Kelime-i Şehadetteki Şahitlik!

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Nurdanhaber – Mehmet BİLEN

KELİME-İ ŞEHADETTEKİ ŞAHİTLİK, NASIL GERÇEKLEŞMEKTEDİR?

 ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​​​ Müslüman olmak için getirilen Kelime-i Şehadet’in anlamında; “Ben şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şahitlik ederim ki Muhammed O’nun kulu ve elçisidir.” diyoruz.

 ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​​​ Şahitlik etmek; görmek, tanıklık etmek, ispatlamak gibi anlamlara gelmektedir. Biz Allah’ın varlığına ve birliğine şahitlik ederken elbette O’nu gözümüzle görmüyoruz fakat O’nun varlığını ve birliğini gösteren delilleri, kâinata yaydığı eserlerinde ve iç dünyamızda görerek ve hissederek şahitlik yapıyoruz. Yani “eserden ustaya gitme” yolunu kullanarak düzenli, ölçülü, sanatlı ve her biri belli bir amaca göre yaratılmış eserlerini gözümüzle görüp aklımızla idrak ederek ve kalbimizle de bu bilgiyi tasdik ederek O’nun varlığına ve birliğine şahitlik ediyoruz.

 ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​​​ Evet, görmek; bir şeyin varlığını bilmek için bir araçtır, amaç değildir. Yani insan o şeyin var olup-olmadığını bilmek için bakar ve görür, sırf bakmak için değil. Öyleyse diğer duyu organlarımızla da bunu yapabiliriz. Mesela dokunarak, koklayarak, duyarak ve tadarak bir şeyin var olup-olmadığını bilebiliriz. Onlarla da bir çeşit görme işlemi yapmış, şahitlik ve tanıklık etmiş oluruz. Aynen öyle de aklımızla da bir şeyin varlığını “bilinenden bilinmeyeni bulma” yöntemi ile görebiliriz. Mesela masaya bakıp gözümüzle sadece masanın varlığını bulduğumuz halde aklımızı da kullanırsak ondaki ölçü, düzen ve faydalılık yönlerinden tesadüfen meydana gelemeyeceğini idrak edip bir ustası olması gerektiğini bulur ve masanın marangozunu akıl gözümüzle görebiliriz. Aynen öyle de Allah’ı da yarattığı eserlerine bakarak aklımızla ve bize olan ikramını, merhametini hissederek vicdanımızla bulup görebiliriz. Ve bunu da Kelime-i Şehadet’te, hiç çekinmeden “şahitlik” olarak ifade ederiz.

 ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​​​ Kelime-i Şehadet’in ikinci kısmında da Hz. Muhammed’in (sav) peygamber olduğuna şahitlik ederiz. Onun zamanında yaşayan ve Müslüman olanlar etten kemikten olan cismini gördükleri için değil ahlakını, mucizelerini ve Kuran’ı gördükleri ve duydukları için; “Bu özellikler ancak bir peygamberde bulunabilir.” diye akılları ile de düşünerek, kalplerine yerleştirip onun peygamberliğine şahitlik yapmışlardır. Biz de onun peygamberliğine şahitlik ederken önce elimizde bulunan ve yaşayan mucizesi olan Kuran gibi bir kitabın, bir insan sözü olamayacağını hem onun öğretilerini kendine rehber yapan Müslümanların yaşayışları ve ahlakını görerek, bunların ancak bir peygamber öğretisi ile olabileceğini idrak ediyoruz ve bu delillere dayanarak onun peygamber olduğuna şahitlik ediyoruz.

 ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​ ​​​​ Sonuç olarak hem Allah’ın varlığına ve birliğine şahitlik etmede hem de Hz. Muhammed’in (sav) peygamber olduğuna şahitlik etmede eserlerine yani delillerine bakarak akıl süzgecinden geçirerek kalbimizle de onaylamak suretiyle şahitlik etmiş oluyoruz. ​​ Zaten Rabbimiz de şu ayet-i kerimede; “Varlığımızın delillerini kâinatın ufuklarında yani dış âlemde ve nefislerinde yani iç âlemlerinde onlara göstereceğiz…” (Fussilet 41/53) diye buyurarak zatını yani varlığını değil, varlığının delillerini göstereceğini ve bizim de bunları çeşitli duyu organlarımızla ve en önemlisi de aklımız ve kalbimizle görüp şahitlik edebileceğimizi ifade etmişlerdir.

Mehmet BİLEN



Etiketler: , , ,
Kategoriler: Mehmet Bilen

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?