Nurdan Haber

Risale-i Nur’un Neşri ve Bediüzzaman’ın Vasiyetnameleri (13)

Risale-i Nur’un Neşri ve Bediüzzaman’ın Vasiyetnameleri (13)
Avatar
Dr. Mehmet Rıza Derindağ( mehmetriza@nurdanhaber.com )
06 Ocak 2020 - 12:12

Risale-i Nur’un Neşri ve Bediüzzaman’ın Vasiyetnameleri (13)

(1956’dan Günümüze)

Dr. Mehmet Rıza Derindağ

 

Bediüzzaman’ın Dördüncü Te’lifat Devresi/(1949-1956)

 

Pakistan Maarif Nazır Vekili ALİ EKBER ŞAH’ın Ziyareti, Mektupları, Konferansı

 

1952 yılında Pakistan Maarif Nâzır Vekili Seyyid Ali Ekber Şah Türkiye’ye geldi. Türk Pakistan Talebe Birliği tarafından davet edilmişti. Ankara’da kendisini davet eden talebelere Bediüzzaman’ı ziyaret etmek arzusunu ifade etti. Daha sonra dönemin Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri‘ya da bu isteğini iletince Bakan Bey Seyyid Salih Özcan Ağabeyi çağırarak kendisine Ali Ekber Şah’ın Bediüzzaman’ı ziyaret etmek istediğini, kendisine refakat etmesini ve Ankara’dan beraberce Emirdağ’ına gitmesini rica eder. Bundan sonrasını ziyareti esnasında orada bulunan Bediüzzaman Hazretlerinin hayatta kalan son hizmetkârı ve talebesi Hüsnü Bayramoğlu Ağabey’den dinleyelim; Ali Ekber Şah geldi. Hz. Üstad’ımızın odasına geçildi. Seyyid Salih Özcan da beraberindeydi. Üstadımız, “Salih tercümanlık yapsın” diyerek Salih Özcan’a konuşmalarını Türkçeden Arapçaya tercüme etmesini istedi. Hz. Üstadımız, Risale-i Nur hizmetini ve mahiyetini ifade ettiler. Salih Ağabey mevzu derinleştikçe tercüme etmekte güçlük çekmeye başladı, birden Hazreti Üstadımız Salih kardeşim sen dur, kırk senedir unuttuğum Arabiye başlayacağım dedi ve çok fasih bir Arapça ile konuşmaya başladı. (Salih abi bir umre ziyaretimde bana demişti ki “Muhammed Rıza kardaşım ben öylesine fasih ve beliğ bir Arapça konuşma duymamışım”.) Bir aralık Seyyid Ali Ekber Şah, “Beni talebeliğe kabul eder misiniz?” dedi. Üstad ona, “Seni yirmi senelik kardaşlığa kabul ediyorum” cevabını verdi. Hz. Üstadımızı Pakistan’a davet etti. Üstad Ali Ekber’e bazı risaleler verdi.

Ali Ekber Şah bu ziyaretten sonra Ankara’ya döndü. Oradaki konferansta “Kardeşlerim, ben âlem-i İslâmda aradığımı Türkiye’de buldum. Kırk senedir cevap bulamadığım sualleri daha sormadan birer birer izah etti Bediüzzaman. Bakınız Said Nursi, yirmi küsur senedenberi bu milletin saadet-i dünyeviyesi ve uhreviyesi için târife imkân olmayan zulüm ve işkenceler içerisinde Nur Risalelerini te’lif ve neşrederek bu millet içerisinde din aleyhindeki cereyanların intişarına mâni olmuştur. Böyle misilsiz hizmetleri ifa eden Bediüzzamanın evinde bugün bir lâmbası bile yok. İsteseydi her bir talebesi 1lira verseydi bugün Bediüzzaman bir milyoner olurdu! İşte o herşeyi terkederek yalnız ve yalnız dine hizmet için çalışmıştır. Elbette âlem-i İslâm yakında böyle bir zâtı eserleriyle tanıyacaktır” diyerek konuşmasına Bediüzzaman’dan ve Risale-i Nur’lardan sitayişle bahsetmiştir.

Burada bir haşiye olarak şu mühim hadiseyi de ifadede faide mülahaza ediyorum. Tarihçi yazar Mustafa Armağan’ı ziyaret ederek kendisine Tarihçe-i Hayat’ın İngilizce tercümesini takdim etmiştim, çok sevindi, kendisi de aynı zamanda tercüman olan Armağan, kitaplığından Üstad Bediüzzaman Said Nursi’yi anlatan ve 1953 tarihinde neşredilen ilk İngilizce kitapçığı gösterdi.

