Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

Allah Her Canlıyı Sudan Yaratmıştır

Allah Her Canlıyı Sudan Yaratmıştır
Adem Tatlı( ademtatli@nurdanhaber.com )
17 Şubat 2020 - 7:00

Soru: Rabbimiz her canlıyı sudan yarattık diyor, ama sudan oluşmayan canlılar var?

Eşeysiz üreme diye bir şey varken yani bazı canlılar sperm ve yumurta olmadan mitoz bölünme ile üreyebiliyorken, Allah neden her canlıyı sudan yarattık demektedir? Ayet ile bilim arasında oluşan çelişkinin izahı nedir?

Kur’an’da bir kaç ayette Rabbimiz her canlıyı sudan yarattığını belirtmektedir. Ama bazı canlılar eşeysiz üreme yapmaktadır. Yani döllenme olayı olmadan çoğalmaktadır. Eşeysiz üremeye örnek vermek gerekirse Bölünerek üreme, Tomurcuklanarak üreme, Sporla üreme, Rejenerasyon, Partenogenez, Vejetatif üreme. Bu tarz yollar ile üreyen canlılarda asla sperm ile yumurta birleşmemektedir. Çünkü Eşeysiz üreme bir mitoz bölünme çeşididir dolayısıyla sperm ve yumurta birleşimine ihtiyaç yoktur. (Sperm ve yumurta birleşimine eşeyli üremede ihtiyaç duyulur çünkü o bir mayoz bölünme çeşididir)

Şimdi Kur’an asla bilim ile çelişmez bunu zaten biliyoruz. Fakat burada bir çelişki söz konusu gibi gözükmüyor mu? Çünkü Allah Kur’an’da her canlıyı sudan yarattığını söylüyor . Burada sudan kasıt Sperm, nutfe, döl suyu diyen alimlerimiz var, fakat dediğim gibi mitoz bölünmede nutfeye, sperme, yumurtaya ihtiyaç duyulmaz. Özetle, sudan oluşmayan canlılar da mevcuttur. Fakat Rabbimiz biz her canlıyı sudan yarattık demektedir. Çelişki gibi gözüken bu durumun izahı nedir?

Cevap: Kur’an ayetlerinin sadece mealine bakılırsa mana hem yeterince ortaya konamaz ve hem de yanlış anlamalara sebep olabilir. Onun için bu tip konuların tefsirleri gerekir. Yoksa; “Fen bilgileri ile Kur’an’ın bildirdikleri birbirine uymuyor” hükmü kolaycılık olur. Fennin bilgileri İslam dininin bildirdikleri ile çelişir ise, burada iki şey söz konusudur. Ya fennin bildirdiği hükümde bir hata vardır, ya da Kur’an’ın bildirdiğinin tefsiri gerekmektedir.

Kur’an’da her canlının sudan yaratıldığının bildirilmesi geniş bir manayı içerisine almaktadır. Bunun bir manası, hücre ve dokular bazındadır. Hücre ve dokular temelinde yaratılış düşünüldüğü zaman bu ifade yerini bulur.

Bir varlığın isimlendirilmesinde, o cismin veya varlığın kompozisyonu dikkate alınır. Yani o cisim birden fazla elementin terkibinden ve birleşmesinden meydana getiriliyorsa, hangi element yarıdan fazla ise ona göre isimlendirilir. Mesela kum ve kil karışımı bir toprakta kum %50’den fazla ise, Kumlu killi toprak olarak adlandırılır.

İşte bunun gibi canlı organizmalar da gerek hücre bazında ve gerekse doku ve organlar genelinde dikkate alındığı zaman su oranının çok yüksek olduğunu görüyoruz. Mesela yetişkin bir kimsenin vücudunun %60’ı sudur. Bu oran çocuklarda %70-75 arasındadır.

Yine benzer oran bitkilerde de söz konusudur. Bitkilerde dokuların %80-95 sudur. Marul, havuç ve pancar gibi sebzelerde ise su oranı %85-95 i bulur.

Canlıların sudan yaratıldığını bildiren ayetlerin bir manası da, canlıların yapısının su bileşiminde ve mahiyetinde olduğunu nazara vermek olabilir. Mesela kimyevî bileşiklerin bir grubunu karbon hidratlar olarak adlandırıyoruz. Hidrat’ın manası su demektir. Buradaki kimyevî bileşiğin böyle isimlendirilmesinin espirisi, o bileşikte hidrojen ve oksijen oranının sudaki hidrojen ve oksijen oranında olmasındandır. Ondan dolayıdır ki, karbon hidratların genel formülü şöyle gösterilir:

Cn(H2O)n

Karbon hidrat formülü.

Canlıların sudan yaratıldığını bildiren ayetlerin bir manası da, suyu teşkil eden hidrojen ve oksijen atomlarının canlıların yapısında en çok bulunan temel elementler olmalarından kaynaklanabilir. Bütün kimyevî bileşiklerde hem sayı olarak ve hem de bulunma bakımından hidrojen ve oksijen atomlarının önemi çok büyüktür.

Bu iki element hem organik maddelerde ve hem de inorganik maddelerin bileşimlerinde bulunurlar ve orada ağırlıklı olarak yer alırlar.

Suyu teşkilinde vazife verilmiş olan bu hidrojen ve oksijen atomlarının görevlerinin ve özelliklerinin sadece bunlardan ibaret olduğu da elbette söylenemez. Biz eşyanın mahiyetini ve yapısını bütün teferruatıyla bilemiyoruz. Belki gelecekte farklı manaların da bunlara yüklendiği ortaya konabilecektir.

İşte bütün bunlar dikkate alındığında ayet ifadelerinin tam yerinde olduğu ve aynı zamanda çok geniş manaları da ihtiva ettiği anlaşılmaktadır.