Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

Risale-i Nur’un Neşri ve Bediüzzaman’ın Vasiyetnameleri (15)

Risale-i Nur’un Neşri ve Bediüzzaman’ın Vasiyetnameleri (15)
Dr. Mehmet Rıza Derindağ( mehmetriza@nurdanhaber.com )
20 Ocak 2020 - 15:26

Risale-i Nur’un Neşri ve Bediüzzaman’ın Vasiyetnameleri (15)
(1956’dan Günümüze)
Dr. Mehmet Rıza Derindağ

Bediüzzaman’ın Dördüncü Te’lifat Devresi/(1949-1956)

Emirdağ Lahikası 2’de yazılan bazı mühim mektuplar ve tarihlerini ve ayrıca ikinci Emirdağ Hayatı olan 1949-1956 arasında neşredilen kitaplar, tercümeler, mahkeme müdafaaları gibi neşre matuf hizmetlerle lahikalara konu bahisleri tahlile devam ediyoruz. Şunu ifade edeyim ki bugüne kadar yazılan 15 yazı 1956 ve sonrasında ki matbaalarla neşriyat ve verasetlerin mukaddimesi hükmündedir.

1- ABDULMECİD EFENDİNİN MESNEVİ VE İŞARATU’L İ’CAZ’I TERCÜMESİ

H. Nur Üstadın hayatta kalan en son vekili ve hizmetkarı ve en yakın talebelerinden Hüsnü Bayramoğlu Ağabey anlatıyor;
“Abdulmecid Efendi Hz. Üstad’ı Isparta’da ziyarete gelmişti. Üstadımız fevkalade bir sürur ve sevinç içindeydi. O zaman Isparta’da bulunan talebeleri başta Hüsrev Efendi Ağabeyimiz ve Nur’un erkanları hepsi geldiler. Üstadımız hatta dışardan da yemek söylemişti. Kendisi karyolda kalkıp gelip seyrediyor, yemek yiyen ağabeyleri görünce daha da seviniyordu. O gün bayram gibi çok güzel sohbetler olmuştu. Abdulmecid Efendi “ ben kütüb-ü arabiye ve islamiyeyi umumen tetebbu etmişim. Hakikaten Seyda’nın bir iki sahifede anlattığı mevzuları mesela Ehadiyet-i İlahiyeyi, kaderi vesair derin mevzuları misilsiz bir surette halletmiş, herkesin anlayacağı bir tarz-ı beyan ile ifade etmiş, neşretmiştir.” Hz. Üstad “maşaaAllah” diye mukabelede bulundu.
Bir aralık Üstadımız “ Abdulmecid kırk senelik kardeşlik hakkını ifa edemedin. Şimdi vazife zamanıdır. Mesnevi-i Nuriyeyi ve İşaratu’l İ’caz’ı tercüme edeceksin” dediler. Abdulmecid Efendi “ Aman Seyda ben nasıl tercüme edeyim” buyurdular.. bir müddet sonra Üstadımız “ Abdulmecid Mesneviyi tercüme edeceksin” dediler. Yine Abdulmecid Efendi “ Seyda senin kitabını ancak sen tercüme edebilirsin. Buna ben kifayet edemem hatta ben değil hiç bir alim tam tercüme edemez” dedi. Bir müddet sonra Üstadımız üçüncü defa “ Abdulmecid sana vazife veriyorum, alaküllihal sen tercüme edeceksin” deyince “ Seyda inşaallah senin manevi müzaheret ve yardımınla tercümeye gayret edeceğim” buyurdu. Böylece Abdulmecid Ağabeyi Hz. Üstadımız bu mühim hizmette istihdam etti ve tercümelerini Risalei Nur içinde kabul etti.”
Abdulmecid Efendi tercüme ettiği kısımları Urfalı Ahmed Gümüş Abi üzerinden Rüştü Çakın Ağabeye gönderir o da Üstadımıza götürürmüş. Bu şekilde iki kitabın tercümesine muvaffak oluyor.

ARABİ İŞARATU’L İ’CAZ’DAN Ve MESNEVİ-İ NURİYE’DEN DERSLER

1954’te Isparta’da Üstad Hazretleri Arabî Mesnevî-i Nuriye’den hizmetkarlarına derse başlar. Tahiri, Zübeyir, Sungur, Hüsnü, Ceylan, Bayram Ağabeyler Isparta’da, Emirdağ’da ve Barla’da bu derslere devam ederler. Zaman zaman misafirlerde başka talebeler de bu derslere iştirak ederler. Sabah namazından sonra başlayıp öğle namazına kadar devam eden derslerdir.
Üstad bu dersler için, ‘Evlâtlarım, bu ders yalnız bizi değil, bütün kâinatı alâkadar eden bir derstir. Bu dersi mele-i alânın sakinleri de dinliyorlar. Bu ders çok mühimdir’ dermiş. Yine bir gün dersten sonra hizmetkarlarına “Evlatlarım, siz zannediyor musunuz ki, biz beş altı kişi ders yapıyoruz? Biz bu dersimizle Anadolu’da binler ders yapan cemâatlerin arasına mânen giriyoruz, beraber ders yapıyoruz’ demiş. Mustafa Ezener, Ziya Arun gibi talebeleri de zaman zaman bu derslere iştirak etmiştir.