Pakistan Maarif Nazır Vekili Ali Ekber Şah’ın iltisakıyla kaleme alınan bu tarihçe beni çok şaşırttı. Fevkalade mühim gördüm. Tarihi bir vesika… Tarjuman ul Quran isimli dergide Hind ve Pakistan dünyasına Bediüzzaman’ı tanıtmak üzere kaleme alınan makalelerin özetinden oluşan bu kitap Nurlar konusunda da İngilizceye çevrilen ilk eser durumunda.

Bu arada bilhassa M. Sabir’in Davet (Delhi), İstiklal (Rangoon), Tasnim (Lahore), Elmünir (Layelpur), Asia (Lahore), Müslim (Dakka), İnkılab (Karachi), Anjam ve Ceng (Karachi) isimli dergilerde Hz. Bediüzzaman’ı ve Risale-i Nur’u tanıtan makalelerinde de Seyyid Ali Ekber Şah’ın teşviklerinin rolü vardır.

Hz. Üstad şüphesiz Seyyid Ali Ekber Şah’ın ziyaretinden memnun olmuştu. Bir kaç ay sonra bu memnuniyetini neşrettiği bir lahikada şöyle ifade edecektir;

 

“Aziz, Sıddık Kardeşlerim! 

 

   Evvelâ: Bütün ruh u canımla geçmiş Mevlid-i Nebeviyenizi tebrik ediyoruz.

   Saniyen: Sizin Nurun neşrindeki muvaffakıyetinizi âlem-i İslâm tebrik edip alkışlayacak. Şimdi de emareleri görünüyor ki: Ezcümle bir nümunesi Pakistan Maarif Vekili Nurlar için benim yanıma geldi, Risale-i Nur’un bir kısmını aldı. “Doksan milyon müslümanlar içinde neşrine çalışacağım” dedi. Aldı, gitti.

….

Emirdağ-2/54

 

İşte Bediüzzaman bu ziyareti de hizmet-i Kur’an’a nasıl vesile edebilirim derdiyle ondan bilhassa Hind ve Pakistan coğrafyasında Nurların neşri için tohumlar ekmesini rica etmişti. Bugün elhamdulillah Seyyid Ali Ekber Şah’ın torunları Lahor’da Karachi’de medreseler açtılar, Nurları Urdu lisanına tercüme ettiler, Bangladeş’te bilhassa Diyanet Camiası Nurlara tam sahip çıktı, Hindistan’da hususan Calicut, Mumbai, Guwahati, Lucknow ve Yeni Delhi’de Nur Risaleleri okunuyor, hadis alimleri Nurlara sahip çıkıyor, ve Milli Eğitim Eyalet Bakanı, P .K. Abdul Rab mesela günümüzün Ali Ekber Şah’ı olarak  “bugün bütün toplumların karşılaştığı birçok probleme Risale-I Nur’da ve Said Nursi’nin metodunda çözümler bulunduğunu” ifade ediyor. Said Nursi’nin ömrü boyunca cehalet ile mücadele ettiğini dile getiren P .K. Abdul Rab, “Bir Milli Eğitim Bakanı olarak Said Nursi’nin Medresetüzzehra Projesinin önemini bugün tekrar anlıyorum.” diyerek Nurlara sahip çıkıyor. Lucknow’da mühim hadis alimleri Nahdatu’l Ulema bünyesinde Risale-i Nur çalışmaları yapıyorlar. Hatta aynen yetmiş sene evvel Ali Ekber Şah’ın bir konferansta ifade ettiği gibi Hind Ulemasından İmam-ı Rabbani Hazretlerinin torunlarından bir Alim (rektör yardımcı, ilahiyat dekanı) Nakşibendi tarikatı mensubları tarafından davet edildiğinde, İstanbul’da üniversite gençliğine şöyle demiştir; “ bizler Kur’an okuyoruz sizler de okuyorsunuz, bizler hadis külliyatları okuyoruz sizler de okuyorsunuz, işte Buhari, Muslim, bunlar sizde de var bizde de var, kütüb-ü islamiye bizde de var sizde de var, fakaaaaaaaat kardeşlerim sizde bir şey var, Anadolu’da bir külliyat var, Türkiye’de bir hidayet güneşi, asrın idrakine Kuran ayetlerini tefhim eden bir tefsir var, siz onu okuyun, onu anlayın, ona çalışın, o Risale-i Nur Külliyatıdır! O alim Bediüzzaman’dır!” aynen bu şekilde ifade etmiştir.

 

Hz. Bediüzzaman’ın Vatikan’a Gönderdiği Risaleler ve Mektuplaşmaları

(Devam edecek…)