Kürdistan -3

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

İsmail Ağa’nın Ayaklanmayı Büyütmesi;

Hükûmet bir süre, ovalara her zamankinden de gözü kara baskınlar düzenlemeyi sürdüren Sımko’ya boyun eğdirmenin bir yolunu bulamadı. Urmiye valisi Serdar Fatih, Deylaman’ın güneyindeki Şakrik’te bulunan kalesinde Sımko’yu ziyaret ederek, O’nu barışçıl yöntemlerle kazanmayı dener, fakat Sımko anlaşılan bunu zayıflığın bir başka kanıtı olarak görür ve ordusunu yaşatmak için gereken haraç (İranlılar’a göre “yağma”, kendi gözünde “vergi”) aldığı bölgeleri daha da genişletir. Bir süre sonra Tebriz valisi Mûkerrem el-Mûlk, yeni teknolojiye başvurarak, tatlı kutusu süsü verdiği bir bomba paketi gönderir. Paketin patlaması Sımko’nun bir erkek kardeşiyle maiyetinden birkaç kişiyi öldürür ama asıl hedeflediği kişiye bir zarar veremez.( Mehdî Bambad, Şehr-i Hal-i Rical-i İran, cilt 1, s. 136, Zevar Neşriyat, Tahran 1968)

Bu arada Sımko bağımsızlığını ilan etme hazırlıklarını büyük bir hızla sürdürüyordu.Şubat 1919’da, İran Kürdistanı’nın en önemli aşiret reisleri, İran devletine karşı açık bir ayaklanma önerisini tartıştıkları bir toplantı yaparlar. Ancak daha sonra, büyük devletlerin tutumunun ne olacağını anlayana kadar başkaldırıyı ertelemeye karar verirler. (Pricis of Affairs in Southern Kurdistan During the Great War, s. 14, Government Press, Bağdad 1919)

1920 yılının başında güçlerini toparlayan Sımko, “Bağımsız Kürdistan” soganıyla yeniden harekete geçer. Rus albay Filippow komutasındaki Kazak tugayından Rus subaylarla birlikte Filippow’un ayrılmasından sonra Sımko’nun birlikleri, İran güçlerini birkaç kez yenilgiye uğratır ve hükûmete bırakmak zorunda oldukları Urmiye bölgesini yeniden ele geçirirler. 

(Prof. Dr. Mihail Semenoviç Lazarew, Emperyalizm ve Kürt Sorunu (1917 – 1923), s. 94, Özge Yayınları, Ankara 1993)

Kürtler 1920 boyunca, Urmiye ve Dilman ovaları ile Xoy havalisinin güney kesimindeki denetimlerini yeniden kurarlar. Sımko, Urmiye’de kendi seçtiği adamları mülkî yönetici olarak atar. İlkin bir yerli olan İrşâd’ul- Mûlk, daha sonra da Kûhneşehr’den bir Kürt aşiret reisi olan Teymur Ağa… Adamları, başta ateşli silâhlar ve gelecekteki hâkimiyetleri için malî güç edinmek amacıyla geniş alanlara baskınlar yaparlar. 

Kürdistan’ı yeniden denetimleri altına almak için Tebriz’den gönderilen jandarma, Mart 1921’de Kürtler tarafından yenilgiye uğratılır ve Şerefxane’nin gerisine püskürtülür. Sımko yeniden en güçlü olduğunu kanıtlayarak birçok yeni taraftar edinir. 

O yıl boyunca devlet kuvvetlerine karşı kazanılan diğer zaferler, toprakların daha da büyümesiyle sonuçlanır. Mart 1921’de kuvvetleri hâlâ 1000 atlı ve 500 yaya olarak tanımlanıyordu. Bir yaz seferinde 4 bine ulaştıkları söyleniyor, 1921 güzünde 7 bin olarak tahmin ediliyorlardı. 1922 yazında yaptığı son büyük seferine 10 bin kişinin katıldığı belirtilir. 

1920 başlarında, Sımko’nun başkanlık ettiği bir “Kürt reisler heyeti”nin birkaç toplantısı organize edilir. Bunlara yalnızca İran Kürdistan’ın en büyük aşiretlerinden bazılarının (Herkî, Beyzâde, Heyderan, Şikak) reisleri değil, aynı zamanda Ertuşî konfederasyonunun ve Hakkari’nin diğer aşiretlerinin reisleri de katılmıştı. 1921’de Sımko’nun, Herkî’nin en üst reisliğine Ahmed Xan diye birini atadığı ve bu atamanın, bu güçlü aşiret tarafından genel kabul gördüğü söyleniyor. 