İBRAHİM HALİLULLAH’ın TALEBESİ

Yine Hüsnü Bayram Ağabey Urfa’dan döndüğünde Hz. Üstad “gel bakalım İbrahim Halilullah’ın talebesi” diye istikbal eder. Ve bu Arabi dersler bittiği halde Hüsnü burada yoktu yeniden başlayacağız diye Isparta’da bir kez daha günlük 4-5 saat süren derslere devam edilir ve ikinci defa Arabiden bu dersler bitirilir.

BİR EDEB DERSİ

Hüsnü Bayram Ağabey Abdulmecid Efendi’nin bu meselede üçüncü emri beklemesini ve Hz. Üstadın manevi müzaheretini arzusunu tasavvufta bir kaide-i edeb olduğunu artık üçüncü seferdeki emrin reddi mesuliyeti mucib olacağını zaman zaman ifade ediyorlardı. Mekke-i Mükerremden Seyyid Nebil Baz ve Alim Seyyid Şeyh Ahmad Emin ile birlikte Melik Abdulaziz Bin Saud Üniversitesinden bir Arap Dili Hocası olan Şeyh Samir Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyi ziyarete gelmişlerdi. Tevafuk kardeşler Mesnevi’nin Rusça ve Ukraynaca tercümelerini getirmişlerdi. Şeyh Samir Mesnevi’den Arabi “Tazarru ve Niyaz” kısmını gözleri yaşlı okudu. Daha sonra Hüsnü Ağabey yukarda arzettiğimiz Abdulmecid Efendi’nin Hz. Üstadın üçüncü seferdeki emrini kabulünü nakledince Şeyh Ahmed Emin “ Fesubhanallah, işte Efendimizin (asv) hakiki varisleri olan ulemanın edebi böyledir. Evvela bu edeb Efendimiz (asv)’ın sünnetidir. Cebrail (as) Hira’da Efendimiz’e üç defa “oku!” demiştir. Saniyen asır enaniyet asrıdır. Ben yaparım, ben bilirim dememiş, tevazu göstermiş ve enaniyeti terketmiş. Ve üçüncüsü işin iradesini ve idaresini Hz. Bediüzzaman’ın manevi muzaheretine havale etmiştir.
Hüsnü Bayram Ağabey Seyyid Ahmed Emin’in bu izahına maşaAllah dedi ve istihsan etti.

MUSTAFA SUNGUR AĞABEY’den DİNLEDİĞİM BİR HATIRA

2002 senesi Eylül’ün son haftası Dudullu Sözler Medresesinde Fas’tan Ferid El Ensari Merhum ve başka ulema ve misafirlerin olduğu bir vakit Sungur Ağabey şu hatırayı nakletti “Üstadımız bize İşaratu’l İ’caz’ı ders verirken Şam uleması, Ezher uleması bir meselede bunu kim bilir derler, Bediüzzaman’ın talebeleri bilirler diye size gelirler” dedi. Sonra mülatefe ile bir tokat aşkedip “keçeliler siz daha elif’i bilmiyorsunuz” buyurdular.

HÜSNÜ AĞABEYE ÜSTADIMIZIN MANEVİ İCAZETİ

Bu Arabi Mesnevi derslerinin son sahifesine gelindiğinde Hüsnü Ağabey’e askerden davet için mektup geliyor, Üstad acele ile gönderiyor, (resmi işlerde Üstad acele ettirirmiş) vedalaşırken Üstadımız “Hüsnü ben şimdi sana icazet veriyorum”der ve sol elinin avucuna sağ elinin şehadet parmağıyla bir şeyler yazar.

Cenab-ı Hak Mesnevi-i Nuriye’nin ve İşaratu’l İ’caz’ın okunan ve yazılan ve tercüme edilen harflerinin adedince merhum Üstadımıza ve Abdulmecid Efendi’ye ve Hz. Nur Üstad’ın hizmetkar, varis, vekil ve talebelerine rahmet eylesin. Ve bu derslerin muhatabı ve mezunu olup hayatta kalan Hüsnü Ağabeyimize de sıhhatu afiyet ihsan eylesin. Ve bizleri de sırat-ı müstakimden ayırmasın.

(Devam edecek..)