SON DAKİKA

Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

Risale-i Nur’un Neşri ve Bediüzzaman’ın Vasiyetnameleri (5)

Risale-i Nur’un Neşri ve Bediüzzaman’ın Vasiyetnameleri (5)
Dr. Mehmet Rıza Derindağ( mehmetriza@nurdanhaber.com )
06 Kasım 2019 - 8:00

Risale-i Nur’un Neşri ve Bediüzzaman’ın Vasiyetnameleri (5)
(1956’dan Günümüze)
Dr. Mehmet Rıza Derindağ

(İslam Hukuku Noktasından Bediüzzaman’ın Vasiyetnameleri)

“Şer‘î hükmü bakımından vasiyet beş kısma ayrılır. a) Vâcip olan vasiyet. Zimmetinde bizzat ifa etmekten âciz olduğu borç veya iade edilmesi gereken emanet (vedîa) gibi kul hakları bulunan kimselerin alacaklıların ispata yarayacak delilleri yoksa bu borcun ifası için vasiyette bulunmalarıdır. Aynı şekilde hac, zekât, fidye, kefâret ve nezir gibi yerine getirilememiş Allah hakları için de vasiyet böyledir. b) Mendup vasiyet. Sevap kazanmak amacıyla mirasçı olamayan yoksul akrabaya veya hayır yollarına vasiyettir. c) Mubah vasiyet. Sevap kazanma kastı olmaksızın varlıklı insanlara yapılan vasiyetlerdir. Mubah bir vasiyet dinen övülen bir amaçtan dolayı ve sevap kazanmak niyetiyle yapılırsa mendup vasiyete dönüşür. d) Mekruh vasiyet. Malı mekruh işlerde kullanacağı bilinen kişilere yapılan vasiyettir. Yine malı az, mirasçıları fakir olan kimselerin yapacağı vasiyetler de mekruhtur. e) Haram vasiyet. Dinen haram sayılan işlere harcanmak üzere veya mirasçılara zarar vermek kastıyla yapılan vasiyetlerdir.”
Şimdi bu şer’i hükümler muvacehesinde Bediüzzaman Hazretleri’nin vasiyetlerini hangi kısımda değerlendireceğiz? Hz. Üstad’ın vasiyetnameleri “mendup” addedilen kısımdandır! Eğer bu vasiyetleri okuyup vasilere tavır alınırsa -haşa- Hz. Üstad mekruh bir vasiyet yazmış yahut vasilerin salahiyeti yok kendilerine zarar getirmiştir denirse bu “-yüzbin defa haşa ve kella- Hz. Üstad haram bir vasiyette bulunmuştur manası çıkmıyor mu!

Şimdi Emirdağ Lahikalarında geçtiği sırasıyla Bedüzzaman’ın yazmış olduğu vasiyetnamelerini arz edelim;

1- Vasiyetnamemdir

Aziz, Sıddık Kardeşlerim ve Vârislerim!

Ecel gizli olmasından, vasiyetname yazmak sünnettir. Benim metrûkâtım ve Risale-i Nurdan olan benim hususî kitaplarım ve güzel cildlenmiş mecmualarım vesair şeylerimin bütününü, Gül ve Nur fabrikaların hey’etine, başta Husrev ve Tahirî olarak o hey’etten on iki

{(*) Kardeşim Abdülmecid, Zübeyr, Mustafa Sungur, Ceylân, Mehmed Kaya, Hüsnü, Bayram, Rüştü, Abdullah, Ahmed Aytimur, Âtıf, Tillolu Said, Mustafa, Mustafa, Seyyid Salih.}

kahraman kardeşlerime vasiyet ediyorum. Onlara bırakıyorum ki; emr-i hak olan ecelim geldiği zaman benim arkamda o metrûkâtım benim bedelime o sadık ve mübarek ellerde hizmet-i Nuriye ve îmaniyede çalışsın ve istîmal edilsin.

Kardeşlerim! Bu vasiyetten telâş etmeyiniz. Ben, teessürattan ve dokuz defa zehirlenmekten, pek çok zaif olmakla beraber gizli münafıkların desiselerle müteaddid suikastları için bu vasiyeti yazdım; merak etmeyiniz, inayet-i Rabbaniye ve hıfz-ı İlâhî devam ediyor.

‎اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

Kardeşiniz

Said Nursî
(Emirdağ Lâhikası 1/142)
Bu vasiyetnamede beyan buyurulan 17 kişi ile Gül ve Nur Fabrika heyetleri olan;
Nur Fabrikası: Hafız Ali, Küçük Lütfi, Hafız Zühdü, Tahiri, Hafız Mustafa, Küçük Ali , Abdullah Çavuş, Mustafa Gül…

Gül Fabrikası; Hüsrev Efendi, Rüştü Efendi, Refet Bey, Katib Osman…
Hz. Üstadımızın neşir varisleridirler.
Bu vasiyetnameyi Zeyli ile beraber teyid ve tekid ediyor. Ve bu sefer zeyilde zikrettiği isimlere düsturların muhafazası emrini tevdi ediyor.

