SON DAKİKA

Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

İnsan O’nun En Büyük Eseridir

İnsan O’nun En Büyük Eseridir
11 Temmuz 2019 - 22:36

 

Peygamberimiz bir hadisinde “ Nefsini yani kendini bilen, tanıyan; Rabbini de bilir, bulabilir” (Acluni, 2/62.) diye buyurmuşlardır. Öyleyse biz de Allah’a imana ait yazdığımız bu yazıların sonuncusunda kendimizi tanımaya çalışalım, oradan da Rabbimize ulaşalım –İnşallah-

İnsan; ana rahminde bir damla sudan meydana gelen mükemmel bir varlık, dünyadan istifade edebilecek tüm organlar ve duygularla donatılmış bir tasarım harikasıdır. Örneğin; renklerin binlercesini ayırt edebilen öyle bir gözümüz – hayvanların çoğu siyah-beyaz görür – vardır ki bu göz aynı zamanda havadaki, sudaki veya yemeğimizdeki mikropları görmez. Eğer görseydik hayatımız çekilmez bir hâl alırdı. Hem kulak da belli frekansları duyar. Mesela yerde karıncanın, gökte ayın sesini işitemez. Hem gerek yok hem de işitmesi insana çok zahmet verir. Hem insanın öyle bir dili vardır ki; -hayvanın dili birkaç tat alabildiği halde– insan o dille yeryüzüne serilmiş bütün nimet sofralarından faydalanabilir; tatlısı, ekşisi, acısı, her çeşidinden lezzet alabilir. Demek renkleri, sesleri ve tatları kim yaratmış ise gözümüzü, kulağımızı ve dilimizi de yaratan O’dur, Rabbimizdir.

Âdeta bir sanat eseri olan insan vücudundaki harika tasarıma da değinmeden geçmeyelim. Ayakta durabilmesi ve kolayca hareket edebilmesi için çeşitli kalınlık ve incelikte, farklı boylardan oluşan iki yüz altı adet kemiğin eklemlerle birbirine ölçülü ve uyumlu bir şekilde, en önemlisi de insanın faydalanabileceği en mükemmel tarzda yerleştirilmesi, bir mühendislik harikasıdır. Bu iskeletin üzerine dokuları ve sinir sistemini, damar yollarını -hatta saç diplerine kadar-  döşemek, iç organlarını yerleştirmek ve sonra da hem dışarıdan zarar görmesin hem de çirkin görünmesin diye ipek gibi bir deriyle kaplamak ve tüm bunları birbiri ile uyumlu yapmak, tıp biliminin hayretle ve zevkle senelerce üzerinde araştırmalar yapmasını haklı çıkaracak bir tasarım mucizesi değil de nedir!

Ayrıca mükemmel bir şekilde işleyen ve insanın hiçbir müdahalesinin olmadığı hatta işlerken haberi dahi olmadığı birçok iç organı vardır ki âdete bir fabrikanın çarkları gibi birbirine kenetlenmiş bir şekilde çalışırlar. İnsanın sadece ağzına bir lokma atması veya bir nefes alması yeter. Diğer işler tıkır tıkır meydana gelir. Besinler öğütülür, ihtiyacı olan hücrelere taşınır, depolanır; sindirimi, solunumu, boşaltımı vs. daha binlerce faaliyet meydana gelir. Şimdi bu mükemmel tasarım ve işleyiş, o vücut fabrikasını kuran ve insanın hiç haberi olmadan onu mükemmel bir şekilde idare eden Rabbimizin eseri değil de nedir?

Hem o küçücük hücrelere, midede karışık halde iken karıştırmadan kalsiyumu kemiğe ve fosforu göze gönderme işini yaptıran da elbette O’dur. Yoksa akılsız, gözsüz, ilimsiz hücrelerin kendi başlarına bir işi olamaz.  Öyle olsa her bir hücrede, midede karışık halde bulunan vitamini bulacak ve tüm vücudu görerek hangi organın daha fazla ihtiyacı olduğunu bilecek ve önce ona götürecek, artanını depolayacak, gereksiz olanları vücuttan atacak bir ilim ve kuvvet olmalı ki bu işleri ve bunlarla birlikte birçok işi beraber yapabilsin; bu ise akıldan yüz derece uzaktır. Demek bu harika işler sonsuz ilim ve kudrete sahip olan Allah-ü Teâlâ’nındır.

İşte bu Allah’a İman yazı dizimizde, en büyük galaksilerden en küçük hücrelere kadar her şeyin Allah’ın sanatı ve eseri olduğunu ve her şey manen O’na işaret ettiğini, O’nu anlattığını gördük ve anladık. –Âmennâ-