Nurdan Haber

Bediüzzaman, Tevafuklu Kur’an ve Hattat Hamid -6

Bediüzzaman, Tevafuklu Kur’an ve Hattat Hamid -6
Avatar
Dr. Mehmet Rıza Derindağ( mehmetriza@nurdanhaber.com )
29 Aralık 2020 - 8:00

Bediüzzaman, Tevafuklu Kur’an ve Hattat Hamid -6

Lafzullah Tevafuku ve Hamid-İ Amidi’nin Kur’an’ından Örnekler 

Kur’an-ı Mücizülbeyan’da “Allah” lafzı 2806, Bismillâh’dakilerle beraber lâfz-ı Rahman, 159; lâfz-ı Rahîm, 220; lâfz-ı Gafûr, 61; lâfz-ı Rab, 846; lâfz-ı Hakîm, 86; lâfz-ı Alîm, 126; lâfz-ı Kadîr, 31; Lâ İlâhe İllâ Hû’daki Hû, 26 defa zikredilmiştir

Şimdi tevafuktaki bazı sırlara ve nüktelere ve güzelliklere bir bakalım ta ki bu bir beşer işi -Kur’an’ın 23 senede tamamlanan nüzulü da göz önünde bulundurularak tezekkür edilince- olmadığı fevkalbeşer bir ilahi mucizenin eseri bir desti inayetin ihsanı ve nihayet ancak ve ancak alemlerin Rabbi Allah’ın fiili yani kelamı olabileceği anlaşılsın. Şimdi Bediüzzaman’ın keşfedip talebelerinin yazıya döktüğü ve daha sonra Hattat Hamid ile zirvesini bulduğu, mananın madde planında muhteşem estetikle buluştuğu tevafuk misallerinden bazılarını Bediüzzaman’dan nakledelim; “Lâfzullah adedinde çok esrar ve nükteler var. Ezcümle: Lâfzullah ve Rab’dan sonra en ziyade zikredilen Rahman, Rahîm, Gafûr ve Hakîm ile beraber Lâfzullah, Kur’ân âyetlerinin nısfıdır. Hem Lâfzullah ve Allah lâfzı yerinde zikredilen lâfz-ı Rab ile beraber, yine nısfıdır. Çendan Rab lâfzı sekiz yüz kırk altı defa zikredilmiş, fakat dikkat edilse, beş yüz küsuru Allah lâfzı yerinde zikredilmiş; iki yüz küsuru öyle değildir.

Hem; Allah, Rahman, Rahîm, Alîm ve Lâ İlâhe İllâ Hû’daki Hû adediyle beraber yine nısfıdır. Fark yalnız dörttür. Ve Hû yerinde Kadîr ile beraber, yine mecmu-u âyâtın nısfıdır. Fark dokuzdur. Lâfz-ı Celâlin mecmuundaki nükteler çoktur.”[1]

Bu Esma-i İlahi ile alakalı harika tevafuklar gibi surelerde de muhteşem bir tevafuk silsilesini müşahede ediyoruz ki Kur’an’daki tevafuk mucizesine ayrı bir letafet katıyor, şöyle ki;

“İkinci Nükte: Sûreler itibariyledir. Onun dahi çok nükteleri var. Bir intizam, bir kasd ve bir iradeyi gösterir bir tarzda tevâfukâtı vardır. Sûre-i Bakarada, âyâtın adediyle lâfz-ı Celâlin adedi birdir. Fark dörttür ki, Allah lâfzı yerinde dört Hû lâfzı var. Meselâ: Lâ İlâhe İllâ Hû’daki Hû gibi onunla muvafakat tamam olur. Âl-i İmran’da, yine âyâtiyle lâfz-ı Celâl tevafuktadır, müsâvîdirler. Yalnız lâfz-ı Celâl, ikiyüz dokuzdur, âyet ikiyüzdür. Fark dokuzdur. Böyle meziyat-ı kelâmiyede ve belâgat nüktelerinde küçük farklar zarar vermez; takrîbî tevâfukât kâfidir. Sûre-i Nisâ, Mâide, En’am; üçünün mecmu-u âyetleri, mecmuundaki lâfz-ı Celâlin adedine tevafuktadır. Âyetlerin adedi dört yüz altmış dört, lâfz-ı Celâlin adedi dört yüz altmış bir; Bismillâh’daki Lâfzullah ile beraber tam tevafuktadır.

