Nurdan Haber

Risale-i Nur’un Neşri ve Bediüzzaman’ın Vasiyetnameleri (19)

Risale-i Nur’un Neşri ve Bediüzzaman’ın Vasiyetnameleri (19)
Avatar
Dr. Mehmet Rıza Derindağ( mehmetriza@nurdanhaber.com )
19 Şubat 2020 - 12:34

Risale-i Nur’un Neşri ve Bediüzzaman’ın Vasiyetnameleri (19)
(1956’dan Günümüze)
Dr. Mehmet Rıza Derindağ

Bediüzzaman’ın Dördüncü Te’lifat Devresi/(1949-1956)

SİYASİ MEKTUPLAR VE İHTARLAR -2-
Şimdi sizlere Bediüzzaman’ın da takdirine mazhar olan Eşref Edip Beyin o yazısını nakledeceğim. Ama önce bir dua ile başlayalım; “Ya Rabb bizleri zındıkaya yardım hükmüne geçecek ve cahiliye üzere ölmemize sebebiyet verecek süfyaniyetin siyasi kanadına meyilden muhafaza eyle, bize ve müslümanlara intibah ver, feraset ver ve safderunluktan bizleri muhafaza eyle, amin” Evet ah bu safderunluk, bakın Bediüzzaman ne diyor;

“ Bu asırdaki ehl-i İslâmın fevkalâde safderunluğu ve dehşetli cânileri de âlicenâbâne affetmesi; ve bir tek haseneyi, binler seyyiatı işleyen ve binler mânevî ve maddî hukuk-u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nevi taraftar çıkmasıdır. Bu suretle ekall-i kalîl olan ehl-i dalâlet ve tuğyan; safdil taraftar ile ekseriyet teşkil ederek, ekseriyetin hatâsına terettüp eden musibet-i âmmenin devamına ve idâmesine belki teşdidine kader-i İlâhiyeye fetva verirler; biz buna müstehakız derler.

Evet, elması bildiği (âhiret ve îman gibi) halde yalnız zaruret-i kat’iyye suretinde şişeyi (dünya ve mal gibi) ona tercih etmek ruhsat-ı şer’iyye var; yoksa, küçük bir ihtiyaçla veya heves ile veya tamâ ve hafif bir korku ile tercih edilse, eblehane bir cehalet ve hasârettir, tokada müstehak eder. Hem âlicenâbâne affetmek ise yalnız kendine karşı cinayetini affedebilir. Kendi hakkından vazgeçse hakkı var; yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afuvkârâne bakmaya hakkı yoktur, zulme şerik olur. Kastamonu Lâhikası/24

Gelelim Eşref Edip Beyin Üstadımızın “Kızıl Taassup” diye tesmiye ettiği yazısına, aynen takdim ediyorum;

“Halk Partisi’nin müfrit liderlerinin bir çeyrek asır zarfında dine, din ehline ve din müesseselerine karşı yaptığı zulüm ve baskılara bütün millet şahittir. Milletin en derin, en samimi hislerine pervasızca tecavüz etmeyi şiar edinmiş, her fırsattan bilistifade milletin kalbine hançer sokmaktan geri durmamıştır.
Laikliği maske yaparak, laikliğe aykırı olarak yapmadık fenalık, yapmadık hakaret bırakmamıştır. Şimdi sorarız; mekteplerden din derslerini kim kaldırdı? Müslüman çocuklarını dinsiz, imansız yetiştirmek isteyen kimdi? Mekteplerde din ile, Allah ile, Peygamber ile istihza eden, çocuklara komünist fikirleri aşılayan kimdi?

İçlerinde Kur’an ayetleri yazılı diye din kitaplarını memleketin her tarafından toplatıp imha eden, Kur’an cüzü satanları tehdit eden, Kur’an cüzlerini parçalatıp yaktıran kimdi? Bütün İslâm din müesseselerinin kapılarına zincir vuran, içki sofralarında ‘Bugün kırk bin softanın ocağını yıktık’ diye övünenler kimlerdi?

Ezan-ı Muhammediyi Kur’an lisanı ile okuyanları, camilerde Allahü Ekber diye kamet getirenleri zindanlarda çürüten, tekbir sadalarını ‘hortlamak’la vasıflandıran kimdi? Din namına cemiyet teşkil eden, öte taraftan Hıristiyanları, Yahudi ve Masonları istediği gibi cemiyet teşkil etmekte serbest bırakan, ahkam-ı diniyeden bahsedenleri dehşete düşürmek için katillere, canilere verilen cezayı onlara reva gören kimdi?

Camilerde Kur’an okuyan ve okutanları cürm-i meşhut mahkemelerine sevk eden, çocukları, Kur’an okuyan hafızları karşıdan bile dinlemekten men eden kimdi? Millet kürsüsünden ‘Din zehirdir’ diye bağıran, ‘Bu milletin kafasından din fikrini sökmek için bize daha otuz sene lazım, benim dinsizliğim taassup derecesindedir’ diye dine karşı daha büyük suikastlar hazırlayan kimdi?

Halkevlerine dini eserlerin girmesini yasak eden, Meclis’te bir milletvekilinin millet kürsüsünden söylediği vechile milletvekillerine ‘Allah’ bile dedirtmeyen kimdi? Din uleması, din adamlarını tahkir ve tezlil eden, sefalet içinde süründüren, dilenecek hale getiren kimdi?

