Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

Risale-i Nur’un Neşri ve Bediüzzaman’ın Vasiyetnameleri (10)

Risale-i Nur’un Neşri ve Bediüzzaman’ın Vasiyetnameleri (10)
Dr. Mehmet Rıza Derindağ( mehmetriza@nurdanhaber.com )
18 Aralık 2019 - 16:37

Risale-i Nur’un Neşri ve Bediüzzaman’ın Vasiyetnameleri (10)

(1956’dan Günümüze)

Dr. Mehmet Rıza Derindağ

Bediüzzaman’ın Üçüncü Te’lifat Devresi/(1926-1949)

Bu devre Hz. Üstadımızın Şarki Anadoludan, Erek dağındaki inzivasından evvela Burdur’a akabinde Barla’ya nefyi ile başlayıp Afyon Hapsinden çıktığı devreye kadar olan zamanı ihata eder.

Hz. Üstad’ın bu devredeki telifatı tamamen sünuhat ve ilhamata mazhariyetle doğrudan doğruya ayat-ı Kur’aniyenin asrın ihtiyaçlarına ve idrakine muvafık bir surette kalbine tuluu ile telifatta bulunmasından ibarettir. Bu devre asr-ı saadetten günümüze kadar geçen zaman içerisinde yaşanan en zulmetli devredir. Ahirzamanın en zulmetli devresidir. Bu devre bin seneden beri teraküm eden dinsizlik cereyanının ve masonluğun ve inkar-ı uluhiyetin bütün şiddetiyle yaşandığı, ahkam-ı diniyenin tağyir, sünnet-i seniyyenin tahrip, meyl-i insaniyetkaranenin tahkir gördüğü firavunları, nemrutları, şeddadları geride bırakan deccaliyetin muhkem ve muktedir devresidir. İşte böylesine zulmetli böylesine karanlık böylesine dehşetli binaenaleyh böylesine nazik ve lüzumlu bir zamanda o zulmeti parçalayan karanlıkları nurlandıran bir Nur, Nur-u Kur’an’dan fazl-ı Rahman ile kalb-i Bediüzzaman’a ilham olunuyordu. Bir tarafta zulmün envai çeşidi yaşanıyorken bir tarafta Nur’un lem’aları, şua’ları alemi kaplıyordu. Bir tarafta cehennem ve o cehennem içinde cennetler gibi bir alem Nur’un Şahs-ı Manevisi olarak tezahüre başlıyordu.

Hakikaten şu devreyi anlatacak cümleleri kurmak ne kadar zor bir iştir. Kelam hissiyata tercüman olamıyor, kalem ne o zulmeti anlatacak kadar muktedir ne o Mur iklimini yansıtacak bir kuderete malik.. kelam da kalem de aciz kalıyor.. o devrenin zulmetini ve nurunu Kur’an ne güzel ifade ediyor…

 

يُر۪يدُونَ لِيُطْفِؤُا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ

 

Risale-i Nur’un Telifatı

1926-1934 arasında Sekiz seneye yakın bir zaman Hz. Bediüzzaman Isparta’nın Barla Nahiyesinde bulunduğu devredir. Bu devrede

Barla’da Telif Edilen Risaleler

– Sözler (1926-1934)

– Mektubat (1929-1934)

– Lem’alar (1930-1933) (15. Lem’a’ya kadar ki kısmı)

Sözler ve Mektubatın telifinden sonra Hz. Üstad Lem’alar’a başladı. Bu arada Barla’da kendisine menfi hareketler yapılıyor, rahatsız ediliyordu. Barla’dan başka bir yere nakledileceğini hisseden Hz. Üstad bu devreye kadar yazılan eserleri muhafaza için 15. Lem’a olan Fihrist Risalesini telif etmiştir.

Isparta’da Telif Edilen Risaleler

1934 senesi içerisinde Isparta’ya gelen Bediüzzaman buarada 16-26. Lem’alar gibi Nur’un fevakalade kıymettar İhlas, İktisat, Hastalar, Tesettür ve İhtiyarlar Risalelerini telif etmiştir.

Burada telif etmiş olduğu 24. Lem’a Tesettür Risalesi bu devr-i istibdatta icra edilen inkılaplara aykırı olduğu bahane ve sebep gösterilerek 1935 Eskişehir Mahkeme safahatı başladı.

Eskişehir Hapsinde Telif Edilen Risaleler

Hz. Üstad ve talebelerinin ilk büyük mahkemesi olan Eskişehir mahkemesi devam ederken yapmış oldukları müdafaları 27. Lem’a Mahkeme Müdafaları ismini almıştır. 28. Lem’a, 29. Lem’a, 30. Lem’a Eskişehir Hapsinde telif edilmiş, yine burada Hz. Üstad’ın neşriyat ve telifattaki tasarrufatının örneğini görüyoruz;

 

“İhtar Edilen İkinci Nokta: Madem Arabîce altmışdörde girdik, işaret-i gaybîye gelmesiyle Risale-i Nur tekemmül etmiş olur. Eğer Rûmî tarihi olsa, daha iki senemiz var. Halbuki çok mühim yerde yazılmayan ve tehir edilen risaleler kalmış. Meselâ: “Otuzuncu Mektup” ve “Otuzikinci Mektup” ve “Otuzikinci Lem’a”lar gibi ehemmiyetli mertebeler, boş kalmış. Kalbime ihtar edilmiş ki; Eski Said’in en mühim eseri ve Risale-i Nur’un fâtihası, Arabî ve matbu olan “İşarâtü’lİ’câz Tefsiri”, Otuzuncu Mektup olacak ve olmuş. Eski Said’in en son te’lifi ve yirmi gün ramazanda te’lif edilen, kendi kendine manzum gelen “Lemeat Risalesi” Otuzikinci Lem’a olması ve Yeni Said’in en evvel hakikattan şuhud derecesinde kalbine zâhir olan ve Arabî ibaresinde “Katre”, “Habbe”, “Şemme”, “Zerre”, “Hubab”, “Zühre”, “Şu’le” ve onların zeyillerinden ibaret büyükçe bir mecmua Otuzüçüncü Lem’a olması ihtar edildi. Hem “Meyve”, Onbirinci Şuâ olduğu gibi, “Denizli Müdafaanâmesi” de Onikinci Şuâ ve hapiste ve sonra “Küçük Mektuplar Mecmuası” Onüçüncü Şuâ olması ihtar edildi.  (Emirdağ Lâhikası 1/44)”

