İran hükûmetinin bölgedeki eğitimsiz askerleri boy ölçüşemezdi. (Martin van Bruinessen, 20. Yüzyıl Başında Türk – İran Sınırında Bir Kürt Mütegallibe: Sımko İsmail Ağa, Kovara Bîr, 5 Nisan 2011)

Allaha emanet olun, gelecek makalemiz, İsmail Ağa’nın Ayaklanmayı büyütmesi hakkında olacak, İnşaallah.



Etiketler: , , , , , , , ,
Kategoriler: Mehmet Nuri Turan

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?