Cenâbı Allah’ın (c.c.) Rahmeti-8

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Eğer üstünüzde Allah’ın lütuf ve merhameti olmasaydı,

içinizden hiçbir kimse asla temize çıkamazdı. (Nur, 21)

 

Cenâb-ı Allah Celle Celalühu Büyük Günahları İşlemesek, Küçük Günahlarımızı Affediyor.

 

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Yüce Yaratıcımız Allah Celle Celalühu büyük günahlardan kaçınırsanız, küçüklerini örter ve sizi şerefli bir yere yerleştiririz buyurmaktadır.

 

Eğer size yasaklanmış şeylerin büyüklerinden kaçınırsanız, geri kalan günahlarınızı örter ve sizi nimet ve ikramlarımızla dolu olan cennete koyarız. (Nisa, 31)

 

Cenâb-ı Allah Celle Celalühu her vesileyle günahlarımızı affediyor. Meselâ, Ramazan ayını ibadetle geçirirsek, bir sonraki Ramazana kadar işlenen günahlarımızı affediyor. Cuma namazı kılarsak, gelecek cumaya kadar yapacağımız günahları bağışlıyor. Cemaatle kılınan vakit namazını da ondan sonraki vakit namazına kadar işlenen günahları siliyor. Yani iki Ramazan arası, iki Cuma arası, iki vakit namazı arasındaki küçük günahları affediyor. Namaza, Cuma’ya, Ramazan ayına hürmet gösterenleri bu şekilde mükâfatlandırıyor. Küçük günahlarını bağışlıyor:

 

“Ramazan ayında yapılan ibadetler, gelecek Ramazana kadar, hac zamanında yapılan ibadetler, gelecek hac zamanına kadar, cemaatle kılınan Cuma namazı gelecek cumaya kadar, cemaatle kılınan vakit namazı da ondan sonraki vakit namazına kadar işlenen günahlara keffarettir. Ama büyük günah işlememek şartıyla…” (A’MEŞ, Süleymân bin Mihrân)

 

İşte böyle değerli, bizi ateşten kurtarmaya vesile olacak Ramazan ayına, Cuma namazına, vakit namazına hürmet etmesek, ehemmiyet vermesek, onlardan gafil olsak, ne kadar büyük hasaret etmiş oluruz.

Müslüman bir ülkede Cuma saatinde sokaklarda maalesef pek çok kişi görüyoruz. Bu kadar büyük faydası olan bir namazı bazı Müslümanlar gafletlerinden kılmazlık edebiliyorlar. Namaz vakti dışarıda boş boş oturabiliyorlar. Veya caminin önünden geçip de içeri girmiyorlar. Ne kadar üzülüyoruz. Kahroluyoruz. Cenâb-ı Allah Celle Celalühu bizi bu durumdan uzak tutsun. Böyle gaflet içerisinde olan Müslüman kardeşlerimize de şuur ve uyanıklık nasip etsin.

Cuma namazı kılanların iki Cuma arasındaki günahlarının bağışlanacağına dair Peygamberimiz aleyhisselatü vesselam efendimiz hazretlerinin bir hadis-i şerifleri:

 

“Bir kimse güzelce abdest alarak cuma namazına gelir, hutbeyi ses çıkarmadan dinlerse, iki cuma arasındaki ve fazla olarak üç günlük daha günahları bağışlanır.” (Müslim, Cum`a: 27; Ebû Dâvûd, Salât: 203; Tirmizî, Cum`a: 5)

 

Namaz böyle olduğu gibi namaza hazırlık olan abdest bile küçük günahların affedilmesine sebeptir. Her namaz için ayrı ayrı abdest almaya gayret edelim. Abdestimiz varken yenisini almak nurun ala nur olur. Günahlarımızın dökülmesine sebep olur. Peygamberimiz aleyhisselatü vesselam efendimiz hazretleri bakın bununla ilgili bize nasıl bir müjde veriyor:

 

“İçinizden her kim, abdest suyunu hazırlayıp ağzına burnuna su verir ve burnunu temizlerse, mutlaka yüzünün, ağzının ve burnunun günahları dökülür! Sonra Allah’ın emrettiği gibi yüzünü yıkarsa, yüzünün günahları su ile birlikte sakalının etrafından dökülür. Sonra dirsekleriyle birlikte ellerini yıkarsa, elinin günahları su ile beraber parmak uçlarından akar gider. Sonra başını mesh ederse, başının günahları su ile birlikte saçlarının ucundan dökülür. Sonra topuklarıyla beraber ayaklarını yıkarsa, ayaklarının günahları su ile beraber ayak parmaklarının ucundan akar. Eğer (böylece abdest alan) bu adam, kalkıp namaz kılar, Allah’a hamd ve sena eder, O’nu layık olduğu vasıflarla yüceltir ve gönlünü tam anlamıyla Allah’a bağlarsa, mutlaka anasından doğduğu günkü gibi günahlarından arınmış olur” (Müslim, Müsâfirîn: 294)

 

Güzelce abdest alıp kalkıp namaz kılar, Allah’a hamd ve sena edersek, onu lâyık olduğu vasıflarla yüceltir ve gönlümüzü tam manasıyla Allah’a bağlarsak anamızdan doğduğumuz gibi günahlarımızdan arınmış oluruz inşallah.