Hem meselâ: Baştaki beş sûrenin lâfz-ı Celâl adedi; Sûre-i A’raf, Enfâl, Tevbe, Yûnus, Hûd’daki lâfz-ı Celâl adedinin iki mislidir. Demek bu âhirdeki beş, evvelki beşin nısfıdır. Sonra gelen sûre-i Yûsuf, Ra’d, İbrahim, Hicr, Nahl sûrelerindeki lâfz-ı Celâl adedi, o nısfın nısfıdır. Sonra Sûre-i İsrâ, Kehf, Meryem, Tâhâ, Enbiyâ, Hac; o nısfın, nısfının nısfıdır. Sonra gelen beşer beşer, takriben o nisbetle gidiyor; yalnız bâzı küsuratla fark var. Öyle farklar, böyle makam-ı hitabîde zarar vermez. Meselâ; bir kısım yüz yirmi bir, bir kısmı yüz yirmi beş; bir kısmı yüz elli dört, bir kısmı yüz elli dokuzdur. Sonra, Sûre-i Zühruf’dan başlayan beş sûre; o nısıf, nısf-ı nısfın nısfına iniyor. Sure-i Necm’den başlayan beş; o nısf-ı nısf, nısf-ı nısfın nısfıdır; fakat takrîbîdir. Küçük küsuratın farkları, böyle makamat-ı hitâbiyede zarar vermez. Sonra gelen küçük beşler içinde, üç beşlerin, yalnız üçer adet lâfz-ı Celâli var. İşte bu vaziyet gösteriyor ki; lâfz-ı Celâlin adedine tesadüf karışmamış; bir hikmet ve intizam ile adetleri tâyin edilmiş.” [2]

Evet Kâinatı bir hikmet, nizam ve intizam ile yaratan yaratıcı kudretinin, ilminin ve iradesinin tecellisini matematiksel kodlarla güzelleştiriyor. Ve hilkate başka hiçbir mahlukun, mevcudun, sebebin dahli olmadığını gösteriyor. Kudretin tecellisi kâinatta bunu yapan dest-i Samedani kelamın tecellisi olan Kur’an’da da bunu yapıyor ve bütün cin ve insi aciz bırakıyor! Bu muazzam tecellinin sahifelere yansıtılması, bu muhteşem güzelliğin Kur’an hattında tecellisi fevkalade bir cihad-ı manevi oluyor ve kör gözlere dahi Kur’an ancak ve ancak alim-i mutlak bir Zat’ın muhit ilminin ve ezeli kelamının neticesidir dedirtiyor!

Bu kadar güzelliğe bir de sahifeler arasındaki tevafukatın estetiği ekleniyor ki artık bu yıldızlarla yaldızlanmış mehtaplı bir gecede semayı seyretmek gibi insana ülfet, ünsiyet ve hayret veriyor! Haza kelamullah dedirtiyor! Hattat Hamid’in nesihteki istidad ve kabiliyetinin bu manalarla birleşmesinden hasıl olan Kur’an’a bakan birisi muhteşem bir teleskopla fezanın gezegenleri arasında haşmet ve rububiyet-i ilahiyeyi temaşaya doymayan bir kozmoğrafyacı gibi kendisini hissediyor! Bir kalem kelama bu kadar mı yakışır fetebarekallah demeden kendinizi alamıyorsunuz! Evet Kur’an belagatıyla mucizedir, Kur’an ifhamıyla mucizedir, Kur’an maanisiyle mucizedir, Kur’an kalbe şifa, derde deva, ruha gıda hem bir kitab-ı davet, hem bir kitab-ı hüküm, hem bir kitab-ı duadır… Kur’an asırları aydınlatan meşaledir, yol gösteren rehberdir, şeriat-ı garray-ı Ahmediyedir! Kur’an’nın manasındaki asırları kuşatıcı hali elbette ki alakayı, odaklanmayı, üzerinde tefekkür ve tezekkür ile istifade etmeyi gerektirir fakat bütün bu güzellikleri Cenab-ı Hak bir de böyle bir gılaf ile süslemiş ona da insan kayıtsız kalmamalıdır. Bir Sultan tebaasına gönderdiği hediye ve behiyeleri bir un çuvalında göndermez, kendisine layık cevizden meşeden güzel kutular yaptırtır, o kutuları da mücevherlerle donatır öyle gönderir, adeta Kur’an ben-i beşere Sultan-ı Kâinatın bir behiyyesidir, ve bu behiyye tevafuk gılafına sarılı hediye edilmiş o gılaf yahut zarfta ki güzellikler son asr-ı ahirzamanda ortaya çıkmış tam ihtiyaç zamanında ortaya çıkartılan bu güzellikler Hattat Hamid-i Amidi tarafından mücessem hale getirilmiştir! Gelelim sahifeler nisbetine;