Ayet yazılı abideleri, kitabeleri parçalatan, Ayasofya’da Allah, Muhammed ve hulefa-i Raşidin isimleri yazılı levhaları asırlardan beri durduğu yerlerden indiren, cami dışına çıkarıp, görünmez bir yerde parçalatmak isteyen, fakat kapıdan çıkmadığı için caminin bir köşesine atan kimdi?

Bulgaristan’da dünyanın her tarafından gelen muhtelif Hıristiyan murahhaslardan mürekkep toplantıya buradan hususi murahhas gönderen, oradaki kararlar mucibince Ayasofya’yı camilikten çıkarıp müze haline getiren, Amerika’dan mimarlar celbedip Allah, Peygamber ve hulefa-i Raşidin levhalarının arkasındaki Bizans putlarını bin itina ile meydana çıkaran kimdi?

Zikrullah ile meşgul olan yerleri kapatan, din ve millet ulularının türbelerini set eden, din ve millet düşmanı farmason localarına açan kimdi? Park Otel’de müzik çalarken ve dans ederken, Mimar Sinan asarından Ayaz Paşa Camii’nde ezan okunmaya başlandığı sırada, öteden beri adet olduğu vechile müzik susunca; ‘Ne oldu?’ diye soran, ‘Efendim, ezan okunuyor da adet vechile hürmeten müzik sükut etti’ cevabına karşı; ‘Haydi, devam!’ diye müzik ve dansı devam ettiren, ferdası belediye amelesine minareyi yıktıran ve bir daha orada ezan okutmayan, camii de Park Otel artistlerine elbise gardrobu yaptıran kimdi?

Bahçekapı’da Hidayet Camiini Türk Ticaret Bankası’nın kokmuş deri deposu yapan; Mercan’da Sultanhamam’ın Samani Sani Camii’ni Ermeni ve Yahudilere veren, mihrabında bir Yahudi kızı oturtan, minaresini fabrika bacası haline getiren, Unkapanı’ndaki camii, Yahudi lastik tamirhanesi yaptıran kimdi?

Cerrahpaşa’daki Şemseddin Molla Camii’nin tabanlarını söktüren, odun deposu yaptıran, Tahtakale’de Sultan Fatih’in kumandanlarından Saması Evvel Camii’ni paçavra deposu haline sokturan, Şehzadebaşı’ndaki Burmalı Mescit denilen ve minaresi dünyada emsali olmayan bir camii marangozhane yaptıran kimdi?
Dolmabahçe Camii’ni müze haline getiren, Şehremini’nde Halkevi’nin karşısında Sultan Fatih’in ilk Cuma namazını kıldığı camii karşısındaki Cumhuriyet Halk Partisi’ni ziyareti sırasında, ‘Halk Partisi’nin şerefini ihlal ediyor, kaldırın!’ diye parti başkanı Ahmet Bican’a emir veren kimdi?

Göksu kasrı karşısında Sultan Abdülaziz Camii’nin bir akşam keyfi sırasında kaldırılmasını emreden, mihrabını dans salonu haline getiren, Heybeli Camii’ndeki ezan sesinden rahatsız olarak yıkılmasını emreden, Balat’ta Muhiddin Hamami Camii’nin mihrabını demirci ocağı yaptıran, Çarşıkapı’daki Piri Camii’ni kalıpçı İstafan’a veren kimdi?

Beytullah’ın, Kabe-i Muazzama’nın resimlerini camilerden ve kitapçılardan toplatan, camilerde mihrapların etrafındaki mumların üstünde yazılı Maşallah kelimelerini kazıtan kimdi?

Komünistlik teşekküllerini vücuda getiren, mekteplere komünistlik sokan, muallimlere dini tahkir ettiren, köy enstitülerini komünist muallimlerle dolduran, milliyetçi gençleri en ağır işkence altında inleten kimdi?

Süt ana ve süt kardeşle evlenmeyi men eden hükümleri, ‘Ben süt ana yoğurt ana tanımam’ diye istihfaf eden, yüzlerce milyon Müslümanın mukaddes Peygamberini ‘Arap Mehmet’ diye alay mevzuu yapan kimdi, kimlerdi?

Evet, bütün bunları yapanlar kimdi, kimlerdi? Söyleyiniz bakayım Ey Halk Partililer? Bunlar dine karşı hürmet hisleriyle mi, yoksa hakaret kastıyla mı yapıldı? Bunların laiklikle ne münasebeti vardır? Bunlar laikliğe, anayasaya, vicdan hürriyetine hatta insanlığa tamamıyla aykırı şeyler değil miydi?

Eğer Halk Partisi bir otuz sene daha milletin başında kalsaydı, Türkiye’de İslâm dininin yerinde yeller esecekti. Allah’a binlerce şükürler olsun ki, bir çeyrek asır milletin dinini, imanını yıkmaya çalışan, Müslümanlığın kökünü kurutmak isteyenlerin tasallutundan milleti kurtardı. Artık bir daha millet o acı, o vicdanlar yakıcı günleri görmeyecektir.

Ondört Mayıs zaferinin ehemmiyeti çok büyüktür. Bunun kıymetini bilmeli, gece gündüz Allah’a şükretmeli, kazanılan bu zaferi elden kaçırmamaya çok itina etmelidir.”

…devamı gelecek…