İşte böyle bizi anamızdan doğduğumuz gibi günahsız yapacak olan namaza bigâne kalmak, isteksiz bir şekilde onu kılmak, ehemmiyetsiz bir şeymiş gibi görmek ne kadar kötü değil mi?

Namaz kılmanın fazileti ve namaz kılanların günahlarının affedileceğine dair Peygamberimiz aleyhisselatü vesselam efendimiz hazretlerinin başka bir hadis-i şerifleri:

 

“Sizden biri abdest alır ve bunu güzelce yapar da namaz için çıkarsa, sağ ayağını her kaldırdığında Allah Teâlâ onun için bir hasene yazar, sol ayağını her koyduğunda da bir kötülüğünü siler, camiye ister yakın olsun ister uzak. Camiye gelir cemaatle namaz kılarsa günahları affedilir. Şayet camiye geldiğinde namazın bir kısmını kılmışlarsa onlara uyar ve sonra da kaçırdığı rekâtları tamamlarsa yine aynı hüküm geçerlidir. Şayet camiye geldiğinde cemaat namazı kılıp bitirmiş olur, bu kimse de namazını kendi başına kılarsa, yine aynı hüküm geçerlidir.” (Ebû Dâvûd, Salât, 50/563)

 

İşte ey insan, günahlarını bağışlatacak, sana büyük sevap kazandıracak, kabirde, haşirde, sıratta sana büyük faydalar sağlayacak olan namaza ehemmiyet ver. Farz namazlarını terk etme. Kılamadığın namazlar varsa onları kaza et. Namazı tadil-i erkân ile cemaatle kılmaya dikkat et. Bunu da büyük bir lezzet alarak yap. Çünkü karşılığında büyük bir mükâfat var. Üstelik o kadar zor bir amel de değildir. Günde bir saat beş vakit namaza yeter.

 

Büyük Günahlarımıza da Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz Hazretleri Şefaat Ediyor:

 

Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız O’na çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe, 128)

 

Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz Hazretleri, bir hadis-i şeriflerinde:  “Benim şefaatim, ümmetimden büyük günah sahipleri içindir.” buyurmaktadır. (Tirmizi, Kıyamet: 12; Ebu Davud, Sünnet: 23)

İşte ey Müslüman, senin yarın mahşer gününde böyle bir şefaatçin var. Bu şefaatten mahrum olmak istemezsen onun başta namaz olmak üzere sünnetine ittiba et.

 

Bana itaat eden cennete girer, bana isyan edense cennete girmemekte inat ediyor demektir. (Buhari, İtisam: 2, Müsned, 2/361)

 

Benimle sizin durumunuz şuna benzer: Bir adam ateş yakar. Ateş etrafı aydınlatınca pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onlara mani olmaya çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak pek çoğu ateşe düşerler. Ben, ateşe düşmemeniz için sizi belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe atılmak için koşuyorsunuz!” (Buhârî, Rikâk, 26)

 

Ve elinden geldiği kadar da ona salât ü selamlar gönder. Bu şekilde onu sevdiğini belli et ki kıyamet günü onunla beraber olabilesin.

 

Kıyamet günü bana insanların en yakını, bana en çok salâvat okuyandır.” (Tirmizi, Salât 357)

 

Bir bedevi Rasûlullah (sav)’e:

“-Kıyamet ne zaman kopacak?” diye sordu. Efendimiz:

“-Kıyamet için ne hazırladın?” buyurdu.

“-Allah ve Rasûlünün sevgisini,” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber:

“-O halde sen, sevdiğin ile berabersin” buyurdu. (Buhârî, Edeb 96)

 

Geçmiş ümmetlere mensup tek kişi yoktur ki onun ümmetinden olmayı arzu etmesin. İşte sen böyle bir peygambere ümmet olmuşsun. Sana düşen ahirette de onun ümmeti olarak haşrolabilmek. Bunun yollarını araştır. Böyle refetli bir peygamber orada seni terk etmez.

 

Allah beni zorlaştırıcı ve şaşırtıcı olarak değil, öğretici ve kolaylaştırıcı olarak gönderdi!” (Müslim, Talâk, 29)

 



Etiketler: , ,
Kategoriler: Aziz Sima

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?