Doğa Kanunları: Nedir. Ne Değildir? -8

Nurdan Haber Haber Merkezi | |
‘Deizm, Teizm ve Ateizm Üçgeninde Varoluş’ Paneli

Üsküdar Üniversitesi, İstanbul

20 Mart 2019

FİZİK (DOĞA) KANUNLARI: NEDİR, NE DEĞİLDİR

Kapanış: Fizik aleminin yönetmeliği Olarak Doğa kanunları kümesi

Kanun ve kurallar tüm dünyada düzen ve huzurun temelleridir. Bu, evrende de böyledir. Örneğin sadece yerçekimi kanunu iptal oluverse, her şey havada uçuşmaya başlar ve tam bir kaos olur. Bir ülkedeki kanunlar o ülkede yaşayanların genel iradesini, evrendeki kanunlar da tüm evrende hükümferma olan evrensel iradeyi yansıtır. Ülkelerde polisiye kuvvetler bireylerin kanunlara itaatini sağlar. Evrende ise bu işi evrensel kuvvetler ve etkiler yapar (yer çekimi kuvvetinin dünyada her şeyin yerçekimi kanununa itaatini sağlaması gibi). Alfred Montapert’in dediği gibi, “doğa kanunları, dünyanın görünmeyen hükümetidir.” Aslında kanunların bir icra gücünün olmadığı ve adeta bir şablon rolü oynadığına bakılırsa, “Doğa kanunları, dünyanın görünmeyen anayasasıdır sözü daha doğru olur.

Kanunlar, madde değildir. Ve o yüzden de zaman ve mekân sınırlamalarına tâbi değildir. Böylelikle her yerde geçerlidir ama hiçbir yerde değildir. Müşahhas bir varlığı olmayan ve maddeye nüfuz ederek etkilerini tüm evrende hissettiren doğa kanunları, madde veya fizik âleminin ruhu gibidir. Einstein’ın ifadesiyle “Evrenin kanunlarında bir ruh tezahür eder.”[1] Adeta görünmeyen güçlü bir el, atom altı parçacıklardan galaksilere kadar her şeye tam hükmetmekte ve kanunları tavizsiz uygulamaktadır. Örneğin tek bir atom bile yerçekimi kanununun etki alanının dışında kalamaz. Cansız maddeler, doğa kanunlarına tam tabidirler ve belli bir etkiye her zaman aynı tepkiyi verirler. Doğa kanunlarının etkisi altında maddi varlıkların nasıl davranacakları önceden bellidir. Örneğin bir nehre bırakılan bir tahta parçasının hareketi, ilgili fizik kanun ve prensiplerini kullanarak, önceden, gayet doğru olarak belirlenebilir.

Maddenin her zerresinin tüm kanunlara tam itaati ve kanunların ancak maddedeki tezahürüyle görülüp bilinmesi, kuvvet gibi, kanunların da kaynağının madde olduğu önyargısını oluşturmuştur. Ama maddenin temel yapıtaşı olan parçacık veya dalgalarda kanun diye bir unsur yoktur (aynen kanunlara itaat eden insanların vücutlarında “kanun” maddesi diye bir unsur olmaması gibi). Hatta denilebilir ki evrendeki tüm kütle yok olsa da kütle çekim kanunu; hiçbir ısı iletimi olmasa da (tüm evrenin aynı sıcaklıkta olması durumu gibi) ısının iletimi kanunu geçerlidir – aynen bir ülkede belli bir yılda hiç gelir vergisi toplanmamış olsa bile vergi kanununun gelirin veya gelir üreten insanların parçası olmamasından dolayı o ülkenin tamamında hâlâ geçerli olması gibi. O yüzden kanunlar maddede tezahür eder, maddeye nüfuz eder, maddeye hükmeder, ama madde değildir. Ve dolayısıyla dıştan gelip maddeye hükmeden ‘irade’ sıfatı gibi fizik âleminin dışındandır. Yani fizik kanunlarının kendileri, fizik âlemi dışında bir âlemin varlığını iptal değil teyit eder ve hatta gerektirir.

