Kürdistan -4

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

 

İsmail Ağa’nın Akibeti;

Şubat 1921’deki hükûmet darbesinden beri Rıza Xan enerjisini modern, disiplinli, tutarlı bir ulusal ordu inşâsına adamıştı. Çabaları çok geçmeden semere verdi. 1921 boyunca, hatta 1922 başında Sımko üzerine gönderilen karmakarışık (jandarma, başıbozuklar, Kazaklar) birlikleri defalarca yenilgiye uğratmış, silâhlarının birçoğunu ele geçirmişti. Ancak Ağustos 1922’de, yeniden düzenlenmiş ordu tarafından iyi koordine edilmiş bir hücûm O’nu dize getirir. (Martin van Bruinessen, 20. Yüzyıl Başında Türk – İran Sınırında Bir Kürt Mütegallibe: Sımko İsmail Ağa, Kovara Bîr, 5 Nisan 2011)

Yandaşları dağılarak, O’nu sadık adamlarından oluşan küçük bir çeteden ibaret bırakır. Kendisi de 21 Ağustos 1922 günü 800 atlı, 2 top ve 1000 kadar silâhlı göçmenle birlikte Elbax (Başkale) üzerinden Türkiye’ye, oradan Irak’a kaçmak zorunda kalır. (Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, cilt 4, s. 591, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1996)

Türk tarafının Sımko’ya ve hareketine bakışı, Haziran 1922’den itibaren değişmeye başlamıştı. 14 Haziran 1922 günü El Cezire Cephesi Komutanlığı’ndan Revaduz kaymakamı Özdemir Bey’ye gönderilen yazıda, Sımko’nun bağımsızlık istediği, İran dahilindeki nüfûzunu takviye edip maksadını temin edinceye kadar Türkiye ile iyi geçinmeye çalıştığı, Sımko’nun gücünün artmasının millî hükûmetin zararına olduğu, ancak O’nunla ilişkilerin şimdilik bozulmaması gerektiği vurgulanıyordu. 

İngiltere, İran Kürdistan’nda nüfûzlu bir aktör olan Sımkoyu maalesef Musul vilayetinin statüsüyle ilgili çatışmada kendi çıkarları için kullanır. Sımko ağa Irak Kürdistanında, İngilizlere kök söktüren Şeyh Mahmud Berzenci ve Özdemir beye taarruz etti ve yenildi, aynı şekilde Tebrizede saldırdı ve yağmalar yaptı. Bu arada 1925 yılında İran’a sığınan Şeyh Said’in oğlu Şeyh Ali Rıza ve arkadaşlarına sahip çıkmamıştır.

İran kuvvetlerine yenildikten sonra Türkiye (Osmanlı) topraklarına geçen Sımko’yu zorlu günler bekliyordu. Hakkari Mutasarrıflığı tarafından Doğu Cephesi Komutanlığı’na gönderilen telgrafta, Sımko’nun Madur Dağı sınır geçidinden geçerek Osmanlı topraklarına sığındığı ve Elbax kasabasının (= bugünkü Van ilinin Başkale lçesi) güneyinde Çardıran köyü civarına geldiği haber veriliyordu. Doğu Cephesi Komutanlığı, 28 Ağustos 1922 tarihli emriyle, Sımko’nun hukuken silâhsızlandırıldıktan sonra “İran hükûmetine zararlı olmayacak şekilde” sınırdan uzak tutulması emrini veriyordu. (Suat Akgül – Sahir Uzel, Musul – Kerkük Harekâtı, s. 220 – 221, Berikan Yayınları, Ankara 2001)

İran devletinin bölge komutanı Emanullâh Xan ise, 16 Eylül 1922 günü Revanduz’da bulunan Özdemir Bey’e bir mektup yazarak, Osmanlı topraklarına giren Sımko’nun her iki ülkenin de zararına çalıştığını ileri sürüyor ve yakalanarak İran’a geri verilmesi gerektiğini söylüyordu. (Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, cilt 4, s. 677, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1996)