2- Vasiyetnamenin Zeyli
….
Şimdi mânevî evlâtlarım, fedakâr hizmetkârlarım olan Zübeyr, Ceylân, Sungur, Bayram, Hüsnü, Abdullah, Mustafa gibi ve has ve hâlis Nurun kahramanları olan Hüsrev ve Nazif, Tahirî, Mustafa Gül gibi zatların nezaretinde o düsturumun muhafaza edilmesini vasiyet ediyorum.

Said Nursî
Emirdağ Lâhikası 2/223
……
Daha sonra ise yanında hizmetinde bulunan ve zir’inde isimleri zikredilenlere hem bir mesuliyet-i maneviye hem sonra geleceklere bir merciiyyet atfederek onlarla konuşmayı kendisiyle konuşmak sayıyor;

3-
“Ben yanımdaki vasiyetnamemdeki evlât kabul ettiğim küçük evlâtları tevkil ediyorum. Onlarla konuşanı benimle konuşmuş gibi kabul ediyorum…

‎اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

Kardeşiniz

Said Nursî

Üstadımızın bu hastalığı gösteriyor ki, gizli dinsizler konuşturmamak için bir ilâç bulmuşlar, yedirmişler. Elhâsıl; Üstadımızın musafahadan, sohbetten ve konuşmaktan men’edildiğini biz de görüyoruz.

Üstadımızın hizmetinde bulunan

Tahirî, Zübeyr, Ceylân
Hüsnü, Bayram
(Emirdağ Lâhikası 2/233)”
….
Bu gelen vasiyetnamesinde ise hiç bir vasiyetinde ifade etmediği bir manayı kıyamate kadar gelecek Nur talebelerine vasiyet ederek Nurların hizmetinin tarzını bu varislerle idame ve ikame ettiğini hiç bir şerhe izahat olmadan kati ve keskin kelimelerle arzediyor ve “mutlak vekil” tabirini istimal ediyor. Benim anladığım maddi ve manevi veraseti cem’i şu vasiyetname ile mühürlüyor ve diyor;
4-
“….Şayet müştak olduğum ölüm elime geçmese de zâhirî hayatımda ölmüşüm gibi diye bu vasiyetimi yazıyorum.
…. Şimdi bütün talebelerin fevkınde diyerek değil, benim en yakınımda hizmetimde olup bir derece tam tarz-ı hareketimi bilenler ve yakından görenler içinde, dört-beş adamı mutlak vekil yapıyorum. Ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam, Nurlara karşı hizmetimin tarzını bilerek tam yapabilsinler. Şimdilik Tâhirî, Sungur, Ceylân, Hüsnü ve bir-iki adam daha mutlak vekilim olarak vasiyet ediyorum….

Şimdi vasiyetimi yazdım.

Said Nursî

(Emirdağ Lâhikası 2/239)

Ve vasiyetname Faslı’nı en son yazdığı bir nükte ile noktalıyor..
5-
Benim bedelime bu hakikate bu hâle mânevî evlatlarım ve has ve fedakâr hizmetkârlarım ve nura kendini vakfeden kahraman ve herkesçe mâlûm kardeşlerim bu vasiyetin tatbikine yardımlarını rica ediyorum. Risale-i Nur itibariyle bana hiç ihtiyaç kalmadığı için âlem-i berzaha gitmek benim için medâr-ı sürurdur. Siz mahzun olmayınız. Belki beni tebrik ediniz ki, zahmetten rahmete gidiyorum.

Çok hasta

Said Nursî

Evet biz Üstadımızın bu vasiyetine şâhidiz.

Emirdağlı Çalışkan, Mustafa Acet, Safranbolulu Hüsnü, Ermenekli Zübeyr, Çoğollu Bayram
(Emirdağ Lâhikası 2/240)

Bir nükte ve noktay-ı mühim; Bütün bu vasiyetnamelerin tamamında ismi geçen bir şahıs : HÜSNÜ BAYRAMOĞLU!
Bu garip ve ince bir nükte, Hz. Üstadımız gaybaşina gözüyle yahut bir sünuhat ile bu kadar vasi ve talebe ve hizmetkarları arasında en uzun süre ve kendisinden sonra dünyada en çok kalacak ve Nurlar üzerinde fevkalade cinayetlerin işleneceği zamanda yalnız mukavemet edecek talebesini, hizmetkarını, manevi evladını ve nihayet mutlak vekilini teselli ediyor, Ben Seninleyim diyor, anlayabilenlere de hizmetin tarzını mı merak ediyorsunuz işte Varisim, neşriyatı mı soruyorsunuz işte vekilim, şahsiyetimi mi merak ediyorsunuz işte evladım diyor!
Bu vasiyetnamelerden başka noter de tasdik ettirilen hizmetkarlarım ve varislerim “Tahiri, Sungur, Zübeyir, Ceylan, Hüsnü Bayram” ve talebelerimden “Said Özdemir” ve “Ahmet Aytimur”a tevdi ediyorum deyip Mehmet Çalışkan ve Hamza Emek tarafından şahidliği olan bir noter tasdikli vasiyetname daha vardır ki ilerleyen makalelerde neşriyat bahsine girdiğimizde o vekaletnameyi aynen nakledeceğim.
(Devam edecek…)