Bir rüya üzerine…

nurdanhaber | Haber Merkezi | |

 

Değerli Dostlar, kulaktan kulağa dolaşan bir rüya meselesi ve hakkında yapılan yorumların içinde benim ismim de zikredildiğinden ve rüya üzerinden hareketle bana ve arkadaşlarıma hücum edildiğinden; ayrıca konu Üstadımız Bediüzzaman Hazretlerinin değerli varis ve hizmetkarlarının hayatta kalanlarının son ferdi olan Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyimize temas ettiği için bazı hakikatları ifade ile bir takım etrafa saçılmak istenen şüphe ve vesveselere cevaba mecbur kaldım;

Evvela: Rüyayı ben gördüm, 15 Temmuz hain darbe girişiminden on gün kadar önceydi, sadece Hüsnü ağabeye kısmen anlattım, sonra Barla’da küçük bir odada bir kaç kişi sordu anlattım.

Rüya, hususi bir rüya.

Zaten rüya. Ne kendisiyle amel edilir ne benden başkası için bir mana ifade eder.

Kim bunu yazılı hale getirip nasıl bu şekilde yayıldı bilmiyorum. Zaten yarım yamalak yazılmış.

Âlem-i İslam’ın ve memleketimizin bin belaya ve musibete duçar olduğu bir zamanda bunun gibi şeylerle ben alakadar olmuyorum, olanlara da acıyorum.

İkincisi: Hüsnü Bayram Ağabeye “mutlak vekil ne demek?” dedim, bana “kardeşim, Risale-i Nur makam dağıtmıyor. Risale-i Nur bize kazandırdığı pek mühim netice ve kazanca mukabil bizden tam ve halis bir sadakat ve sarsılmaz bir sebat istiyor” dedi..

Üçüncüsü: “Agabey” dedim “çok serrişte ediliyor, müspet-menfi, bir izahınız olsa!?”,

Üstadımız” dedi “üç makam sayıyor; talebelik, kardeşlik ve arkadaşlık.. Bu üç makamda birinci olan Hulusi Bey ve Sabri Efendi. Bunları bize numune-i imtisal gösteriyor. Hulusi Ağabeyi ve Sabri Efendiyi anlayın. Çalışın onlar gibi olmaya gayret edin. Nurun hakiki varisleri onlardır. Onlar ne yapmışlar, o Üstadımızın birinci talebesi nasıl olmuşlar ona bak kardeşim, Barla’yı tekrar tekrar oku” diye tavsiye ettiler. “Risale-i Nur’da manevi makam arayanlar Sikke-i Tasdik-i Gaybiye baksınlar; Hulusi, Sabri, Süleyman, Kürt Bekir Ağa ve Hüsrev… Sonra Feyzi Efendi, Tahiri Ağabey, Hafız Ali Ağabey… iste Nur’un evliyaları, asfiyaları bunlar.. saff-ı evveller. Üstada, Nurlar’a varis mi arıyorsunuz? Varisler Tasdik-i Gaybi’de… Bediüzzaman ismi diyor ‘Risale-i Nur’unmus… bunu iyi anlamak lazım…

Dördüncüsü: “Ağabey” dedim “Emirdağı’nda Üstadımız sizi mutlak vekil diye tavsif ve tavzif ediyor”, “O mektup yazılırken ben Eskişehir’deydim. Üstadımızın iltifatı. Her birerleriniz hem genç bir Said ve Nurun kahraman fedaileri ve Üstadımızın neşr-i envar-ı Kuraniyede vekillerisiniz. Dikkat etseniz daha dünyada iken Fahr-i Âlemin sancağı altında olduğunuzu idrak edersiniz. O halde şu hizmetinizin kıymetini biliniz ve takdir ediniz.

Simdi bize lazım: tam sadakat ve sarsılmaz sebat. Bizler tesanüde bütün kuvvetimizle çalışalım. Bırakın âlem ne diyorsa desin. Üstadımız bizimle” dedi…

Beşincisi: Hüsnü Ağabey, İslam’a ve Risale-i Nur’a yapılan hücumları hissediyor, beli iki büklüm oluyor. Umumiyetle vakitleri, geceleri sabahlara kadar ibadet, Kuran, Cevşen ile geçiyor. Gündüz de Nur dersleri, tashihat ve ziyaretçilerle alakadar oluyor. Dünyanın dört tarafındaki vakıfların en cüzi derdini dert ediniyor. Sosyal medyayı bilmiyor, takip etmiyor. Biz de mümkün mertebe âlemin derdi omuzlarına binmiş bir ağabeye bunları okumuyor, anlatmıyoruz.

Hüsnü Ağabeyin yanındaki arkadaşların tamamına yakını genç vakıf kardeşlerimiz. Mustafa Sungur Ağabeyimizin son deminde hizmetinde bulunmuş iki kahraman genç kardeşimiz ve diğer vakıf abiler. Hiçbirisi sosyal medyayı kullanmıyor. Bu konuşulan hususları da bilmiyorlar.

Altınısı: “Beni, Hüsnü Ağabey vekil tayin etmiş!..” diye bir şayia yayılmış!..

Böyle bir şeyin hakikati yok. Ben haddimi biliyorum. Ne ben ne kimse hiç biri ağabeyimizin vekili, varisi, vesairesi değil olamaz, olmamış. Sadece Hüsnü ağabey dedi ki “benimle alakalı kitap yazan olup ne idüğü belirsiz hatıratı benden naklederse hakkımı helal etmiyorum, mahkemeye veririm, benden sonra benim hakkımda yazarsa benim yanımdaki bu arkadaşları (Rıza dedi… O an ben olduğumdan yanında başkasını da diyebilirdi) vekil ediyorum müsaade etmesinler.” Bu kadar.

Allah aşkına rica ederim bu cümlenin neresinde Risale-i Nurun meslek ve meşrebine vekillik, varislik var. Vallahi billahi bütün dünya bir araya gelseniz bana sen şunun vekilisin deseniz, ben onu redd ediyorum redd edeceğim. Ayıp yahu. Benim yaşım kaç, cirmim ne. Üç beş kişiyle on bin km ötede kendi halimizde, birilerine, kendimize bir faydamız olur mu? ben onun derdindeyim.

Kıymetli dostlar, Risale-i Nur gibi serapa hakikat dolu bir asar-ı nuriye bize nasib olmuş. Dünyada da bu kadar milyar insan var, ne olur bırakın bunları işimize bakalım. 24 saatimize 24 saat ekleyip koşturalım. Vallahi mesulüz. İnd-i ilahide mesulüz.

İstikamet ve selamet duası ve temennileriyle…

Mehmet R. Derindağ


Etiketler:
Kategoriler: M.Rıza Derindağ Yazarlarımız

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?