Vehhabilik -5

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Nurdanhaber – Mehmet Nuri Turan

Vehhebiliğin İtikadi yönü-2

Dinde önceleri yok iken sonradan çıkarılan inanç ve pratikleri ifade eden bid’at, Vehhabi inancındaki temel kavramlardan bir tanesidir. Çoğu kere tevhit ile irtibat kurularak açıklanan bid’at, kişinin muvahhid veya müşrik olmasının en önemli ayraçlarından birisi olarak, değerlendirilmiştir. Kur’an ve sünnette bulunmayan her şey bid’attir. Şirke kapı aralayan türbelerin inşasına ek olarak, camilere kubbe ve minare yapımı ve içlerinin süslenmesi bid’at olarak kabul edilir. Farz namazları ferdi olarak eda etmek bid’attir, dolayısıyla cemaatle namaz zorunludur.

Hz. Peygamber’in doğumunu ve mübarek gecelerini kutlamak, mevlit okutmak, “selaten tüncina” gibi çeşitli tesbihat ve dualar, Delaili Hayrat, Cevşen, gibi kitapları okumak yine sakınılması gereken “bid’atlerdendir”. Tütün ve kahve, müskirat cinsinden kabul edilerek haram sayılır ve kullananlar had cezasıyla cezalandırılır. Dinde aslı olan delillere tabi olmaktır. Dolayisiyla delillere bakmadan mezhep imamlarına uymak caiz değildir. İtikat sahasında ise mezhep türü ayırımlar tevhidin hakikatine aykırıdır.

Tevhidin insanların gönlüne ve topluma yerleşmesi, şirk ve bid’atlerin ortadan kaldırlması, “iyiliği emretme ve kötülüğü yasaklama” anlamındaki “el emri bi’l-ma’ruf ve’n-nehy ani’l-münker” prensibinin etkili bir şekilde uygulanmasına bağlıdır. Bunun baş şartı ise alim,adil ve kuvvet sahibi bir yöneticinin müslümanların başında bulunmasıdır. Müslüman birey yaşadığı süre içinde bu özellikteki bir yöneticiye yani imama beyat etmek zorundadır. İmam, Allah’ın kanunlarına göre toplumu yönetir ve tabiiyetindeki insanları sağlık ve güven içinde yaşatmaya çalışır.”İyiliği emretme ve kötülüğü yasaklama” ise bizzat imam tarafından yürütülür. Vaaz ve irşad yoluyla şirk ve bid’atten vazgeçmeyen insanlar, imamın verdiği yetki ve sağladığı güç sayesinde zor kullanılarak doğru yola getirilirler. Vehhabilerin tarihte Şiiler, Hicazlılar, Osmanlılar gibi müslüman unsurlarla devamlı savaş halinde olmaları, söz konusu prensip gereğince yapmaları gereken “cihadın” bir neticesiydi. Vehhabi görüşleri kabul etmeyenler müşrik kabul edilerek canlar ve malları helal sayılır. Cihad sırasında, şirk ve bid’at alameti saydıklar yapıları da hedef alan Vehhabiler, özellikle Hicaz’daki bu tür eylemlerinden dolayı bazı tarih kayıtlarında “mezar yıkıcılar” olarak tavsif edilmişlerdir.

Muhammed Bin Abdülvehhab, geriye düşüncelerini yansıtan çok sayıda kitap bırakarak bu dünyadan ayrıldı. Kendi soyundan gelen ulema ve Necdin din bilginleri başta olmak üzere İslam aleminin değişik ülkelerindeki Vehhabilik sempatizanı müellifler o günden bu yana onun fikirlerini yorumlayarak geliştirdiler. Diğer taraftan, mezhebin ortaya çıktığı tarihlerden itibaren birçok yazar, Vehhabiliği eleştiren kitaplar kaleme aldılar  ve söz konusu  uygulamaları yanlış ve tehlikeli bulduklarını söylemek suretiyle İslam toplumunu aydınlatmaya çalıştılar. Reddiye tarzındaki bu tür eserlerin basım ve yayımı günümüzde de devam etmektedir.

Şüphesiz bunlardan ilki, Muhammed b, Abdülvehhab’in kardeşi olan Süleyman b. Abdülvehhab en Necdi’nin (o.1206/1792) es Sevaikul-İlahiyye fi Redd alel Vehhabiyye isimli eseridir. Kitap, ibrahim M.el-Bettavi’nin tahkikiyle Kahire’de 1408/1987 tarihinde basılmıştır. Tanınmış Faslı mutasavvıf ve şerif Ahmed Bin İdris’in (o 1253/1837) Hicaz’da bulunduğu sırada Vehhabi ulema ile yaptği münazara ile ilgili kayıtlar, İbrahim er Rifa’i’nin tahkikiyle Mısırda (t.y) yayınlamıştır. Küçük bir risale hacmindeki bu eserin tam adı, Münazara ilmiyye beyne Seyyidi Ahmed b.İdris ve Vehhabiyyetu Necd şeklindedir. Halidi-Nakşi meşayihinden Davud b. Süleyman Bağdadi’nin (o 1299/1882) el Minhatu Vehbiyye fi Reddi isimli eseri ise 1305/1887 de Bombayda yayımnlanmıştır. Eser, bu baskıdan ofset olarak (aynı müellefin Eşeddul Cihad fi İbtali Daveti İçtihad adlı eseriyle birlikte) Vehhabiler ve Mezhepsizlere Karşı Vesikalar adıyla istanbul’da (1969) yeniden neşredilmiştir. Bu tür reddiye tarzındakı eserler arasında belki de en tanınmışı, Mekke müftüsü Ahmed Bin Zeyni Dahlan’ın (o.1304/1886) ed Dürerüs Seniyye fi Redd alel Vahhabiye adlı eseridir. Yazıldığında büyük yankı uyandıran bu eser, farklı yerlerde birçok kez basilmiştir. A.H. Kireççi, eseri Vehhabilere Reddiye (y.y,1945) ismiyle Türkçe’ye çevirmiştir. Hindistanlı alim Muhammed Besir es Sehsevani (ö.1908) Siyanetu’l İnsan an Vesvesetiş-Şeyh Dahlan adlı hacimli bir reddiye ile Dahlan’a cevap vermiş, bu eser de Muhammed Reşit Rıza’nın takdimiyle (Misir,1351). Mustafa b. Ahmed eş-şatti el-Hanbeli”nin (ö.1929) en Nukulu’s şer’iyye fir-Red alel-Vehhabiyye (Mısır,1928) isimli eseri bir Hanbeli alim tarafından yazılmış olması hasebiyle zikre değer bir eserdir.

Allaha Emanet Olun. Gelecek makalemiz Birinci Suud Devleti olacak inşallah.

 



Etiketler: , ,
Kategoriler: Mehmet Nuri Turan

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?