SON DAKİKA

Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

Risale-i Nur’un Neşri ve Korsan Neşriyatın Tarihçesi (2)

Risale-i Nur’un Neşri ve Korsan Neşriyatın Tarihçesi (2)
Dr. Mehmet Rıza Derindağ( mehmetriza@nurdanhaber.com )
19 Ekim 2019 - 9:48

(1956’dan Günümüze)
Dr. Mehmet Rıza Derindağ

Mukaddime’de tadad ettiğim hususlar derhatır edilerek Risale-i Nur’un Neşriyat serencamına muhtasaran göz atıp bir sonraki yazı ile ;
1- 1956’da Nurların neşri meselesine,
2- Hz. Üstadımızın vefatına kadar olan bu devrede neşriyatın keyfiyatını arzederek
3- 1970 sonrası devreyi ve ondan sonra ortaya çıkan korsan neşriyatı
4- Neşriyat-ı Nur’da işlenen cinayetleri ve o sadakatsız güruh ve zevatın hukukullahı ve şer’i Şerif’i nasıl dinlemediklerini
5- bundan sonra devam edegelen neşriyatta Sadıklar zümresinin ne yaptığı ve Nurlardaki vasiyetler muvacehesinde yapılması gerekenleri arza cüret edeceğim.
Muhterem Arkadaşlar!
Hz. Nur Üstadımızın Burdur ve akabinde Barla’ya geldiği devrede Türkçe ve Arapça telif eylediği Külliyat-ı Nur hiç bir kitaba müracaat edilmeden ve muhtaç olunmadan bağ ve bahçelerde, dağ ve kırlarda katibine fevkalade bir süratle dikte ettirerek vücuda gelmiştir. Barla’da 1927-1934 tarihleri arasında Sözler ve Mektubat ile kısmen Lem’alar te’lif edilmiş, ve bilhassa Şamlı Hafız Tevfik bu devrede katipliğini yapmış Nur’un Saff-ı Evvel Naşir ve talebeleri başta Hulusi Bey ve Sabri Efendi olmak üzere, Hafız Ali, Hüsrev, Bekir Bey, Hakkı Efendi ve Sıddık Süleyman gibi kahramanlar ortaya atılmıştır. Daha sonra Eskişehir Hapsinden evvel 9-10 ay kadar ikamet ettikleri Isparta’da ise Hüsrev, Refet, Rüştü gibi talebelerinin gayret ve ciddiyetleriyle İhlas Risaleleri, Tesettür Risalesi, Hastalar Risalesi, İhtiyarlar Risalesi gibi çok mühim kısımlar neşredilmiş, Eskişehir’de ilk medrese-i Yusufiye’de 28.29.30. Lem’a’lar ve 1. Şua, 2.Şua gibi Risale-i Nur’un en parlak kısımları, ve daha sonra sürgün edilip 8 sene kaldığı Kastamonu’da Feyzi ve Emin Efendilerle ve Eflani, Safranbolu gibi Kastamonu’nun kazalarından Nur’a talebe olan Efe’lerle Münacaat, Ayetü’l Kübra gibi eserlerle Nur’un neşri devam etmiş. Bu devrede Risale-i Nur’un bazı kısımları daktilo ile daha sonra bilhassa Kahraman Tahiri Ağabeyin gayretleri ve Çelebilerin sahabetiyle teksir makineleri ile Nurlar neşredilmeye başlamıştır.
Denizli’de Meyve Risalesi, Afyon’da Elhüccetüzzehra ve kısımlarıyla Risale-i Nur’un vehben yazdırılması bitmiş bundan sonra Hz. Nur Üstad’ın tetimme ve lahikalarıyla hizmetin tedbir ve devamı cihetleri bizzat Müellif-i Nur, Muallim-i Nur, Müceddidi-i Ahirzaman Bediüzzaman tarafından görülmüştür.
Nur Risalelerinin füyuzatıyla iman tekniğe meydan okuyor, beşyüz bin nüsha el yazması eser hatt-ı Kur’an ile çoğaltılıyordu. Bu ne muazzam bir cihad idi! Tarih-i beşer böyle bir cihad-ı ilmiyeyi, böyle bir mücahede-i maneviyeyi ve nihayet böyle bir dava-i imaniyeyi ancak ASR-ı saadette görebilmişti! Nur talebeleri Üstadlarına sadakat ve kanaat ile bağlıydılar. Bütün hissiyatları neşr-i Envar-ı Kur’aniye’de Üstadlarının hissiyatıyla mütehassis olmaktı! Fikir karıştırmadan Risale-i Nur’u yazmak ve yazdırmak gayesini makasıd-ı hayatiye içerisinde en ulvi maksat telakki ediyorlardı! Hem hüvesi hüvesine, dikkat ve teenni ile Nurlar çoğaltılıyordu. Risale-i Nur Anadolu’yu bir iman medresesi haline getiriyor ve inkılabat-ı küfriyeye karşı cihad-ı manevisiyle kalplerde ve ruhlarda bir iman inkılabı gerçekleştiriyordu! Matbaasız, maddesiz, parasız, zaman zaman kağıtsız mürekkepsiz… fakat tam sadakat ve sarsılmaz daimi bir sebatla.. müteaddid ve müttehid bir cemaat!!!
Cenab-ı Hak Onlar’dan Ebediyyen Razı Olsun! Emsallerini ziyade etsin ve sadık Nur talebelerini de muvaffak etsin ve bizleri de tarîk-ı Haktan ayırmasın, âmîn.
Evet Nur Risaleleri öyle karanlık ve zulmetli bir devrin mahsulüdür! Hapisler, sürgünler, zehirler, karakollar… ve şehidler!!!
Evet şu Kahraman Nur Talebeleri ve başlarındaki Muazzez, Fedakar, Mücahid Üstad adeta kanlarıyla bu Nurları yazmış, çoğaltmış, çekmedikleri cefa görmedikleri eza kalmamış! Rica ederim mazi aynasında bir şu kahramanlara bir de kurdukları holdingler, matbaalar, enaniyetli yazarlar ile ayak ayak üstüne atıp abicilik oynayan soytarılara bakın! Üstadına sadakat için şehid olan Binbaşı Asım Bey’e birde eline aldığı bilgisayarla ben bu Risalelere Süfyanın biyografisini yazarım diyen küstahlara! Burayı izah et denildiğinde ben haddimi bilirim, Üstad anlatamamış ben anlatırım demek olan bir halden Allah’a sığınırım diyen 8 sene Hz. Üstad’a Kemal-i sadakatla hizmet eden Feyzi Efendi’ye bakın bir de değerli şeyler açıklanır, bak bu ince belli çay bardağı camın izah edilmiş şekli diyerek kendi izahını işlenmiş bardak, Nur Risalelerini de cam sayan sadakatsızlara!
Tashih edebilirsin diye kendisine selahiyet verilmesine rağmen kimin haddine diyen, bir tek harfine dokunmayı azim bir günah işliyor telakki ediyorum diyen Nur’un Birinci Talebesi Hacı Hulusi Bey’e bakın bir de Kur’an Nurlarını önsözlerle, sonsözlerle, sadeleştirmekle tahrif etmek isteyen murdarlara bakın…
Evet siz de benim gibi aynessera minessüreyya diyeceksiniz…
(Devam edecek…)