“Değişik Bir Evren” adlı kitabında, 1998 Fizik Nobel Ödülü sahibi Robert Laughlin, fizik kanunlarının kaynağının mikro âlemde yani atom altı dünyada olmadığını, makro âlemde hiç yoktan tezahür ediverdiğini ifade eder: “Fiziğin en temel kanunları (Newton’un hareket kanunları ve Kuantum mekaniği gibi) aslında tezahürseldir. Bu kanunlar büyük madde yığınlarının özellikleridir. Ve onların kesinliği çok yakından tetkik edildiğinde, hiçlik içine kayboluverirler.[2] Başka bir ifadeyle, fizik kanunları hükmettikleri maddeden kaynaklanmazlar; dışarıdan bir yerden geliverirler (yani bildiğimiz madde-enerji evreni dışından). Hava durumu gibi bazı basit organizasyon fenomenlerini inceledikten sonra Laughlin şu kanaate varır: “Bu basit durumlarda biz ispat edebiliyoruz ki organizasyon kendine has bir mana ve hayat kazanabilir ve kendisini oluşturan parçalarına nüfuz etmeye başlayabilir. O yüzden fizik biliminin bize söylemesi gereken şey bütünün parçalarının toplamından fazla olmasının sadece bir kavram değil fiziksel bir fenomen (olgu) olduğudur. Doğa sadece mikroskobik kurallar tabanı tarafından değil, aynı zamanda güçlü ve genel organizasyon prensipleriyle düzenlenmektedir.”[3]Fizik kanunu genellikle yalın düşünceyle öngörülemez, deneysel olarak keşfedilmesi lazımdır.”[4]

Bediüzzaman, ünsiyet perdesini yırtarak doğa kanunlarının varlıklarının Ekvator çizgisi gibi zihinsel olduğunu ve gerçek bir varlıkları olmadığını dikkate vererek, ‘irade’ sıfatından gelen doğa kanunlarına, adeta icra gücüne sahip muktedir bir el olarak bakılmasını derin bir yanılgı olarak niteler. Ona göre fizik kanunları, trafik kanunları gibi, sadece bir kurallar manzumesidir ve kuralları uygulayan kudret ve irade ile karıştırılmamalıdır. Robert Laughlin de kanunlar arkasındaki ilim, irade ve kudret sahibi bir makama işaret eder: “Doğa kanunları daha yüksek bir makam tarafından uygulamaya konur.”[5]

 

[1] Walter Isaacson, Einstein – His Life and Universe, s. 388, Simon & Schuster, New York, 2007.

[2] Laughlin, R. B., A Different Universe – Reinventing Physics from the Bottom Down, Basic Books, New York, 2005, p. back cover page.

[3] Aynı eser, preface, p. xiv.

[4] Aynı eser, preface, p. xv.

[5] Aynı eser, s. 45.

Yunus A. Çengel

Mütevelli Heyeti Üyesi, Üsküdar Üniversitesi, İstanbul

Professor Emeritus, University of Nevada, Reno, ABD

yunus.cengel@yahoo.com

 

Bitti

 

[1] Said Nursi, Muhakemat, Unsur-ul Akide, s. 138, http://www.nuriklimi.org. Erişim tarihi: 20.06.2013.

[2] Said Nursi, Muhakemat, Unsur-ul Akide, s. 134, http://www.nuriklimi.org. Erişim tarihi: 20.06.2013.

[3] Said Nursi, Muhakemat, Unsur-ul Akide, s. 135, http://www.nuriklimi.org. Erişim tarihi: 20.06.2013.

[4] Said Nursi, Muhakemat, Unsur-ul Akide, s. 137, http://www.nuriklimi.org. Erişim tarihi: 20.06.2013.

[5] Said Nursi, Muhakemat, Unsur-ul Akide, s. 141, http://www.nuriklimi.org. Erişim tarihi: 20.06.2013.

[6] Said Nursi, Sözler, 16. Söz, Küçük bir Zeyl, s. 281, http://www.nuriklimi.org. Erişim tarihi: 20.06.2013.

[7] Nursi, B. S., İsaratül İcaz, Envar Neşriyat, İstanbul, 1998, s. 87-88.

[8] How Did Life Begin: An Interview with Andy Knoll,” NOVA Science Programming, PBS, http://www.pbs.org/wgbh/nova/origins/knoll.html

[9] Laplace, Pierre Simon, A Philosophical Essay on Probabilities, s. 4, translated from the 6th French edition by Frederick Wilson Truscott and Frederick Lincoln Emory, Dover Publications, New York, 1951.

[10] https://mybroadband.co.za/news/hardware/200748-how-a-computer-chip-is-created-from-sand-to-cpu.html; accessed: Dec. 29, 2018.

[11] https://en.wikipedia.org/wiki/Transistor_count; accessed: Dec. 29, 2018.

[12] Walter Isaacson, Einstein – His Life and Universe, s. 388, Simon & Schuster, New York, 2007.

[13] Laughlin, R. B., A Different Universe – Reinventing Physics from the Bottom Down, Basic Books, New York, 2005, p. back cover page.

[14] Aynı eser, preface, p. xiv.

[15] Aynı eser, preface, p. xv.

[16] Aynı eser, s. 45.



Etiketler: , , , , , ,
Kategoriler: Prof. Dr. Yunus Çengel

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?