 

Eskişehir Hapishanesinde böylece Lem’alar itmam olmuş ve Şua’lar telifi başlamıştır. 1. Ve 2. Şua’lar Eskişehir Hapsinde telif olmuştur.

Kastamonu Hayatında Telif Edilen Eserler

Eskişehir Hapsinden sonra Kastamonu’ya nefyedilen Hz. Üstad burada;

Münacat Risalesi (3. Şua) ile 4-6. Şua’ları ve 7. Şua’yı neşretmişti. 5. Şua’nın aslı her ne kadar Cumhuriyetin ilanından evvel dolayısıyla en azından Kastamonu nefyinden 20 sene evvel olmuş olsa da eserin münderecatından haberdar olan münafık ve masonlar 7. Şua olan Ayetü’l Kübra neşredilince onu bununla iltibas etmişler ve Denizli Mahkemesinin ihzariyesini başlatmışlardı.

Dolayısıyla Kastamonu’da (1937-1942) arasında 3.4.5.6.7-8-9. Şua’lar telif edilmiştir. 10.Şua ise yine Fihrist Risalesidir. Hz. Necib Üstadımız bir hissi kablel vuku ile yine bir musibetin ve imha planının varlığını hissetmiş ve mahkemeden kısa bir süre evvel o güne kadar 15. Lema fihrist lemasından 10. Şuaya kadar olan kısmın fihristesini neşretmiştir.

 

Denizli Mahkemesi ve Hapsi (1943-1944)

Denizli Mahkeme safahatı devam ederken hapishanede Mübarek Üstadımız Meyve Risalesini telif eder. 11. Şua Meyve Risalesi, 12. Şua Denizi Müdafaaname ve mektupları burada telif edilmiştir.

Hz. Üstad Denizli’den sonra Afyon’un Emirdağ Kazasına nefyedilir. Burada 3,5 sene kadar fevkalade bir tarassut altında bir sürgün hayatı yaşar. Emirdağ Lahikasının Birinci Kısmı bu devrede neşrolur.

 

Afyon Hapsi (1947-1949)

Afyon’da 14. Şua, 15. Şua’lar neşrolur.

20 ay sonra 20 Eylül 1949 da tahliye olan Bediüzzaman Said Nursi evvela Afyon’da akabinde Emirdağı’da zorunlu ikamete tabi tutulur. Bu hem Nur hizmetinde, hem islam aleminde hem de dünyada yeni bir devrenin başlangıcını ifade etmektedir.

Hülasa olarak Risale-i Nur;

Barla’da 1926-1934 arasında

  • Sözler, Şualar, Lem’aların ilk 14 Lem’ası
  • (15.Lem’a Fihrist) ve Barla Lahikası

 

Isparta’da 1934-1935 arasında

  • Lem’a-26. Lem’a’lar

 

Eskişehir’de 1935-1936 arasında

  • (27. Lem’a dan) Lem’aların hitamına kadar ve 1. Ve 2. Şua’lar

 

Kastamonu’da 1936-1942 arasında

  • (3. Şua’dan 10. Şua’ya kadar – 10. Şua Fihrist risalesidir- ile Kastamonu Lahikası

 

Denizli’de 1943-1944 arasında

  • Meyve Risalesi 11. Şua’ ile 12. Şua ve 13. Şua Küçük Mektuplar Risaleleri

 

Emirdağ’da 1944-1947

  • Emirdağ Lahikası 1

 

Afyon’da 1947-1949 arasında

  • 15. Şua’lar neşredilir.

 

Böylece İşaratü’l İ’caz ile başlayan Kur’an nurları ve derslerinin te’lifatı Afyon Hapsiyle hitam bulmuş, bundan sonra yeni bir devreye geçilmiştir. Bu yeni gelen devre ekilen nur tohumlarının sümbül vereceği dikilen nur fidanlarının meyveye duracağı cennet-asa baharların müjdecisi olacak bir devredir.. bu yeni devre Nur ikliminde telif edilen asar-ı nuriyenin intişar ve ilan ve inkişaf devresi ve Hz. Müellif-i Nur’un bizzatihi talim, tahkim, tedris ve terbiyesiyle meslek ve meşrebinin tamim ve tekid ve takviye devresi olacaktır. İstikbal namzeden hizmetin desatir ve kavanini gelecek on sene de fiilen ve halen ve kavlen teyid edilecektir. Kıyamete kadar baki kalacak davanın sevk ve idaresini tahmil edecek şahs-ı manevinin tavzifi tarif edilecektir. Telif safhası itmam olan kudsi davanın neşir ve intişarında dikkat edilmesi gereken hususları havi evvel yazılmış lahikalarda dikkate alınarak gelecek asra projeksiyon vazifesi görecek bir on yıl olacaktır bu son on senesi Muazzez Üstadımızın.

(Devam edecek…)