Osmanlı hükûmeti, “Sımko tehlikesini” daha fazla büyümeden bertaraf etmek istiyordu. Bunun için Doğu Cephesi Komutanlığı, Sımko’nun üzerine 8. Fırka’yı gönderir. Fakat 8. Fırka önce Sımko’ya bir mektup yazarak, Cephe Komutanlığı tarafından affedildiğini belirtir ve herşeyi bırakarak ailesiyle birlikte Elbax (Başkale)’a gelerek teslim olmasını ister. Hatta bizzat cephe kumandanı Kâzım Karabekir Paşa, Sımko’ya bir telgraf çekerek kendisiyle makinâ başında görüşmek istediğini bildirir. (Suat Akgül – Sahir Uzel, Musul – Kerkük Harekâtı, s. 93 – 95, Berikan Yayınları, Ankara 2001)

İlk başta bu istekleri kabul etmeye gönüllü olan Sımko, muhataplarına güvenmediği için, daha sonra “kendisini tuzağa düşürmek istediklerini” düşünerek bu isteğe yanaşmaz ve Irak Kürdistan’ına hicret etmek için harekete geçer.

Irak’a geldiğinde O’nunla bir söyleşi yapan İngiliz diplomat ve yazar Cecil John Edmonds, Sımko’nun özellikle İngiliz karşıtı bir lider olduğunu gözlemlediğini belirtir. Türkler’e de ayrıca kinlidir; kendilerine hep yardım sözü verdikleri halde, bunu yapmayıp üstüne bir de üzerlerine ordu gönderdikleri için. (: Cecil John Edmonds, Kurds, Turks and Arabs: Politics, Travel and Research in Northeastern Iraq, s. 305 – 307, Oxford University Press, Londra 1957)

Irak’ta bir mülteci olarak Sımko yine rahat durmayıp, İran’a dönüş hazırlığı olarak derhal oradaki Kürt aşiret reisleriyle eski bağları güçlendirmeye ve yeni bağlar kurmaya girişir. Eski müttefiki – ve kayınbiraderi – Seyyîd Tâhâ’ya, ayrıca (Irak Kürdistan’da kurulan Kürdistan Krallığı’nın devlet başkanı) Şeyh Mahmud Berzencî’ye ve daha birçoklarına gider, görüşür. Ve hatta, Irak’a İngilizler tarafından getirilmiş olan ve hâlâ Urmiye ve Dilman’a dönmeyi düşünen Nasturî mültecilerin gönlünü almaya bile çalışır. Gittiği her yerde saygı görür, ama hiç kimse O’na yardım etme hevesinde değildir. 1923’te Türk desteğini istemek üzere Türkiye’ye bile gider, ama aynı şekilde; eli boş döner. 1924’te Şâh Rıza Xan O’nu “bağışlayınca”, İran’a geri döner. (Martin van Bruinessen, 20. Yüzyıl Başında Türk – İran Sınırında Bir Kürt Mütegallibe: Sımko İsmail Ağa, Kovara Bîr, 5 Nisan 2011)

Simko, 1924’te İran’a teslim olmak üzere Türkiye’den ayrılır. İran hükümeti; kendilerine bağlı kalacağına söz vermesi karşılığında Şerik’te oturmasına izin verir. Ancak aradan uzun bir süre geçmeden 1925’te Simko bazı Kürt aşiretleriyle Şahpur Ovası’nı işgal eder. İran askeri güçleri tarafından yenilgiye uğratılır ve Türkiye sınırına yaklaştığında Türk askerleri tarafından kuşatılıp, tutuklanır. 1928’e kadar Irak ve Türkiye’de kalır. 1929’da İran’da tekrar ikametine izin verilir ve Kuçno’ya vali olarak atanır. 1930’da İran askeri güçleri tarafından öldürülür.

Allaha emanet olun, gelecek makalemiz, Mahabat Kürd Cumhuriyeti’ne Giden Süreç hakkında olacak, İnşaallah.

 



Etiketler: , , , , , , , ,
Kategoriler: Mehmet Nuri Turan

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?