1921 ortasına gelindiğinde Sımko’nun otoritesi altındaki bölge, Urmiye Gölü’nün batısından Baneh ve Serdeşt’e tüm İran topraklarının yanısıra, Osmanlılar’la İngilizler’in hâlâ denetimi için rekabet halinde oldukları Irak Kürdistan’ı da kapsıyordu. Şikak konfederasyonunun tamamı ve Herkî aşiretinin yanısıra Mamaş, Mangur, Dehbokrî, Piran, Zarza, Gewrık, Feyzullâhbegî, Pijdar ile Baneh civarındaki küçük aşiretler de Sımko’ya katılmıştı. 

Ekim 1921’de Sımko’nun askerleri, o tarihe dek hükûmet birliklerinin elinde kalmış olan Sawyulağ (Mehâbâd)’a girerler. Kürtler bu baskında 200 kadar İran jandarmasını katlederler, 150 kadarı da yaralanır. Ancak bu baskın ve devletin askerleri de olsa bu şekil acımasız bir davranış, diğer Kürt millîyetçi hareketlerin bile tepkisini çeker ve Sımko’yu kınarlar. Süleymaniye’de bulunan Kürt örgütleri, bu tür davranışların hem Kürtler arasında ayrılık tohumlarının ekilmesine sebebiyet vereceğini, hem de yağma ve katliâm gibi davranışların düşmanın ekmeğine yağ süreceğini belirten açıklamalar yaparak Sımko’yu ağır bir şekilde eleştirirler. Kürtler’in bu sert eleştirilerine karşılık Sımko, ilkin jandarmanın kendilerini muharebeye zorladığını, buna mecbur kaldıklarını, sonra da haddi aşan ve yağmaya girişen adamlarını durduramadığını söyler. 

Sımko’nun Mehâbâd’ı ele geçirmesinden sonra Mehâbâd, doğal olarak “Kürdistan’ın başkenti” ilân edilir. Bununla birlikte Sımko, oraya kendisi yerleşmeyip yerel bir aşiret reisi olan Mamaşlı Hamza Ağa’yı yöneticiliğe atar. Kurulan Kürt devletini Azerîler dahi desteklerler ve Azerî nüfûsun yaşadığı Mianduab, Marageğ ve Binap kentleri bile Mehâbâd’daki Kürt yönetimine biat mektupları gönderirler. (Martin van Bruinessen, 20. Yüzyıl Başında Türk – İran Sınırında Bir Kürt Mütegallibe: Sımko İsmail Ağa, Kovara Bîr, 5 Nisan 2011)

O yıl hükûmet birliklerine karşı kazanılan diğer askerî başarılar, Sımko’nun Kürtler arasındaki gücünü daha da arttırır ve yandaşlarının sayısı çığ gibi büyür. Temmuz 1922’ye gelindiğinde toprakları en geniş haline ulaşmıştı. Doğuda ve güneyde Sain Dez ve Saqiz’e kadar uzanıyordu. Dahası, Sımko daha da güneydeki aşiretlerle de sürekli iletişim halindeydi. Meriwan ve Awroman’daki aşiretler üzerinde nüfûz kurmuştu; hatta Şiî Kürtler’in yaşadığı Loristan’a kadar güneydeki aşiretler bile O’nun isyanına destek olmak için ayaklandılar. 

(Martin van Bruinessen, 20. Yüzyıl Başında Türk – İran Sınırında Bir Kürt Mütegallibe: Sımko İsmail Ağa, Kovara Bîr, 5 Nisan 2011)

Benzer şekilde, Türkiye ve Irak’taki birçok Kürt aşiret reisi O’nunla dostça ilişkiler kurmuştu. Birleşik eyleme yönelik somut planlar yoktu, ama Sımko gibi güçlü bir adamla ilişki kurmanın bir zararı olmazdı. Bu arada İran devletinin, Kürtler’i bastıramadığı için onlara özerklik vereceğine ilişkin söylentiler yayıldı. Ne var ki, bu söylentilerin asılsız olduğu kısa süre sonra  anlaşıldı. (Arnold Joseph Toynbee, Survey of International Affairs 1925, bölüm 1, s. 539, Oxford University Press, Londra 1927)

Allaha emanet olun, gelecek makalemiz, İsmail Ağa’nın Akibeti, hakkında olacak, İnşaallah.



Etiketler: , , , , , , , ,
Kategoriler: Mehmet Nuri Turan

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?