“Bir sahifede olan lâfz-ı Celâl adedi, o sahifenin sağ yüzü ve o yüze karşıki sahifeye ve bâzen soldaki karşıki sahife ve karşının arka yüzüne bakar. Ben kendi Nüsha-i Kur’âniye’mde bu tevafuku tedkik ettim. Ekseriyetle gayet güzel bir nisbet-i adediye ile bir tevafuk gördüm. Nüshama da işaretler koydum. Çok defa müsâvî olur. Bâzen nısıf veyahut sülüs oluyor. Bir hikmet ve intizamı ihsas eden bir vaziyeti vardır.

(Bediüzzaman’ın burada bahsini ettiği nüsha Hafız Hasan Rıza nüshası olabilir)

Dördüncü Nükte: Sahife-i vâhiddeki tevâfukâttır. Kardeşlerimle üç-dört ayrı ayrı nüshaları mukabele ettik. Umumunda tevâfukât matlub olduğuna kanaatımız geldi. Yalnız, matbaa müstensihleri başka  maksadları tâkip ettiklerinden, bir derece tevâfukâtta intizamsızlık düşmüş. Tanzim edilse, pek nâdir istisna ile, mecmu-u Kur’ân’da iki bin sekiz yüz altı lâfz-ı Celâlin adedinde tevâfukât görünecektir. Ve bunda bir şûle-i i’caz parlıyor. Çünkü fikr-i beşer, bu pek geniş sahifeyi ihâta edemez ve karışamaz. Tesadüfün ise, bu mânidar ve hikmetdar vaziyete eli ulaşamaz.

Dördüncü Nükteyi bir derece göstermek için, yeni bir mushaf yazdırıyoruz ki; en münteşir Mushafların aynı sahife, aynı satırlarını muhafaza etmekle beraber, sanatkârların lâkaydlığı te’siriyle adem-i intizama mâruz kalan yerleri tanzim edip, tevâfukâtın hakikî intizamı inşâallah gösterilecektir ve gösterildi. [3]

[1] Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Envar Neşriyat İstanbul 2016, 442.

[2] Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Envar Neşriyat İstanbul 2016, 442.

[3] Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Envar Neşriyat İstanbul 2016, 442.

 

 

Dr. Mehmet Rıza Derindağ

Devam Edecek

Bediüzzaman, Tevafuklu Kur’an ve Hattat Hamid-1

Bediüzzaman, Tevafuklu Kur’an ve Hattat Hamid -2

Bediüzzaman, Tevafuklu Kur’an ve Hattat Hamid -3

Bediüzzaman, Tevafuklu Kur’an ve Hattat Hamid-4

Bediüzzaman, Tevafuklu Kur’an ve Hattat Hamid -5

Alem-i İslamGenelİslam ve HayatNur TalebeleriTürkiyeYazarlarımız
Bediüzzaman, Tevafuklu Kur’an ve Hattat Hamid-4
Alem-i İslamDünyaGenelGündemİslam ve HayatNur Talebeleri
Küba’dan Hüsnü Ağabey’e Mektup Var!
Alem-i İslamDünyaGenelGündemİslam ve Hayat
Fransa’da İslamofobi Protesto Edildi